Gazeteci Pak'tan çarpıcı analiz: 'ABD'nin operasyon ağı hedefte'

img
Gazeteci Pak'tan çarpıcı analiz: 'ABD'nin operasyon ağı hedefte' YDH

İranlı gazeteci Pak, ABD üslerine yönelik saldırıların basit bir taciz değil, bölgedeki Amerikan askeri operasyon ağını sekteye uğratmayı hedefleyen stratejik bir plan olduğunu belirtti.




YDH- Lübnan'da yaşayan İranlı gazeteci Hüseyin Pak, bölgede ABD üslerine yönelik gerçekleştirilen saldırıların medyada yer aldığı gibi basit birer taciz olmadığını, çok daha derin bir stratejik planın parçası olduğunu savunuyor.

Pak, saldırıların manşetlerde "genel üs saldırıları" başlığıyla geçiştirilmesine karşın, aslında doğrudan Amerikan güçlerinin komuta, erken uyarı, istihbarat ve operasyonel süreçlerini yürüten kritik altyapıları hedef aldığına dikkat çekiyor.

İranlı gazeteci, bu saldırıların temel amacının bölgedeki Amerikan varlığını taciz etmekten ziyade, "Bölgesel Amerikan operasyon ağını sekteye uğratmak" olduğunu öne sürüyor.

'Entegre sistemin' hedefteki halkaları

Hüseyin Pak, saldırıların niteliğine odaklanarak, hedeflerin tesadüfi değil, Körfez'den Ürdün'e kadar uzanan bir "entegre sistemin" en hassas noktaları olduğunu belirtiyor.

Pak’a göre, hedeflenen yapılar arasında şu stratejik unsurlar öne çıkıyor:

• Erken uyarı ve hava gözetleme: Bahreyn'deki AR-327 erken uyarı radar sistemi gibi, bölgesel savunmanın "gözü" konumundaki ağlar.

• Hava ve istihbarat operasyonları: Ürdün'deki el-Azrak Hava Üssü ile Bahreyn'deki Şeyh İsa Üssü'nde bulunan AWACS ve istihbarat destek merkezleri.

• Lojistik ve komuta: Kuveyt'teki mühimmat depoları ve Beşinci Filo'ya bağlı komuta ağı.

Hüseyin Pak, saldırıların bölgedeki Amerikan askeri kapasitesini felç etme potansiyeline sahip bu ağların karmaşıklığını vurgularken, durumu şu sözlerle özetliyor: 

"Burada önemli olan sadece füzelerin veya insansız hava araçlarının sayısı değil, hedeflerin niteliğidir."

Yazısında bu saldırıların askeri birer "süreç" olduğunu vurgulayan gazeteci, Bahreyn'den Kuveyt ve Ürdün'e uzanan bu geniş coğrafyanın tek bir organizma gibi işlediğini ve hedeflerin bu organizmanın hayati damarları olduğunu savunuyor.

Pak, bu operasyonel yaklaşımın, bölgedeki mevcut güvenlik mimarisinin dayanıklılığını test ettiğinin altını çiziyor.