ABD’nin “bugünün savaşlarını yarının borçlarıyla finanse etme” modelinin küresel güç dengesini kırılganlaştırdığı belirtildi.
YDH- ABD’nin küresel askeri, ekonomik ve finansal hegemonya konumunun uzun yıllar boyunca sarsılmadığı ifade edilen Financial Times’taki analize göre, Washington’un bu statüsü, hızla değişen jeopolitik ve jeoekonomik gelişmeler ile birlikte “ciddi bir sınavdan” geçebilir.
Analizde, ABD’nin bu yüzyılda geliştirdiği “bugünün savaşlarını yarının borçlarıyla finanse etme” alışkanlığının bu süreci daha da ağırlaştırdığı belirtildi.
Artan savaş maliyetleri ve borç yükü
Financial Times, İran’daki çatışmanın ABD’ye günlük yaklaşık “2 milyar dolarlık doğrudan maliyet” oluşturduğunu tahmin edildiğini aktardı.
ABD kamu borcunun GSYH’ye oranının, İkinci Dünya Savaşı sonrası tarihi zirveyi aşmasının beklendiği ifade edildi.
Başkan Donald Trump’ın 2027 yılı için Kongre’ye sunduğu savunma bütçesi talebinin “1,5 trilyon dolar gibi olağanüstü bir seviyeye ulaştığı”, bunun 2020 bütçesinin iki katı olduğu bildirildi.
Thucydides tuzağı ve tarihsel uyarılar
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in, Trump ile Pekin’deki görüşmesinde “Thucydides tuzağı” kavramına atıf yaptığı aktarıldı.
Şi’nin, ABD ile Çin’in bu tuzağı aşıp aşamayacağını sorduğu ifade edildi.
Analizde, Thucydides’in temel argümanının, yükselen güçlerin mevcut hegemonun ekonomik ve askeri maliyetlerini aşındırması halinde çöküşün kaçınılmaz hale geldiği şeklinde olduğu belirtildi.
ABD’nin finansal modeli ve savaş ekonomisi
ABD’nin 20. yüzyıl boyunca Britanya gibi önceki imparatorluklara kıyasla “daha az maliyetli bir hegemonik model” izlediği ifade edildi.
Washington’un Vietnam Savaşı gibi istisnalar dışında daha çok “ekonomik ve siyasi nüfuz” üzerinden güç kullandığı belirtildi.
Ancak 1990’lardan itibaren ABD’nin “daha müdahaleci” bir dış politika izlediği kaydedildi.
ABD’nin 2025 savunma bütçesinin “900 milyar doları aştığı” ve bunun dünya savunma harcamalarının yaklaşık yüzde 35’ine denk geldiği aktarıldı.
“Hayalet Bütçe” ve görünmeyen savaş maliyetleri
Harvard Kennedy School’dan Linda Bilmes’in değerlendirmesine yer verilen analizde, 11 Eylül sonrası Irak ve Afganistan savaşlarının finansman modelinin “tarihte eşi görülmemiş şekilde borçla yürütüldüğü” ifade edildi.
Bilmes’in bu sistemi “Ghost Budget (Hayalet Bütçe)” olarak tanımladığı ve bunun hesap verebilirliği azalttığını, kamu denetimini zayıflattığını belirttiği aktarıldı.
Brown University verilerine göre, 11 Eylül sonrası savaşların toplam maliyetinin “8 trilyon dolar” seviyesine ulaştığı kaydedildi.
Bütçe açıkları, faiz yükü ve politik tıkanma
ABD’nin kamu borcunun 36 trilyon dolar seviyesine yaklaştığı ifade edildi.
Hazine’nin faiz ödemelerinin GSYH’ye oranının 2021’de yüzde 1,5 iken bugün yüzde 3’ün üzerine çıktığı belirtildi.
Bütçe açığının yaklaşık yüzde 6 seviyesinde seyrettiği aktarıldı.
Analizde, ABD siyasetinde yapısal bir “kalıcı açık eğilimi” bulunduğu ifade edildi.
Küresel güvenli liman olarak doların baskı altına girmesi
Financial Times, ABD dolarının ve Hazine tahvillerinin uzun yıllar boyunca küresel finans sisteminin temel güvenli varlıkları olarak görüldüğünü hatırlattı.
Ancak son dönemde yabancı yatırımcıların ABD tahvillerinden çıkış yaptığı belirtildi.
Bunun nedenleri arasında borç seviyeleri, Federal Reserve bağımsızlığına yönelik riskler, doların yaptırım aracı olarak kullanılması ve siyasi denge mekanizmalarının zayıflaması gösterildi.
Altın, hedge fonlar ve yeni kırılganlık
Avrupa Merkez Bankası verilerine atıfla, altının artık küresel rezervlerde ABD tahvillerini geride bıraktığı ifade edildi.
Altının payının yüzde 27’ye yükseldiği, ABD tahvillerinin ise yüzde 22’ye gerilediği aktarıldı.
Hedge fonların ABD tahvillerinin önemli alıcıları haline geldiği, ancak bu yapının “yüksek kaldıraçlı ve kırılgan” olduğu vurgulandı.
Sistemik risk ve finansal kırılganlık uyarısı
Eski BIS baş ekonomisti William White’ın değerlendirmelerine yer verilen analizde, hedge fonların kısa vadeli finansmana bağımlı olduğu ve bu zincirin bozulması halinde “hızlı bir tasfiye sarmalının” ortaya çıkabileceği ifade edildi.
White’ın, 2020 ve 2025 şoklarını bu risklere örnek gösterdiği aktarıldı.
Tarihsel paralellikler: Roma ve modern ABD
Analizde, Barry Eichengreen’in çalışmasına atıfla ABD dolar sistemi ile Roma İmparatorluğu’nun para sistemi arasında paralellik kuruldu.
Roma İmparatoru Nero’nun para birimini değersizleştirerek savaş ve harcamaları finanse ettiği, bunun da uzun vadede imparatorluk çöküşünü hızlandırdığı belirtildi.
Financial Times analizinin sonunda, ABD’nin karşı karşıya olduğu risklerin “imparatorluğun aşırı yayılması” tartışmasını yeniden gündeme taşıdığı ifade edildi.
Analizde, kısa vadede bir kriz öngörülmediği ancak uyarı işaretlerinin giderek arttığı ve “önleyici adımlar için zamanın daraldığı” vurgulandı.