İran adım adım bir anlaşma dayatıyor

img
İran adım adım bir anlaşma dayatıyor YDH

❝Bu durum birçok çevre tarafından, İran'ın 'zaman kazanma' stratejisiyle Amerikan pozisyonunu aşındırdığı ve taktiksel bir zafer elde ettiği şeklinde yorumlanıyor.❞




Muhammed Hacavi

YDH- El-Ahbar yazarı Muhammed Hacavi, İran’ın Washington’ın dayattığı "kapsamlı ve eş zamanlı taviz" modelini devre dışı bırakarak, müzakere sürecini "aşamalı ve öncelikle savaşı bitirmeye" odaklı bir takvime hapsettiğine dikkat çekiyor. Hacavi’ye göre bu durum, Tahran’ın stratejik inisiyatifi elinde tuttuğu ve oyun kurucu konumunu koruduğu bir kazanımı temsil ediyor.

 

✱✱✱


İran ile ABD arasında ateşkesin ilan edilmesinin üzerinden yaklaşık 50 gün geçti ve taraflar, kapsamlı veya nihai olmasa da bir anlaşmaya varmaya oldukça yaklaştı.

Bu mutabakatın, öncelikle savaşı bitirmeye odaklanan ve kilit detayların 30 ila 60 gün içinde müzakere edileceği bir "ön anlaşma" niteliği taşıdığı anlaşılıyor.

Raporun hazırlandığı an itibarıyla anlaşma resmen açıklanmasa da İranlı, Amerikalı ve Pakistanlı yetkililer, metnin bazı ifadeleri üzerindeki görüş ayrılıklarına rağmen sürecin tamamlanmak üzere olduğunu teyit ediyor.

Amerikan ve İran kaynaklarından gelen bilgilerdeki farklılıklara karşın, potansiyel anlaşmanın aşamalı bir yaklaşıma dayandığı net bir şekilde görülüyor.

Özünde savaşı bitirmeyi hedefleyen ve 30-60 günlük bir takvime yayılan bu ön anlaşma; ateşkesin sürmesini, İran'ın Hürmüz Boğazı'nı yeniden açmasını, ABD'nin İran limanlarına uyguladığı deniz ablukasını kaldırmasını ve dondurulmuş İran varlıklarının bir kısmının serbest bırakılmasını kapsıyor.

Aynı süreçte, Tahran'a yönelik ekonomik yaptırımların kaldırılması karşılığında, İran'ın nükleer programının sınırlandırılmasına dair temel konularda müzakerelere başlanması planlanıyor.

Anlaşmaya dair haberlere ilk resmi tepkiyi veren İran Cumhurbaşkanı Mesud Pizişkiyan dün yaptığı açıklamada, "Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nin yanı sıra Devrim Lideri Mücteba Hamenei'nin onayı ve koordinasyonu olmaksızın hiçbir karar alınamaz" vurgusunda bulundu.

Birleşik bir ulusal duruşun önemine işaret eden Pizişkiyan, "Diplomasi alanında bir karar alındığında, İslam Cumhuriyeti'nden dünyaya tek ve tutarlı bir sesin yansıması adına tüm kurumlar ve platformlar bu kararı desteklemelidir" dedi.

Bu esnada Hatemu'l Enbiya Merkez Karargahı Komutanı Ali Abdullahi'nin açıklamaları, İran askeri yönetiminin mevcut durumun kırılganlığını bildiğini ve Amerikan tarafına temkinli yaklaştığını ortaya koydu.

Abdullahi, "Savaş halindeyiz ve tüm silahlı kuvvetlerimiz her kademeden düşmana karşı teyakkuz durumundadır" şeklinde konuştu.

Potansiyel anlaşmada benimsenen aşamalı yaklaşım, İran'ın stratejik vizyonuyla daha çok örtüşüyor.

Ateşkesten üç gün sonra İslamabad'da gerçekleştirilen ve tüm tartışmalı konuların aynı anda masaya getirilmesi nedeniyle başarısızlıkla sonuçlanan doğrudan müzakerelerin ardından Tahran, konuları ayrıştıran yeni bir strateji izledi.

Bu vizyon; nükleer program ve yaptırımların kaldırılması gibi çetrefilli meselelerden önce savaşı bitirmeyi, Hürmüz Boğazı'nı açmayı ve deniz ablukasını kaldırmayı önceliklendiriyordu.

Washington, haftalarca bu yaklaşıma direnip zenginleştirilmiş uranyum stokunun imhasını da içeren "kapsamlı bir anlaşma" konusunda ısrar etse de, nihayetinde aşamalı yaklaşımı kabul ederek fiilen İran'ın modeline rıza göstermiş oldu.

Bu durum birçok çevre tarafından, İran'ın "zaman kazanma" stratejisiyle Amerikan pozisyonunu aşındırdığı ve taktiksel bir zafer elde ettiği şeklinde yorumlanıyor.

Gelişmeler ABD Cumhuriyetçi Partisi kanadında sert eleştirilere yol açtı; özellikle Trump'ın savaştan stratejik hedeflerine ulaşamadan çıktığı yönündeki suçlamaların önümüzdeki günlerde şiddetlenmesi bekleniyor.

Anlaşmanın aşamalı yapısı, Trump'ın İran'ı tek seferde büyük tavizlere zorlama politikasını engellediği için Tahran'ın işine gelse de bu durum, mutabakatı kırılgan ve çökmeye açık bir hale getiriyor.

Taraflardan herhangi birinin bir aşamada yükümlülüğünü yerine getirmemesi, süreci tamamen rayından çıkarabilir.

Müzakerelerdeki en büyük düğüm ise İran'ın nükleer programına getirilecek kısıtlamaların kapsamı; taraflar bu geçiş döneminde uzlaşamazsa, süreç savaş öncesi noktaya geri dönebilir.

Bu risk, İsrail'in ABD üzerindeki baskısını artırarak süreci sabote etme girişimiyle daha da derinleşiyor.

Taslak anlaşmayı sert bir dille eleştiren eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, mutabakatın "Önce Amerika" mottosuyla taban tabana zıt olduğunu savunarak, projeyi Obama döneminin 2015 nükleer anlaşmasıyla kıyasladı.

Planın "Wendy Sherman, Robert Malley ve Ben Rhodes ekolünün eseri" olduğunu iddia eden Pompeo, sonucun "Devrim Muhafızları'nı kitle imha silahları geliştirmeleri ve dünyayı terörize etmeleri için finanse etmekten" başka bir şey olmayacağını öne sürdü.

Teksas Cumhuriyetçi Senatörü Ted Cruz ise X üzerinden, "İran rejiminin tüm bu süreç sonunda uranyum zenginleştirme, nükleer silah geliştirme ve Hürmüz Boğazı'nı kontrol etme kapasitesini korumasına izin vermek felaket bir hata olur" diyerek endişelerini dile getirdi.

İsrail yanlısı senatör Lindsey Graham da İslam Cumhuriyeti'nin bölgesel gücünü korumasının "İsrail için bir kâbus" olacağını belirterek, İran'ın Körfez petrol altyapısını tehdit etme kabiliyetinin sürmesinin güç dengesini kökten İran lehine değiştireceği uyarısında bulundu.

İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu ise kendini bu anlaşma taslağının içinde bulunca, Trump ile "nükleer tehdidin tamamen ortadan kaldırılması" gerektiği konusunda hemfikir olduklarını, bunun da tesislerin sökülmesini ve zenginleştirilmiş malzemenin ülke dışına çıkarılmasını şart koştuğunu vurguladı.

Netanyahu, Trump'ın kendisine "Lübnan dahil her alandaki savunma hakkını" yeniden teyit ettiğini öne sürerken, Axios'un aktardığına göre İsrailli bir yetkili, Netanyahu'nun Hizbullah'a karşı savaşı sona erdirme şartları konusunda Trump'a endişelerini ilettiğini belirtti.

Eleştiriler karşısında mutabakatı savunan Trump ise "Sadece iyi haberler gelecek. Ben kötü anlaşmalar yapmam" demekle yetinerek içeriğe dair detay vermekten kaçındı.

Üstelik TruthSocial hesabından, bir savaş uçağının gemiye saldırdığını gösteren yapay zeka ürünü bir görseli "Hoşça kal" notuyla paylaştı.

Süreci yürüten diplomasi trafiğine dair Washington Post'un Pakistanlı bir yetkiliye dayandırdığı habere göre ise, Pakistan Ordusu Komutanı General Asim Münir, özellikle Hürmüz Boğazı'nın kontrolü ve İran'ın nükleer geleceği konularında taraflar arasındaki uçurumu kapatmak için yoğun çaba harcıyor.


Çeviri: YDH



Makaleler

Güncel