İran Dışişleri: Lübnan'ı yalnız bırakmayacağız

img
İran Dışişleri: Lübnan'ı yalnız bırakmayacağız YDH

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, İsrail'in Lübnan'daki ateşkes ihlallerine ve ABD'nin saldırgan eylemlerine tepki göstererek, İran silahlı kuvvetlerinin ABD'nin ihlallerine askeri karşılık verdiğini açıkladı.




YDH - İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, düzenlediği haftalık basın toplantısında sahada ve diplomasi alanında yaşanan son gelişmeleri değerlendirdi.

İsrail'in Lübnan ve Filistin'deki eylemlerine değinen Bekai, İsrail'in Lübnan'da eşi benzeri görülmemiş suçlar işlediğini ve ateşkesi defalarca ihlal ederek çok sayıda Lübnan vatandaşının ölümüne yol açtığını belirtti.

IRNA ajansının aktardığına göre Bekai, Birleşmiş Milletler (BM) ve BM Güvenlik Konseyi'nin ise herhangi bir adım atmadan bu durumu sadece izlemekle yetindiğini ifade etti.

İsrail'in cezasız kalmasının küresel barış ve güvenliği tehdit ettiğini belirten Bekai, "Bu koşulların sonuçları kesinlikle sadece bizim bölgemizle sınırlı kalmayacak, tüm dünya toplumunu etkisi altına alacaktır. Uluslararası toplum bu konuda üzerine düşen görevi yerine getirmelidir" diye konuştu.

"Lübnan'da ateşkes sağlanması anlaşmanın ayrılmaz parçasıdır"

İsrail'in Lübnan'daki eylemleri ve İran'ın bu ihlallere karşı yaklaşımına dair soru üzerine Bekai, bölgenin son 80 yıldır İsrail'in sürekli savaş çıkarma arayışıyla karşı karşıya olduğunu kaydetti.

İsrail'in Lübnan'daki adımlarının 7 Nisan ateşkesinin ihlali olduğunu belirten Bekai, "Daha önce de defalarca söylediğimiz gibi, Lübnan'da ateşkesin sağlanması, İran ile ABD arasında savaşı sonlandırmaya yönelik yapılacak herhangi bir anlaşmanın ayrılmaz bir parçasıdır" dedi.

Ateşkesi sadece İsrail'in değil, ABD'nin de ihlal ettiğini söyleyen Bekai, ABD'nin deniz haydutluğu faaliyetlerini de sürdürdüğünü ifade etti.

Bekai, "İran, her türlü ateşkes ihlaline karşı gerekli adımları atmayı taahhüt etmektedir. Diplomasi mekanizması ve diğer ilgili kurumlar gelişmeleri yakından incelemekte, İran'ın ve bölgenin güvenliğini sağlayacak her türlü adımı atmaktadır" değerlendirmesinde bulundu.

ABD'nin İran'a yönelik ateşkes ihlallerine değinen Bekai, "İran silahlı kuvvetleri de ABD'nin İran'a yönelik, aynı zamanda ateşkesin ihlali anlamına gelen saldırgan eylemine uygun karşılığı vermiş ve ABD'nin saldırgan eyleminin kaynağı olan hedefleri vurmuştur" açıklamasını yaptı.

ABD ile yürütülen müzakerelerdeki son duruma ve sürecin önündeki engellere değinen Bekai, görüşmelerin karşılıklı güvensizlik ve şüphe ortamında başladığını ve mesaj trafiğinin bu iklimde sürdüğünü söyledi.

Diplomasi veya müzakerelerin taraflar arasındaki güvenin bir ürünü olmadığını belirten Bekai, karşı tarafın sürekli görüş değiştirmesinin, çelişkili talepler sunmasının ve basına tutarsız açıklamalar yapmasının süreci uzattığını dile getirdi.

Bekai ayrıca, İsrail'in bölgede gerilimi azaltmaya yönelik her türlü süreci engelleyen yıkıcı bir faktör olduğunu ekledi.

"Gerilimi tırmandırma çabaları müzakereleri engelleme amacı taşıyor"

İsrail'in Lübnan'da gerilimi tırmandırmasının arkasındaki temel nedenlerden birinin, diplomatik yollarla durumun iyileşmesi ihtimalini ortadan kaldırmak olduğunu kaydeden Bekai, bu konuda ABD'nin de sorumlu olduğunu ifade etti.

Bekai, "ABD ve İsrail'i iki ayrı aktör olarak değerlendiremeyiz. İsrail'in Lübnan ve bölgede yaptıklarından, bu ülkeye verdiği koşulsuz destek nedeniyle kesinlikle ABD sorumludur" dedi.

ABD Başkanı Donald Trump'ın anlaşmaya yeni şartlar eklenmesi ve zenginleştirilmiş uranyumun İran dışına çıkarılması yönündeki açıklamalarına yanıt veren Bekai, "Nükleer konularda ne zaman ne yapmamız gerekirse bunu kendimiz biliriz. Defalarca açıkladığımız üzere, nükleer meseleyle ilgili herhangi bir müzakere yapılmamıştır, odağımız savaşın sonlandırılmasıdır" ifadelerini kullandı.

ABD ile müzakerelerin en büyük sorunlarından birinin tutum değişiklikleri olduğunu belirten Bekai, bir tarafın pozisyon değiştirmesi durumunda diğer tarafın da kendi görüşlerini uygulamak durumunda kaldığını, bunun da süreci uzattığını kaydetti.

Kuveyt'te gözaltına alınan dört İran vatandaşına ve savaş sonrası bölgesel ilişkilere değinen Bekai, bu kişilerin gerekçesiz şekilde gözaltına alınmasına ilişkin açıklama yaptıklarını hatırlattı.

Kuveyt hükümetinin bu kişilere konsolosluk erişimi sağlamakla yükümlü olduğunu belirten Bekai, durumun bir an önce netleştirilmesini beklediklerini ve bu konunun iki ülke arasındaki diğer sorunlara eklenerek ilişkileri daha fazla germemesi gerektiğini ifade etti.

Bölgedeki bazı ülkelerin topraklarının ve imkanlarının İran'a yönelik saldırılarda kullanılmasına tepki gösteren Bekai, "Bu eylem tamamen yasa dışıdır ve iyi komşuluk ilişkilerine aykırıdır. İkili ilişkiler ve bölgenin geleceği için çok olumsuz sonuçlar doğuracaktır" uyarısında bulundu.

Bölge ülkelerini yükümlülüklerine uymaya çağıran Bekai, saldırgan tarafların bir ülkeye karşı taciz eylemlerinde bulunmak üzere kendi topraklarını kullanmasına izin vermemenin uluslararası hukukun temel bir ilkesi olduğunu vurguladı.

"Savaş zayiatının tazmin edilmesi anlaşmanın bir parçasıdır"

Savaş sonrası İran'ın yeniden imarı için 300 milyar dolarlık bir yatırım fonu kurulacağına dair iddialar hakkında konuşan Bekai, "Anlaşmanın parçalarından biri, savaştan kaynaklanan zayiatın giderilmesi için gerekli koşulların hazırlanmasıdır. Bu konuda çeşitli seçenekler gündeme geldi ve müzakereler sırasında hasarların tazmini için bir bütçe ayrılması konusu da ele alındı. Şu aşamada bu konuda bu kadarını söyleyebilirim" dedi.

Konunun karmaşık detayları olduğunu belirten Bekai, 14 maddelik genel ilkeler üzerinde uzlaşı sağlanması halinde, 30 veya 60 günlük bir süre zarfında detayların ele alınması gerekeceğini söyledi.

Avrupa Birliği'nin (AB) İran'ın eylemlerini kınayan açıklamalarını eleştiren Bekai, AB'nin yaklaşımını ikiyüzlülük olarak nitelendirdi.

İsrail'in İran'a yönelik açık saldırılarının göz ardı edilip savunma amaçlı adımlar attığında İran'ın suçlanmasının hukukun üstünlüğü ilkeleriyle çeliştiğini belirten Bekai, bu yaklaşımın AB'nin uluslararası hukuka bağlı, sorumlu bir aktör olma iddiasıyla bağdaşmadığını söyledi.

Lübnan hükümetinin tutumu ve Direniş hareketine yönelik eleştiriler hakkındaki soruya yanıt veren Bekai, egemenliği korumanın her devletin asli görevi olduğunu vurguladı.

Lübnan direnişinin geçmiş on yıllar boyunca İsrail'in yayılmacılığına karşı en büyük engel olduğunu belirten Bekai, İran olarak Lübnan'a ve Lübnan direnişine destek vermekten geri durmayacaklarını ifade etti.

ABD'nin nakit ödeme yerine Katar'da bloke edilen 6 milyar dolarlık İran varlığını gıda ve tıbbi malzeme alımı şeklinde teslim edeceği yönündeki iddialara değinen Bekai, nükleer anlaşma (Kapsamlı Ortak Eylem Planı / KOEP) kapsamında İran'ın teslim aldığı varlıkların zaten İran halkına ait dondurulmuş paralar olduğunu belirtti.

Hakların geri alınması yönünde çalışmaların sürdüğünü ifade eden Bekai, karşı tarafın taahhütlerinden caymasını engelleyecek mekanizmalar üzerinde Merkez Bankası ve ekonomik diplomasi birimlerinin çalıştığını kaydetti.

ABD'nin İran'ın güney bölgelerindeki ateşkes ihlallerinin art niyet göstergesi olduğunu ve güvensizliği körüklediğini söyleyen Bekai, bu eylemlerin meşru müdafaa kapsamında İran'a karşı önlemler alma hakkı tanıdığını ifade etti.

Gazze Barış Heyeti'nin başarısızlığına da değinen Bekai, bu yapının baştan itibaren göstermelik bir işlevi olduğunu ve BM'yi işlevsiz kılma amacı taşıdığı için başarısızlığa mahkum olduğunu dile getirdi.

"Trump'ın çelişkili açıklamaları odağımızı bozamaz"

ABD Başkanı Donald Trump'ın deniz ablukasının kaldırıldığı yönündeki açıklamaları ile sahada devam eden müdahaleler arasındaki çelişkiye değinen Bekai, medyanın ABD yetkililerinin açıklamalarını ihtiyatla ele alması gerektiğini söyledi.

Bekai, "Biz kendi çıkarlarımıza ve haklarımıza odaklanmış durumdayız, bu çelişkili açıklamaların odağımızı bozmasına izin vermeyeceğiz. Bu çelişkiler ABD yönetim sistemindeki bir kararsızlıktan kaynaklanıyor olabilir" dedi.

Umman Denizi'nde kaybolan iki İranlı balıkçının durumunun sorulması üzerine Bekai, Dışişleri Bakanlığı'nın konuyu yakından takip ettiğini, Umman Büyükelçisi ve ilgili konsolosluk birimleriyle görüştüğünü ve vatandaşlarının durumunu netleştirmek için girişimleri sürdürdüklerini açıkladı.

Müzakerelerin sonuçlanması durumunda anlaşmanın İslamabad'da imzalanıp imzalanmayacağına ilişkin ise Bekai, Pakistan'ın arabuluculuğunda mesaj alışverişinin sürdüğünü ancak henüz nihai bir sonuca varılmadığını, imza aşamasına gelindiğinde ilgili kararın verileceğini belirtti.

ABD tarafından el konulan İran gemileri hakkında da konuşan Bekai, ABD'nin sivil taşımacılığa yönelik müdahalelerinin deniz haydutluğu ve uluslararası hukuk ihlali olduğunu, İran'ın da buna karşı gerekli adımları atmaya devam edeceğini söyledi.

"Muhtemel anlaşmada 'tetik mekanizması' yok"

İran ile ABD arasındaki muhtemel anlaşmada bir "tetik mekanizması" (snapback) bulunup bulunmadığı yönündeki iddialara açıklık getiren Bekai, "Böyle bir şey söz konusu değil. Henüz genel ilkeler aşamasındayız. Bu 14 madde sadece anlaşmanın esaslarını öngörmektedir. Anlaşma sağlanırsa, buna hukuki zemin kazandırmak amacıyla BM Güvenlik Konseyi kararına bağlanmasını öngören bir madde bulunmaktadır ancak bu, Güvenlik Konseyi kararını bir garanti olarak gördüğümüz anlamına gelmez" dedi.

Sözcü Bekai, geçmişte ABD'nin BM Güvenlik Konseyi'nin 7. Madde kapsamındaki bir kararını dahi ihlal ettiğine dair tecrübeleri göz önünde bulundurduklarını vurguladı.



Makaleler

Güncel