Ermenistan'da 7 Haziran'da yapılacak parlamento seçimleri, ülkenin Batı ile yakınlaşma veya Rusya ile ilişkileri yeniden tesis etme yönündeki jeopolitik rotasını belirleyecek.
YDH - Ermenistan'da 7 Haziran'da yapılması planlanan parlamento seçimleri, ülkenin tüm tarihi boyunca eşi benzeri görülmemiş bir jeopolitik gerilim atmosferinde gerçekleştirilecek.
Başbakan Nikol Paşinyan'ın sekiz yıllık yönetiminin ve Güney Kafkasya'daki köklü değişimlerin ardından seçmenler, yalnızca bir sonraki hükümet kabinesini belirlemekle kalmayacak, aynı zamanda Erivan'ın nasıl bir dış politika izleyeceğine de karar verecek.
Ülke, Batı ile yakınlaşmaya devam mı edecek, yoksa Rusya ile eski ilişkilerini yeniden mi tesis edecek sorusuna yanıt arayacak.
Kamuoyu araştırmalarında iktidar partisi liderliğini korusa da henüz kararını vermemiş çok sayıdaki seçmen, yaklaşan oylamaya dair belirsizliği canlı tutuyor.
7 Haziran'daki parlamento seçimleri, Ermenistan'da 2018 yılından sonra yapılacak ilk planlı seçim kampanyası olma özelliğini taşıyor.
Söz konusu tarihte gerçekleşen Kadife Devrim dalgasıyla, sokak protestolarının lideri olarak dönemin iktidarına meydan okuyan Nikol Paşinyan göreve gelmişti.
Dağlık Karabağ'da 2020 yılında yaşanan 44 günlük savaşta alınan yenilginin ardından, iktidardaki Sivil Sözleşme partisi çok derin bir krizle karşı karşıya kalmış ancak buna rağmen erken seçimleri kazanmayı başarmıştı.
Son sekiz yılda Ermenistan'da pek çok şey değişti. Ülke, 2023 yılında Dağlık Karabağ üzerindeki kontrolünü tamamen kaybetti. Bu gelişmenin ardından iktidar partisinin Azerbaycan ile barış anlaşması imzalamasının önündeki engeller de büyük ölçüde ortadan kalkmış oldu.
Önceki seçim kampanyasında Karabağ halkının kendi kaderini tayin etme hakkını savunan Nikol Paşinyan, bu süreçte "tarihi Ermenistan" yerine "gerçek Ermenistan" şeklinde yeni bir vizyon geliştirdi.
Başbakan artık geçmiş kayıplardan vazgeçilmesi ve yeni jeopolitik gerçekliğe uyum sağlanması çağrısında bulunuyor. Bu yeni yaklaşıma göre, daha önce düşman olarak görülen Azerbaycan ve Türkiye artık ekonomik ortaklar haline gelecek ve geçmişteki tehditler de artık geçerliliğini yitirecek.
Erivan yönetimi dış politikada yönünü Batı'ya çevirdi
Yaşanan jeopolitik değişimler, Nikol Paşinyan'ın partisinin Rusya ile ilişkilere bakış açısını da önemli ölçüde etkiledi. Birkaç yıl öncesine kadar Sivil Sözleşme partisinin programında Moskova "stratejik müttefik" olarak tanımlanırken, siyasi gücün mevcut söylem ve belgelerinde artık bu tür ifadelere yer verilmiyor.
Buna karşılık parti, ülkenin Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü (KGAÖ) üyeliğinin askıda kalması gerektiği yönündeki pozisyonunu kararlılıkla sürdürüyor. Nikol Paşinyan, 2024 yılında yaptığı açıklamada, Azerbaycan'ın askeri operasyonları sırasında örgütün sergilediği eylemsizliği affetmeye niyetli olmadığının işaretini vermişti.
İktidar partisi bunun yerine Avrupa Birliği ve ABD ile ilişkileri hızla derinleştirme yoluna gitti.
Washington ile yürütülen temaslar kapsamında, Azerbaycan ana karasını Ermenistan'ın Sünik bölgesi üzerinden Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'ne bağlayacak "Trump Koridoru" adlı büyük ölçekli bir ulaşım projesinin hayata geçirilmesi planlanıyor.
Bu süreçte Batı da Ermenistan'ı kendi etki alanına çekmek için aktif bir politika izliyor. Kafkasya Enstitüsü bilimsel araştırmacısı Grant Mikaelyan, Kommersant gazetesine yaptığı açıklamada şu değerlendirmelerde bulundu:
"Ermenistan'daki mevcut iktidar grubunun oluşumuna katıldığı ancak önemsiz bir rol oynadığı jeopolitik denklem kademeli olarak gelişiyor. Güney Kafkasya için jeopolitik güçlerin mücadelesi sürüyor. Rusya bu mücadeleden vazgeçti. Sonuçta Ermenistan'a kendi pozisyonlarını almaları için baskı uygulayan rakipleri kazanıyor."
Başbakan Nikol Paşinyan, hükümetin Rusya'dan uzaklaşma politikasını eleştiren muhalefeti "üç başlı savaş partisi" olarak nitelendiriyor. Başbakanın iddiasına göre, muhalefetin iktidara gelmesi durumunda ülke çok kısa bir süre içinde, kendi tahminlerine göre eylül ayında, kendisini yeniden bir savaşın ortasında bulacak.
Paşinyan'ın hedef aldığı isimlerin başında, iktidarı zorla ele geçirme çağrıları suçlamasıyla tutuklanan ve yeni kurulan Güçlü Ermenistan ittifakının lideri olan Ermeni kökenli Rus iş insanı Samvel Karapetyan geliyor.
Samvel Karapetyan, ticari gayrimenkul, hazır yemek ve enerji sektörlerinde faaliyet gösteren Taşir şirketler grubunun başkanlığını yürütüyor.
Söz konusu gruba bağlı olan Ermenistan Elektrik Şebekeleri şirketi ise Ermeni makamları tarafından kamulaştırılmak isteniyor. Güçlü Ermenistan ittifakının başlıca vaatleri arasında 300 bin yeni istihdam yaratılması, sanayi üretiminin teşvik edilmesi ve Ermeni Apostolik Kilisesi'ne destek verilmesi yer alıyor.
Dış politika alanında ise bu ittifak, bir yandan Avrupa Birliği ile ilişkileri derinleştirirken diğer yandan Rusya ve ODKB ile stratejik iş birliğini sürdürmeyi savunuyor. Seçim kampanyası büyük ölçüde Karabağ meselesine odaklanmış durumda.
3 Haziran Pazartesi günü gerçekleştirilen siyasi tartışma programında parti temsilcileri, iktidar partisinin Artsah (Karabağ'ın Ermenice ismi) halkına "ihanet ettiğini" ve bu insanların haklarının korunması gerektiğini defalarca yineledi.
Muhalefet cephesinde eski liderler ve popülist vaatler öne çıkıyor
İktidar partisine karşı yürütülen yarışta Güçlü Ermenistan'ın yanı sıra eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan'ın liderliğindeki Ermenistan ittifakı da yer alıyor. Yönetimi dönemindeki yolsuzluk iddiaları nedeniyle eleştirilen Koçaryan, Nikol Paşinyan'ı Dağlık Karabağ'ı kaybetmekle ve beceriksiz bir yönetim sergilemekle suçluyor.
Koçaryan, sahip olduğu siyasi deneyim sayesinde mevcut iktidarın hatalarını düzeltebileceği konusunda yurttaşları ikna etmeye çalışıyor.
Ancak Ermenistan toplumunda kendisine yönelik tepkiler varlığını koruyor. Koçaryan'ın iktidarda olduğu on yıllık süre boyunca Dağlık Karabağ sorununu neden çözemediği yönündeki sorulara ise kendisi ve çalışma arkadaşları kaçamak yanıtlar vermeyi tercih ediyor.
Ermenistan'ın eski muhalefet kanadının bir diğer temsilcisi ise Müreffeh Ermenistan partisinin lideri Gagik Tsarukyan olarak öne çıkıyor.
Ülkenin en zengin isimlerinden biri olan ve konyak üretimi, akaryakıt istasyonları, ilaç firması ile alışveriş merkezlerini bünyesinde barındıran Multi Group holdinginin sahibi Tsarukyan da dengeli bir dış politikadan yana tavır alıyor. Tsarukyan aynı zamanda ücretsiz devlet eğitimi, fatura bedellerinin düşürülmesi ve küçük miktarlı kredilerin silinmesi gibi popülist ekonomik vaatlerde bulunuyor.
Seçimlere toplamda 16 parti ve 2 ittifak katılıyor ancak parlamentoya girmek için barajı (partiler için yüzde 4, ittifaklar için yüzde 8) geçme şansı olan yapıların sayısı oldukça sınırlı görünüyor.
Gallup International Association tarafından mayıs ayında gerçekleştirilen anket sonuçlarına göre, katılımcıların yüzde 29'u Sivil Sözleşme partisine oy vereceğini belirtirken, yüzde 15'i Güçlü Ermenistan'ı, yüzde 12'si Robert Koçaryan'ın ittifakını ve yüzde 9'u Müreffeh Ermenistan'ı destekleyeceğini ifade ediyor.
Son araştırmalar, seçmenlerin çok büyük bir kısmının henüz karar vermediğini veya sosyologların sorularını yanıtlamaktan kaçındığını ortaya koyuyor.