Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, tam ve koşulsuz bir ateşkes ile Hizbullah’ın Litani Nehri'nin güneyinden çekilmesinin İsrail’in işgal ettiği bölgelerden çekilmesiyle eş zamanlı olması yönündeki şartlarını yineledi.
YDH - İran ile İsrail arasındaki karşılıklı saldırıların durdurulmasına yönelik uzlaşmanın yürürlüğe girmesiyle birlikte İsrail, Lübnan’ın güneyindeki köylere yönelik hava saldırılarını sistemli bir şekilde yoğunlaştırdı.
Bu saldırılara paralel olarak bölgede karadan düzleme, binaları havaya uçurma ve nüfusu göçe zorlama faaliyetleri yürütüldü.
Bu askeri hareketliliğin, Tahran yönetimine ve uluslararası topluma, Litani ile Zahrani nehirlerinin güneyindeki bölgelerin olası bir bölgesel uzlaşmanın dışında kaldığı ve İsrail’in kara sızma operasyonlarının mutabakatlardan bağımsız şekilde sürdüğü mesajını vermeyi amaçladığı açıkça görüldü.
Çatışmalar, "Beyrut’un güneyindeki Dahiye bölgesine karşılık İsrail'in kuzeyindeki yerleşim birimleri" denkleminin test edildiği bir aşamaya girerken, Siyonist rejimin bu denklemi güneydeki kara hareketliliği özgürlüğünü kısıtlamaması şartıyla kabul ettiği bildirildi. Bu yaklaşımın, Beyrut ve Dahiye’nin korunmasını diplomatik bir çıkar olarak gören ancak güneyde İsrail’e geniş bir hareket alanı tanıyan ABD’nin yaklaşımıyla örtüştüğü belirtildi.
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, konuya ilişkin açıklamasında, "Hizbullah ile işimiz henüz bitmedi. İran'ın bize yeni bir denklem dayatmasını kabul etmeyeceğiz" ifadelerini kullandı.
Netanyahu ayrıca, "İran ve Hizbullah yeni bir denklem kurmaya çalıştı fakat biz buna izin vermeyeceğiz" diyerek, İran yönetiminin, İsrail’in gerçekleştirdiği misillemenin ardından saldırılarından geri adım attığını öne sürdü.
Buna karşılık İran tarafı, yayımladığı siyasi ve askeri açıklamalarda, İsrail'in Lübnan’ın güneyini hedef almayı durdurmaması halinde doğrudan hedef alınacağı yönündeki tehditlerini net bir şekilde dile getirdi.
Bu gelişmelerin ortasında Lübnan Meclis Başkanı Nebih Berri, kapsamlı bir ateşkese ulaşılması yönündeki diplomatik çabalarını sürdürdü. Ancak İsrail, kendi yaklaşımının sınırlarını net bir şekilde çizdi. Bu yaklaşıma göre Dahiye bölgesi bir caydırıcılık alanı, güney ise ucu açık bir yıpratma sahası olarak belirlendi.
ABD tarafı ise bu süreçte somut bir güvence sunmadı. ABD’nin Beyrut Büyükelçisi Mişel İsa'nın Baabda Sarayı, Ayn et-Tine ve Başbakanlık binasına gerçekleştirdiği ziyaretlerde ateşkesin gerekliliğini vurgulamasına rağmen, sahadaki çatışmaların şiddetlenerek sürmesi Lübnan hükümetinin müzakere pozisyonunu zayıflattı.
Büyükelçi İsa'nın Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve Başbakanlık’taki temasları temelde yeni bir unsur barındırmasa da, İran’ın İsrail’e yönelik saldırısının ve şekillenmekte olan uzlaşı iddialarının ardından bazı değişkenlerin ortaya çıktığı izlenimini verdi.
İsa görüşmelerin ardından yaptığı açıklamada, "Hizbullah, İsrail’e yönelik saldırılarını durdurursa, İsrail de Dahiye bölgesini hedef almayacaktır" dedi.
Büyükelçi, "deneme bölgesi" olarak adlandırılan alan hakkında ise bu bölgenin tüm Lübnan vatandaşlarına açık olacağını, güney halkının Lübnan ordusunun koruması altında bulunacağını, İsrail tarafından hedef alınmayacağını ve bölgede yeniden imar ile yol yapım çalışmalarının başlayacağını ifade etti.
Hizbullah’ın ateşkesi kabul edip etmediği yönündeki bir soruya ise İsa, "Meclis Başkanı Berri bana yanıtı iletti" karşılığını vermekle yetindi.
El-Ahbar gazetesinin aktardığına göre Berri’nin ilettiği yanıtta, Lübnan’ın mevcut pozisyonunun korunduğu vurgulandı. Berri, Washington deklarasyonuna ilişkin son açıklamasında yer alan iki temel talebi yineledi. Bu talepler doğrultusunda, karada, denizde ve havada hiçbir ön koşul olmaksızın tam ve kapsamlı bir ateşkesin sağlanması, yıkım ve düzleme çalışmalarının durdurulması ve Hizbullah’ın Litani’nin güneyinden çekilmesinin, İsrail ordusunun işgal ettiği bölgelerden çekilmesiyle eş zamanlı olarak gerçekleşmesi gerektiği kaydedildi.
Kaynaklar, Meclis Başkanı Berri’nin İran’ın diplomatik sürecinden memnuniyet duyduğunu ve Lübnan'ın, İsrail üzerinde baskı kurarak müzakere konumunu güçlendirmek amacıyla İslamabad’daki müzakere masasından yararlanması gerektiğine inandığını aktardı.