Rızai'den ABD'ye Hürmüz Boğazı uyarısı

img
Rızai'den ABD'ye Hürmüz Boğazı uyarısı YDH

Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi üyesi Muhsin Rızai, İran'ın "stratejik sabrının" arkasında "derin ve devrimci bir öfke" bulunduğunu belirterek, ABD'nin Hürmüz Boğazı ve Fars Körfezi'nde askeri adım atması halinde İran'ın "kararlı, acı verici ve benzeri görülmemiş" karşılık vereceğini söyledi.




YDH - İran Devrim Lideri'nin danışmanı ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi üyesi Tümgeneral Muhsin Rızai, İran İslam Cumhuriyeti'nin stratejik sabrının arkasında İran halkında "derin ve devrimci bir öfke" bulunduğunu belirterek, "düşmanın çizilen sınırları aşmak istemesi halinde" İran'ın kararlı karşılık vereceğini söyledi.

El-Alem kanalına mülakat veren Rızai, İran-Irak Savaşı sırasında Arap ülkelerinin Saddam Hüseyin yönetimine verdiği mali desteğe değindi. Saddam'ın Arap ülkelerinin yöneticileriyle, Irak Merkez Bankası rezervlerinin savaşta harcanması halinde Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin bu maliyetleri karşılaması konusunda anlaştığını ifade eden Rızai, sekiz yıl süren savaş boyunca Arap ülkelerinin Saddam Hüseyin'e 80 milyar dolardan fazla destek sağladığını söyledi.

ABD'deki mevcut duruma da değinen Rızai, Donald Trump ve ABD ordusunun "gerçek bir çıkmaz" içinde olduğunu belirtti. ABD'nin savaşa girmesi halinde "sonu olmayan bir çıkmazla" karşılaşacağını söyleyen Rızai, Hürmüz Boğazı'ndan başlayıp FARs Körfezi, Umman Denizi, Bab el Mendeb Boğazı ve Hint Okyanusu'na uzanacak hattın geniş çaplı savaşa yol açacağını ifade etti.

Rızai, Amerikalıların bu koşulları gördükleri için bir yandan savaş tehdidinde bulunduğunu, diğer yandan da müzakerelerde İran'dan Hürmüz Boğazı üzerindeki yönetimini bırakmasını ve zenginleştirilmiş materyalleri teslim etmesini talep ettiğini söyledi.

Muhsin Rızai, Hürmüz Boğazı konusunda İran İslam Cumhuriyeti'nin bu geçidi yönetmek için "haklı gerekçeleri" bulunduğunu ifade etti.

İran'ın Fars Körfezi'nin askeri operasyonlar ve güvensizlik sahasına dönüşmesini istemediğini söyleyen Rızai, İran İslam Cumhuriyeti'nin şimdiye kadar bölgede askeri operasyonları ve güvensizliği engellemeyi başardığını kaydetti.

Rızai, Hürmüz Boğazı'nın serbest ticarete değil, bölgedeki askeri operasyonlar ve savaşa kapalı olduğunu belirtti.

Devrim Muhafızları Donanması'nın, kimlik tespiti ve kayıt işlemlerinin ardından farklı ülkelere ait gemilerin bu geçitten güvenli biçimde geçmesine izin verdiğini söyledi.

Son 47 yılda bu tür bir yönetimin bulunmaması nedeniyle Saddam Hüseyin'in mühimmat ithalatını bu geçit üzerinden gerçekleştirdiğini ve bunları İran halkına karşı kullandığını ifade eden Rızai, 12 Gün Savaşı sırasında da büyük miktarda Amerikan mühimmatının Hürmüz Boğazı üzerinden İran'a karşı kullanılmak üzere kaçırıldığını söyledi.

Rızai, güvenliğin İran açısından "son derece önemli" olduğunu belirterek, "Hürmüz Boğazı'nın yönetimi İran İslam Cumhuriyeti'nin yasal hakkı" dedi.

Uranyum zenginleştirme meselesine de değinen Rızai, İran'ın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'nın tarafı olduğunu ve nükleer faaliyetlerinin her zaman Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın gözetimi altında yürütüldüğünü söyledi.

Rızai, UAEA müfettişlerinin İran tesislerini 20 ila 30'dan fazla kez ziyaret ettiğini belirtti. Amerikan istihbarat teşkilatlarının da İran'ın nükleer faaliyetlerinde herhangi bir sapma bulunmadığını teyit ettiğini ifade etti.

Uranyum zenginleştirmenin sağlık, tedavi, tarım, sanayi ve ülkenin ihtiyaç duyduğu hassas cihazların üretimi gibi barışçıl amaçlarla yürütüldüğünü söyleyen Rızai, İran İslam Cumhuriyeti'nin bu konuda uluslararası düzenlemelere bağlı kaldığını kaydetti.

ABD'nin baskı ve "aşırı taleplerine" de değinen Rızai, bu baskıların sonuç vermediğini ve vermeyeceğini söyledi. ABD'nin şu anda "çıkmaz" içinde bulunduğunu ifade etti.

Rızai, mevcut durumda Washington'un önünde iki seçenek bulunduğunu söyledi. Bunlardan ilkinin savaş alanında zafer elde etmek amacıyla savaşa girmek, ikincisinin ise müzakereler üzerinden mücadeleyi kazanmaya çalışmak olduğunu belirtti.

İran liderinin bugün açık biçimde İran İslam Cumhuriyeti yetkililerinin kendilerini değil İran halkını temsil ettiğini söylediğini aktaran Rızai, İranlı yetkililerin halkın haklarından başkaları adına taviz veremeyeceğini ifade etti.

Bölgedeki askeri ve güvenlik meselelerine de değinen Rızai, ABD'nin Hürmüz Boğazı'nı geçmeyi başarsa bile Fars Körfezi'nin coğrafi ve askeri gerçekliğiyle karşılaşacağını söyledi.

Fars Körfezi'nin yaklaşık 600 kilometre uzunluğunda olduğunu belirten Rızai, geçen gemilerin İran kıyılarına en yakın mesafesinin yaklaşık 50 kilometre, en uzak mesafesinin ise yaklaşık 150 kilometre olduğunu ifade etti.

İran İslam Cumhuriyeti'nin Hürmüz Boğazı'nda 200 kilometrelik yarıçap içinde karşılık verme kapasitesine sahip olduğunu söyleyen Rızai, İran'ın Fars Körfezi'nin tamamında askeri çatışma ve mücadele yürütme kapasitesi bulunduğunu da dile getirdi.

Amerikalı askeri komutanların bu bölgeye girmenin "tehlikeli ve karanlık bir koridora" girmek anlamına geldiğini çok iyi bildiğini ifade eden Rızai, bu nedenle komutanların sonuçları konusunda uyarıda bulunduğunu söyledi.

Trump ve "Amerikan savaş bakanının" böyle bir adım atması halinde savaşın yalnızca Hürmüz Boğazı ve Fars Körfezi'yle sınırlı kalmayacağını belirten Rızai, çatışmaların Kızıldeniz, Bab el Mendeb ve Hint Okyanusu'na da yayılacağını söyledi. Amerikalıların bu tablodan ilk kaçacak taraf olacağını ifade etti.

Rızai, Hürmüz Boğazı'na yönelik herhangi bir askeri adım atılması ve Fars Körfezi'ne girilmeye çalışılması halinde İran İslam Cumhuriyeti'nin karşılığının "kararlı, acı verici ve benzeri görülmemiş" olacağını söyledi.

İran İslam Cumhuriyeti'nin şimdiye kadar kapasitesine rağmen deniz ablukasına karşı herhangi bir adım atmaktan kaçındığını ifade eden Rızai, durumun tırmanması halinde bu ablukayı kıracağını söyledi.

Rızai, İran İslam Cumhuriyeti'nin gündeme getirebileceği diğer seçeneklerden birinin Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Anlaşması'ndan çekilmek olduğunu söyledi. Bunun karşı taraf açısından "ağır sonuçlar" doğuracağını ifade eden Rızai, bu yolun "intihar ve yıkım yolu" olduğunu, ABD'nin bundan uzak durması gerektiğini belirtti.

Müzakere sürecine de değinen Rızai, İran İslam Cumhuriyeti'nin İran halkının haklarını savunmak amacıyla "dürüst biçimde" müzakere yürüttüğünü söyledi.

Savaş ve gerilimin sürmesinin Amerikan ekonomisini ve Amerikan halkını da krize sürükleyeceği konusunda ABD'yi uyardıklarını ifade etti.

Rızai, İran İslam Cumhuriyeti'nin ABD ile, Washington'un "İmam liderin", komutanların ve İran'daki önde gelen isimlerin öldürülmesinden sorumlu olduğu bir dönemde müzakere ettiğini söyledi.

Bu diyaloğun Amerikalılar açısından "fırsat ve kazanım" olarak görülmesi gerektiğini belirtti.

Muhsin Rızai, konuşmasının sonunda İran İslam Cumhuriyeti'nin stratejik sabrının arkasında İran halkında "derin ve devrimci bir öfke" bulunduğunu yineledi.

Düşman çizilen sınırları aşmak isterse İran İslam Cumhuriyeti'nin kararlı karşılık vereceğini de ekledi.