Prof. Fuad İzedi: İran Avrupa'yı vuracak füze kapasitesine sahip

img
Prof. Fuad İzedi: İran Avrupa'yı vuracak füze kapasitesine sahip YDH

Tahran Üniversitesi Dünya Çalışmaları Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Fuad İzedi, yayıncı Mario Nawfal'a verdiği özel mülakatta, İran'ın askeri kapasitesi, nükleer programı ve ABD Başkanı Donald Trump'ın bölge politikalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.




YDH - Tahran Üniversitesi Dünya Çalışmaları Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Fuad İzedi, yayıncı Mario Nawfal'a verdiği mülakatta, İran ile Batı dünyası arasındaki askeri ve diplomatik dengeleri analiz etti.

İzedi, İran'ın askeri erişim gücünden nükleer başlık üretme teknolojisinin teknik zorluklarına kadar pek çok başlıkta dikkat çekici açıklamalarda bulundu.

ABD ve İsrail ile yaşanan savaşın gölgesinde İran'ın askeri stratejisini değerlendiren İzedi, bölgesel caydırıcılık unsurlarının nasıl şekillendiğini ve ABD Başkanı Donald Trump'ın bu süreçteki pozisyonunu ele aldı.

"İran Avrupa'yı vuracak füze kapasitesine sahip"

Ortadoğu'nun ötesinde ABD için önem taşıyan temel bölgelerden birinin Avrupa olduğunu belirten Prof. Fuad İzedi, İran'ın bu coğrafyaya yönelik askeri erişim imkanlarına değindi.

İzedi, "İran Avrupa'yı vurabilir mi? Evet, İran'ın bu kapasiteye sahip olduğunu düşünüyorum. Füze kapasitesi mevcut. Peki İran Avrupa'yı vurmak istiyor mu? Hayır, çünkü Avrupalılar buna tepki gösterir ve gerçekten de Amerika Birleşik Devletleri'nin yanında yer alabilirler. Bunun İran için tercih edilen bir seçenek olduğunu düşünmüyorum" ifadelerini kullandı.

İran liderliğinin, ülkenin yeniden bir saldırıya uğramasını engellemek amacıyla elindeki tüm diplomatik ve askeri kozları kullanacağını gösterdiğini ifade eden İzzedi, olası bir çatışmanın küresel enerji piyasalarında yaratacağı yıkıcı etkilere işaret etti.

İzedi, "Eğer İran'a yeniden bir saldırı düzenlenirse, bu petrol tesisleri en az 10 ila 15 yıl boyunca tamir edilmesi mümkün olmayacak şekilde vurulacaktır" uyarısında bulundu.

"Trump Arap halklarını değil Amerikan ekonomisini önemsiyor"

ABD Başkanı Donald Trump'ın bölgedeki insani krizlere yaklaşımı ile ekonomik öncelikleri arasındaki farkı vurgulayan Prof. İzedi, Trump'ın kararlarında Amerikan ekonomisinin gidişatının belirleyici olduğunu kaydetti.

İzedi, şu değerlendirmeyi yaptı:

"Trump'ın Arap halklarını önemsemediğini biliyoruz çünkü kendisi Siyonist soykırımın bir parçasıydı, bundan kesinlikle eminiz. Ancak kendi ekonomisini önemsiyor. Yaklaşık iki buçuk yıl daha başkanlık koltuğunda oturacak. Eğer Basra Körfezi'nden ihraç edilen petrolü piyasadan çekerseniz, bu durum ciddi bir arz sıkıntısı yaratacak ve petrol fiyatlarını yükseltecektir. Trump'ın bunu engellemeyi planladığını düşünüyorum."

Bölgedeki askeri tırmanışın ardından gelen ateşkes süreçlerinin arkasındaki dinamiklere de değinen İzedi, Katar'daki enerji tesislerine yönelik hamlelerin bu kararlarda kritik rol oynadığını belirtti.

İzedi, "Ateşkes kararının, İran'ın Katar'daki gaz tesislerini vurmasının ardından alındığını düşünüyorum. İsrailliler daha önce İran'ın petrokimya tesislerine saldırmıştı. İran'ın gerçekleştirdiği bu eylem, kendi petrokimya tesisleri vurulduktan sonra hedef aldığı ilk ciddi petrol ve gaz altyapısı oldu. Bundan sonra Trump'ın bu sürecin gerçekten işe yaramadığına karar verdiği an olduğunu düşünüyorum. İran hükümetini değiştiremeyeceğini ve bu durumun Amerikalı tüketiciler için ciddi zorluklar yaratacağını anladı. Trump'ın bu dersi unuttuğunu sanmıyorum" dedi.

"Uranyumu zenginleştirmek nükleer başlığa sahip olmak anlamına gelmez"

Mülakatta, İran'ın halihazırda işlevsel bir nükleer silaha veya nükleer başlığa sahip olup olmadığına yönelik iddialara da açıklık getiren Prof. İzedi, nükleer silah üretimi ile hammadde hazırlığı arasındaki keskin teknolojik farklara dikkat çekti.

İzedi, bu konudaki teknik süreci şu sözlerle aktardı:

"İran'ın halihazırda nükleer başlığa sahip olup olmadığı sorusunun cevabını bilmiyorum. Şunu eklemem gerekir ki, uranyumu yüzde 60 veya yüzde 70 oranında zenginleştirmek, bir nükleer başlığa sahip olmak için yeterli değildir. Zenginleştirilmiş uranyumu bir nükleer başlığa dönüştürecek teknolojiye sahip olmanız gerekir ve bu hiç de kolay bir iş değildir. Hiçbir Batılı istihbarat servisinin İran'ın bu kapasiteye sahip olduğunu açıkladığını görmedik."

ABD istihbarat topluluğunun resmi değerlendirme raporlarına atıfta bulunan İzedi, resmi verilerin İran'ın aktif bir nükleer silah programı olmadığını ortaya koyduğunu belirtti.

İzedi, "Örneğin Amerikan istihbarat topluluğunun geçen yılki 2025 yılı değerlendirmesine bakarsanız, İran'ın bir nükleer silah programı olmadığını söylüyorlar. İddia ettiklerine göre İran'ın 2003 yılından önce bir nükleer silah programı vardı ancak Irak savaşı yeniden başladığında bunu durdurdular. Ayrıca İranlı liderlerin bir nükleer silah programına sahip olma yönünde karar almadıklarını belirtiyorlar. Geçen yıl söyledikleri buydu, Trump ise bunu reddetti" şeklinde konuştu.

"Nükleer tesislere yönelik saldırılardan sonra yeniden inşa faaliyeti yapılmadı"

ABD Ulusal İstihbarat Direktörlüğü resmi internet sitesinde yayımlanan yıllık değerlendirme raporlarına değinen Prof. İzedi, ABD yönetimindeki iç tartışmaları ve askeri raporların içeriğini detaylandırdı.

İzedi, nükleer tesislerin durumuna ilişkin şu bilgileri verdi:

"Bu yıl yayımlanan 2026 yılı raporuna yıllık değerlendirme adı veriliyor. Bu raporda, İran'ın nükleer tesislerinin 2025 yılında bombalanmasının ardından, Tahran yönetiminin nükleer sahalarını yeniden inşa etmediği belirtiliyor. Geçen ay Demokrat senatörlerin sorularını yanıtlayan Tulsi Gabbard, senato oturumunda ifade verirken 2025 yılı raporuna ilişkin görüşünü değiştirmeyi reddetti. Elbette bu raporu kendisi yazmadı, bu tüm ABD istihbarat topluluğunun ortak değerlendirmesiydi; kendisi sadece bunu okuyordu. Gabbard, 2026 yılı raporuna ilişkin sözlü açıklamasını yaparken bu bölümü çıkardı. Bir senatör kendisine 'Bu kısmı neden çıkardınız?' diye sorduğunda yakalandı. Bu kısmı çıkardı çünkü İran'a yönelik yeni bir saldırıyı meşru kılacak bir görüntünün ortada bulunmasını istemiyordu. Trump'a göre İran'ın nükleer programı zaten tamamen yok edilmişti ve İran bunu yeniden inşa etmek için hiçbir şey yapmamıştı. Bu durum, zaten tamamen yok ettiğiniz bir şeyi yeniden yok edemeyeceğiniz anlamına geliyordu. Gabbard yaklaşık on gün önce görevden alındı."

Nükleer silah geliştirme sürecinin aşamalarını anlatan İzzedi, sadece uranyum zenginleştirmenin askeri bir nükleer güç olmak için yetmediğini, sürecin birbirine bağlı üç karmaşık adımdan oluştuğunu belirtti.

İzedi, teknik aşamaları şu şekilde özetledi:

"Uranyumu zenginleştirmek o kadar zor değildir ancak bu uranyumu bir nükleer başlığa dönüştürmek için üzerinde çalışmanız gerekir. Bu teknolojiye sahip olmayan ülkelerin bunu bir şekilde öğrenmesi gerekir ve bu kolay bir süreç değildir. Üçüncü adım ise bu nükleer başlığın hedefe ulaştırılmasıdır. Bu süreç, nükleer başlığı bir balistik füzenin üzerine yapıştırmaktan çok daha karmaşıktır. Çünkü başlığın hedefine ulaştığında infilak edeceğinden emin olmanız gerekir. Bunların tamamı, hiç kimsenin İran'ın sahip olduğunu iddia etmediği son derece ileri düzey teknolojilerdir."

"Daha sahip olmadan nükleer silahın bedelini ödedik"

Tahran veya İsfahan'daki herhangi bir binanın bodrum katında nükleer silah bulundurmanın askeri açıdan mantıklı bir strateji olmadığını iddia eden Prof. Fuad İzedi, tam bir teknolojik hakimiyet kurulmadan atılacak adımların ülkeyi açık hedef haline getireceğini belirtti.

İzedi, konuya ilişkin askeri riskleri şu sözlerle dile getirdi:

"Eğer bu silahı hedefe ulaştıramıyorsanız, bir ülkenin diğer iki adımda uzmanlaşmadan nükleer silah üretmesi iyi bir fikir değildir. Özellikle Trump ile karşı karşıya olduğunuz bir denklemde, bu nükleer silahı kendi ülkenizin içinde vurabilirler ve kendi sınırlarınız içinde bir nükleer patlamaya neden olabilirler. Dolayısıyla, diğer iki adımda tam uzmanlık kazanmadan herhangi bir ülkenin nükleer silah üretmesi büyük bir hata olur. İran'ın bu diğer iki adımda mesafe katettiğine dair elimizde hiçbir belirti yok."

Buna rağmen İran kamuoyunda konuya ilişkin ciddi bir tartışmanın yürüdüğünü ve halkın nükleer yetkinlik konusunda sorular sorduğunu aktaran İzedi, mülakatı şu sözlerle tamamladı:

"Bu durum yine de üzerinde durulması gereken ilginç bir düşünce. İran'da pek çok insan, bunca yıllık yaptırımlara, saldırılara, suikastlara ve yıkımlara rağmen İran'ın neden hala bir nükleer silaha sahip olmadığını soruyor. İran, nükleer silaha sahip olmadan da nükleer silaha sahip olmanın getirdiği tüm bedelleri ödedi. Eğer bir şeyin bedelini ödüyorsanız, muhtemelen ona sahip olmak istersiniz. İran'da birçok insan bugün bu soruyu soruyor. Ancak hükümetin bu yönde bir karar alıp almadığını bilmiyorum ve bu süreç kesinlikle sanıldığı kadar kolay değil."



Makaleler

Güncel