Emekli Albay Macgregor: Mali kriz ABD'nin askeri hegemonyasını zorunlu olarak bitirecek

img
Emekli Albay Macgregor: Mali kriz ABD'nin askeri hegemonyasını zorunlu olarak bitirecek YDH

ABD'li emekli Albay Douglas Macgregor, ABD ve Avrupa'daki karar alıcıların savaşı kışkırtan politikalarına rağmen, Batı ittifakının ciddi bir ekonomik çöküşün eşiğinde olduğunu ve mali imkansızlıkların Washington'ı denizaşırı askeri varlığını tamamen sonlandırmaya zorlayacağını vurguladı.




YDH - İsviçreli akademisyen Dr. Pascal Lottaz'ın Tarafsızlık Çalışmaları adlı YouTube kanalına konuk olan ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon) eski Danışmanı ve emekli Albay Douglas Macgregor, Ukrayna'daki savaşın gidişatı, Batı ittifakının askeri kapasitesi ve ABD'nin küresel askeri hegemonyasının geleceğine dair değerlendirmelerde bulundu.

Macgregor, Ukrayna'da gelinen aşamayı stratejik bir dönüm noktası olarak nitelendirirken, Washington ve Brüksel'deki elitlerin gerçeklerden kopuk politikalarının hem askeri hem de ekonomik bir yıkıma zemin hazırladığını belirtti.

"Ukrayna'yı Rusya'ya karşı bir koçbaşı olarak kullanmak istediler"

Ukrayna'da yaşanan çatışmaların arka planına değinen emekli Albay Douglas Macgregor, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in askeri harekatı başlatma gerekçelerinin Batı medyasında çarpıtıldığını ifade etti.

Macgregor, Rus liderin başlangıçta durumun sadece Kiev ile Moskova arasında bir uzlaşı meselesi olmadığını zamanla anladığını belirterek şu ifadeleri kullandı:

"Bu savaş uzadıkça uzadı. Batı'da insanlar her zaman bunun nedenini soruyor ve 'Ruslar zayıf, ne yaptıklarını bilmiyorlar, Putin'in iradesi eksik' gibi yanıtlar veriyorlar. Bunların hepsi saçmalık. Devlet Başkanı Putin bu özel askeri harekatı savunma amacıyla başlattı. Ukrayna'yı Rusya'ya karşı kullanılabilecek askeri bir koçbaşı haline getirme yönündeki çok ciddi girişimi sonradan fark etti. Bu sürecin, küreselciler tarafından yönetilen, Rusya'yı yok etme, parçalama, sömürme ve dünya sahnesinde etkisiz kılma yönünde koordineli bir çaba olduğunu keşfetmesi zaman aldı."

Putin'in askeri planlamasında Rus askerlerinin hayatını korumaya büyük önem verdiğini belirten Macgregor, Rus liderin tarihi şahsiyetler arasında en insancıl yaklaşımı sergileyen yönetici olduğunu dile getirdi.

Macgregor, Rusya içindeki kamuoyu desteğinin yüzde 82 ila yüzde 84 seviyesinde seyrettiğini, uygulanan ekonomik yaptırımların ise Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov'un da belirttiği gibi artık işlevsiz kaldığını aktardı.

"Ukrayna ordusu bir milyondan fazla kayıp vererek tamamen tükendi"

Savaşın sahadaki askeri bilançosuna dikkat çeken Macgregor, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri'nin insan kaynağı ve teçhizat açısından geri dönülemez bir yıkım yaşadığını bildirdi.

Ukrayna'nın kayıplarının Batı medyasında gizlendiğini ifade eden emekli Albay, askeri gerçekliği şu sözlerle özetledi:

"Ukrayna güçleri tamamen tükendi. Farklı kaynaklara göre en az 1 milyon, hatta bazı verilere göre 1,5 ila 1,8 milyon arasında ölü verdiler. Şimdi bu sayının daha da yüksek olduğunu ve buna ek olarak bir milyon yaralı bulunduğunu duymaya başladık. Bu yaralıların büyük kısmı, aldıkları ağır hasarlar nedeniyle bir daha asla göreve dönemeyecek. Saf askeri açıdan bakıldığında Ruslar olağanüstü bir başarı elde etti ve çok etkili bir güç inşa etti. Kiev'deki rejim artık Rusya'nın varlığı için hayati bir tehdit oluşturamasa da hala zarar verme kabiliyetine sahip ve biz ile Avrupalılar onları desteklemeye devam ediyoruz."

Macgregor, Ukrayna'nın sivil hedeflere yönelik saldırılarına Batı'nın doğrudan lojistik ve istihbarat desteği sağladığını kaydetti.

ABD ve müttefiklerinin, uzun menzilli insansız hava araçlarının uçuş rotalarını çizdiğini, keşif uçaklarıyla Rus uçaksavar, radar, askeri tesis ve rafinerilerinin koordinatlarını Ukrayna'ya teslim ettiğini belirtti.

"Rusya güneyden nehri geçerek tarihi Rus şehri Odessa'yı alacak"

Ukrayna'daki askeri operasyonların yeni bir faza geçmek üzere olduğunu öngören Macgregor, Rus ordusunun stratejik hamlelerle savaşı sonlandırmaya hazırlandığını açıkladı.

Sadece havadan yapılan saldırıların geçici bir felç etkisi yarattığını, kalıcı sonuç için kara harekatının şart olduğunu vurgulayan emekli Albay, Rusya'nın olası askeri rotalarını şu şekilde paylaştı:

"Rusların sahada harekete geçmekten ve bunu bitirmekten başka çaresi kalmadı. Yakında Odessa'yı ele geçirmek üzere tasarlanmış operasyonları izleyeceğiz. Rus kuvvetlerinin Dinyeper Nehri'nin güney ucundan geçerek Odessa'yı alacağını düşünüyorum. Neden Odessa? Çünkü burası denize açılan kapı. Ukrayna'nın denizle bağlantısını keserseniz, ülkeye sokulabilecek paralı asker, silah, ekipman ve gıda akışını durdurursunuz. Ayrıca Odessa, Katerina ve Kırım'dan Osmanlı Türklerini ve Tatarları çıkaran generaller tarafından kurulmuş tarihi bir Rus şehridir."

Macgregor, Kiev'in kuzeyinde, Belarus sınırında çok büyük bir Rus askeri yığınağı bulunduğunu ve bu kuvvete yaklaşık 20 ila 30 bin Kuzey Kore askerinin de eşlik ettiğini kaydetti.

Kiev'in doğusunda da nehre bakan ikinci bir büyük askeri yoğunlaşma olduğunu belirten Macgregor, Rus ordusunun güneyden Odessa'ya, kuzeyden ve doğudan ise Kiev'e doğru üç koldan kıskaç hareketi başlatabileceğini ifade etti.

"Almanya'da AfD iktidara gelirse ABD ordusunun ülkeyi terk etmesini isteyecek"

Avrupa siyasetindeki değişimlerin savaşa doğrudan etki edeceğini belirten Macgregor, özellikle Almanya'daki ekonomik ve toplumsal krizin küreselci hükümetleri köşeye sıkıştırdığını söyledi.

Eski Başbakan Angela Merkel'in kontrolsüz göçmen politikalarının ve sanayisizleşme adımlarının Almanya'yı uçuruma sürüklediğini belirten Macgregor, Almanya için Alternatif (AfD) partisinin yükselişine işaret etti:

"Almanya'da AfD lideri Alice Weidel'ın açıklamalarından net olarak anlaşılıyor ki iktidara geldiklerinde ilk olarak bu savaşı bitirmek ve Ukrayna'ya silah desteğini durdurmak isteyecekler. İkinci olarak Moskova'ya gidip Amerikan sıvılaştırılmış doğal gazına fahiş fiyatlar ödemek yerine yeniden makul fiyatlı Rus enerjisi almak için anlaşma yapacaklar. Üçüncü ve en önemlisi ise ABD'nin Almanya'yı terk etmesini talep edecekler. Biz 1990'lardan beri Almanya'yı, tıpkı Japon İmparatorluğu'nun Çin'i işgal etmek için Tayvan'ı üs olarak kullanması gibi bir sıçrama tahtası olarak kullandık. Almanlar artık bundan bıktı."

Macgregor, ABD ordusunun dünyanın dört bir yanında askeri varlık gösterme saplantısının modern füze teknolojileri karşısında savunmasız kaldığını, İran veya Rusya gibi aktörlerin hassas güdümlü füzeleri ve uydu takip sistemleri nedeniyle ileri karakollardaki ABD askerlerinin hedef konumunda olduğunu ekledi.

"Washington'daki elitler 30 yıldır bir boşluk içinde hareket ediyor"

ABD halkının genel olarak dış dünyadaki savaşlarla ilgilenmediğini, ancak Washington'daki siyaset yapıcıların otuz yılı aşkın süredir kendi halklarından tamamen kopuk kararlar aldığını söyleyen Macgregor, ülkesinin askeri müdahale geçmişine yönelik özeleştirilerde bulundu:

"Washington'daki insanlar otuz yıldır bir boşlukta hareket ediyorlar. Ülke içindeki hiç kimseyi etkilemediği sürece, istedikleri yere asker göndermelerine, sevmedikleri herkese saldırmalarına izin verildi. Vietnam'da da aynısını yaptılar. Savaş bittiğinde iflas etmiştik, bu yüzden altın standardından çıktık. Vietnam'ı öylece terk ettik ve orada 2 milyona yakın insanı öldürdüğümüz için hiçbir zaman kamuoyu önünde özür dilemedik. Kore'de, Irak'ta ve Afganistan'da da kaybettik ama bu durum içeride hissedilmediği için kimsenin umurunda olmadı. Ancak şimdi durum değişti."

Macgregor, ABD'de nisan ayında yüzde 3,2'den yüzde 3,8'e yükselen enflasyonun yaz aylarında yüzde 6 seviyelerine çıkmasının beklendiğini hatırlattı.

Enflasyonu dizginlemek için faiz oranlarının artırılması durumunda ABD finansal sisteminin çökeceğini ve ekonominin içe doğru patlayacağını kaydeden emekli Albay, ülkenin en büyük sorununun dış tehditler değil, kontrolsüz harcamalar ve kötü ekonomi yönetimi olduğunu vurguladı.

"Hükümet kendi kendini düzeltemez, sistem kaçınılmaz olarak çökecek"

ABD'nin borç sarmalı ve bütçe açıkları nedeniyle küresel askeri operasyonlarını fonlayamayacak noktaya geldiğini belirten Macgregor, mevcut iki partili sistemin de bu sorunu çözme kapasitesinin olmadığını ifade etti.

İki partinin de savaş sanayisinin kontrolsüz harcamalarından beslendiğini söyleyen Macgregor, süreci şu benzetmeyle açıkladı:

"Uyuşturucu bağımlılarıyla dolu bir odaya girip onlardan diğer bağımlıların bu alışkanlığı bırakması için yardım istemek gibidir bu. Bağımlı, başkasının kurtulmasına yardım etmez. Bu hükümetin kendi kendini düzeltmesini bekleyemeyiz. Dolayısıyla hükümet çökecek. Tıpkı Sovyetler Birliği'nin yıkılışından hemen önce olduğu gibi, bir gün aniden birileri 'Bu şekilde devam edemeyiz' diyecek ve aceleyle, kötü planlanmış kararlar alınacak. Afganistan'dan kaçışımızda yaşanan düzensizliğin bir benzerini diğer bölgelerde de göreceğiz çünkü içerideki ekonomik aciliyetler, denizaşırı maceraların önemini tamamen yok edecek."

Askeri bütçenin kısılmasının en kolay hedef olduğunu belirten Macgregor, ABD ordusunun üst rütbelerinde inanılmaz bir hantallık yaşandığını dile getirdi.

İkinci Dünya Savaşı'nın en yoğun döneminde ABD ordusunda sadece 7 adet dört yıldızlı general bulunurken bugün bu sayının 40'ın üzerinde olmasının absürt bir durum teşkil ettiğini kaydetti.

"Dünyanın hiçbir ülkesi ABD'nin kopyası olmak istemiyor"

ABD'nin Latin Amerika ve Karayipler'deki müdahaleci politikalarını da eleştiren Macgregor, Porto Riko'nun ABD bütçesi için verimsiz bir kara delik olduğunu ve Washington'ın buradan tamamen çekilmesi gerektiğini söyledi.

Donald Trump'ın Küba'yı "özgürleştirme" yönündeki retoriklerinin askeri açıdan bir karşılığı olmadığını belirten Macgregor, dış politikada yeni bir anlayışın benimsenmesi gerektiğini ifade etti:

"Küba'ya Amerikan askerleriyle girmek büyük bir hata olur. Bunu 20. yüzyılın ilk yarısında üç kez yaptık ve her seferinde başarısız olduk. Artık iki şeyi anlamaya alışmalıyız. Birincisi, dünyanın hiçbir ülkesi ABD'nin kopyası olmak istemiyor. İkincisi, bizim yönetim şeklimiz dışında da yönetim biçimleri mevcuttur. Farklı kültürlere, tarihe ve coğrafyaya sahip insanlar işleri bizden farklı yapacaklardır ve bu onların bir tehdit olduğu anlamına gelmez."

İran örneğinde de benzer hataların yapıldığını belirten Macgregor, İsrail lobisinin baskısıyla İran'ı yok etme hedefinin askeri olarak imkansız olduğunu, İran'ın coğrafi yapısı ve sahip olduğu modern füze teknolojisi nedeniyle ABD'nin bölgede ağır kayıplar vermeden askeri bir operasyon gerçekleştiremeyeceğini sözlerine ekledi.

Macgregor, Washington'daki elitlerin dünyayı kendi sömürgeci geçmişlerinin vizyonuyla görmeye devam ettiğini ancak finansal gerçeklerin bu dönemin sonunu getireceğini vurguladı.



Makaleler

Güncel