Arakçi: Müzakerelerde güvencemiz caydırıcı gücümüz

img
Arakçi: Müzakerelerde güvencemiz caydırıcı gücümüz YDH

İran Dışişleri Bakanı Arakçi, ABD ile yürütülen müzakerelerde nihai aşamaya gelindiğini belirterek; 14 maddelik mutabakatın ateşkese zemin hazırlayacağını duyurdu.




YDH- İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İran devlet televizyonunda son bir yıl içinde yaşanan 12 Gün ve 40 Gün savaşlarının ardından yürütülen diplomatik süreçlere ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Arakçi, İran'ın sahada kazandığı askeri zaferi diplomasi masasında kalıcı hale getirmeye hazırlandığını belirterek, Hürmüz Boğazı'nın yeni statüsü, nükleer müzakereler ve yaptırımların kaldırılması gibi stratejik konularda sert mesajlar verdi.

Dışişleri Bakanı Arakçi, diplomasi ile askeri gücün ayrılmaz bir bütün olduğunu vurgulayarak, "Müzakereler de müzakereciler de sırtını sahadaki güce dayar. Arkasında sahanın o caydırıcı gücü olmayan hiçbir müzakereci masada başarı elde edemez," dedi.

Saha ve diplomasiyi "bir kuşun iki kanadı" olarak tanımlayan Arakçi, 40 günlük savaş süresince silahlı kuvvetler ve Dışişleri Bakanlığı arasında kesintisiz bir iletişim ağı kurulduğunu belirtti.

Bakan, diplomatik çabaların asıl hedefinin sahada elde edilen "altın değerindeki başarıları" mutabakat metinleriyle taçlandırmak olduğunu ifade etti.

Savaş sürecinde İran halkının ve medyasının kilit bir rol üstlendiğine dikkat çeken Arakçi, "Karşılarında yalnızca silahlı kuvvetlerin değil, topyekûn İran halkının direnişini buldular. Halk her gece sokaklarda, her gün meydanlardaydı. Bu destansı direnişte medyamız, bilhassa da İran Radyo ve Televizyon Kurumu, tüm çıplaklığıyla gerçekleri dünyaya duyurarak davamıza omuz verdi," şeklinde konuştu.

Arakçi, saha, diplomasi, medya ve halk iradesinin tek bir vücut halinde hareket ederek ülkeyi zafere taşıdığını savundu.

"Zayıf İran algısı yerle yeksan oldu"

Yabancı yetkililerle gerçekleştirdiği diplomatik temaslara dair izlenimlerini aktaran Arakçi, savaş sonrası süreçte İran'ın küresel algısının değiştiğini öne sürdü.

"Yabancı yetkililerden bizzat işittiğim değerlendirmeler, İran'ın bu savaştan çok daha güçlenerek çıktığını açıkça ortaya koyuyor. O eski 'zayıf İran' algısı artık yerle yeksan olmuştur; nitekim birçoğu İran'ın şaşırtıcı bir zafere imza attığını itiraf ediyor," diyen Arakçi, nükleer silahlara sahip en büyük süper güce karşı 40 gün boyunca direnmenin azımsanmayacak bir başarı olduğunu dile getirdi.

ABD ile yürütülen müzakerelerin işleyişine açıklık getiren Arakçi, sürecin Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf'ın koordinasyonunda yürütüldüğünü ve artık son viraja girildiğini bildirdi.

Medyada gündeme gelen 14 maddelik mutabakat zaptının üzerinde titizlikle çalışıldığını belirten Bakan, "Şayet bu belgenin kaçıncı taslağı üzerinde çalıştığımızı söyleseydim, metnin bugünkü kıvama gelene dek ne denli çok revizyona uğradığına hayret ederdiniz," dedi.

Metnin, Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'nin denetiminden geçtiğini ve tam yetkinin konseyde olduğunu hatırlattı.

Müzakerelerin iki aşamalı bir takvime bağlandığını açıklayan Dışişleri Bakanı, ilk aşamada ABD ile mutabakat zaptının imzalanacağını, nükleer mesele ve yaptırımların tamamen kaldırılması gibi çetrefilli konuların ise ikinci aşamaya bırakıldığını kaydetti.

Arakçi, "Mevcut koşullar altında masaya getirilen bazı talepler üzerinde uzlaşmamız mümkün değildi ve bu dayatmaların kabul edilmesi kesinlikle söz konusu olamazdı. İlk aşamada ortak zeminde buluşabileceğimiz konulara yoğunlaştık," açıklamasında bulundu.

Mutabakat imzalandıktan sonra 60 günlük bir müzakere süreci başlayacağını belirten Arakçi, birinci aşamadaki taahhütler yerine getirilmezse ikinci aşamaya geçilmeyeceği konusunda uyardı.

İslamabad Anlaşması olarak bilinen mutabakatın savaşın tüm cephelerde sona ermesini öngördüğünü vurgulayan Arakçi, ateşkesin Lübnan'ı da kapsayacağının altını çizdi.

"Savaşın bittiğinden söz ediyorsak, bu, işgal altındaki tüm topraklardan kayıtsız şartsız çekilmek demektir. Bu çetin savaşta Lübnan'ı asla göz ardı etmedik," diyen Bakan, tarafların karşılıklı olarak saldırmazlık ve güç kullanmama taahhüdünde bulunduğunu belirtti.

"ABD egemenliğimizi resmen tanıyor"

Mutabakatın en kritik maddelerinden birinin "egemenliğe karşılıklı saygı" olduğunu belirten Arakçi, "Amerika Birleşik Devletleri, 47 yıl aradan sonra ilk kez İran İslam Cumhuriyeti'nin egemenliğine duyduğu saygıyı açıkça ilan ediyor ve bunu resmi bir metinle imza altına alıyor," dedi.

Mütekabiliyet gereği İran'ın da benzer bir güvence vereceğini ve her iki tarafın iç işlerine müdahale etmeyeceğini aktardı.

Stratejik deniz yollarının kontrolüne ilişkin sert mesajlar veren Arakçi, Hürmüz Boğazı'nın yönetiminin geleceğinin kesinlikle geçmiştekinden farklı olacağını ilan etti.

"Kılıcımız ebediyen Hürmüz Boğazı'nın üzerinde keskinliğini korumaya devam edecektir. Hürmüz Boğazı, tamamen İran ve Umman'ın egemenliği altındadır ve karasularımızın bir parçasıdır," diyen Bakan, boğazın gelecekteki idaresi, geçiş bedellerinin tahsili ve yönetim mekanizması için Umman ile ortak bir eylem planı açıklayacaklarını duyurdu.

Bölgedeki deniz trafiğinin yüzde 40'ının doğrudan Çin ile bağlantılı olduğuna dikkat çeken Arakçi, Pekin yönetiminin kadim bir dost olduğunu ve boğazın yönetiminin Çin açısından da büyük önem taşıdığını belirtti.

Amerikan deniz ablukasının derhal sonlandırılmasının mutabakat zaptının "ilk maddesi" olduğunu açıklayan Dışişleri Bakanı, dondurulmuş tüm İran varlıklarının da serbest bırakılacağını bildirdi.

Ülkenin ekonomik kalkınması için "Yeniden Yapılanma Planı" hazırlandığını ve tazminat meselesinin açıkça hükme bağlandığını belirten Arakçi, bu planın detaylarının ilerleyen süreçte uzmanların katılımıyla halka duyurulacağını aktardı.

Uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve zenginleştirilmiş malzeme stoklarının akıbetine dair yol haritasını çizen Arakçi, masadaki görüşmelerin yaptırımların tamamen kaldırılması ve nükleer mesele olmak üzere iki temel başlığa odaklandığını ifade etti.

"Bizim duruşumuza göre, zenginleştirilmiş uranyum stoklarını yönetmenin yegâne ve en makul yolu, söz konusu malzemeyi doğrudan İran sınırları içerisinde seyreltmektir," diyen Bakan, bu konuda henüz nihai bir karara varılmadığını ancak güçlü işaretler bulunduğunu söyledi.

"Tehdit dili ters teper, baskılara boyun eğmeyiz"

Son günlerde İran'a yönelik psikolojik ve siyasi baskı iklimi yaratılmaya çalışıldığını belirten Arakçi, tehdit dilinin müzakere sürecine hiçbir katkı sağlamayacağını vurguladı.

"İran milleti baskıya, zorbalığa ve tehditlere hiçbir zaman boyun eğmeyeceğini tarih boyunca defalarca kanıtlamıştır. Eğer baskılar bize geri adım attırabilecek olsaydı, bunu yıllar önce başarırlardı," şeklinde konuşan Bakan, inatla tehdit ve savaş yolu seçilirse İran'ın buna sonuna kadar hazır olduğunu dile getirdi.

Arakçi, anlaşma karşıtlarının, bilhassa da "Siyonist rejimin" barış sürecini sabote etmek için karanlık faaliyetler yürüttüğünü ve vakti geldiğinde bu faaliyetleri ifşa edeceğini sözlerine ekledi.

Medyadaki spekülasyonlara da değinerek dolaşıma sokulan asılsız iddiaların hiçbir resmi geçerliliği olmadığını belirtti.



Makaleler

Güncel