Foreign Policy: Netanyahu siyasi geleceğini savaşa bağladı

img
Foreign Policy: Netanyahu siyasi geleceğini savaşa bağladı YDH

Netanyahu, düşen seçim desteğini tersine çevirmek ve güvenlik konusundaki “yıpranan imajını” onarmak için İran ve Lübnan cephelerinde yeni bir askeri tırmanışı siyasi bir fırsat olarak görüyor.




YDH- Foreign Policy dergisinde yayımlanan analizde, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun İran'a karşı yeni bir askeri çatışmayı yalnızca bölgesel dengeler açısından değil, yaklaşan seçimler bakımından da “siyasi bir fırsat olarak” gördüğü değerlendirmesinde bulunuldu.

Analizde, Netanyahu'nun İran'a yönelik ABD-İsrail saldırılarının hedeflerine ulaşmadan sona erdiğine inandığı belirtilirken, Washington ile Tahran arasında yeniden canlanan görüşmelerden “rahatsız” olduğu ifade edildi.

Yazıda, Netanyahu'nun İran'ın füze kapasitesini ve bölgesel müttefiklerini koruyan, ayrıca Tahran'a dondurulmuş milyarlarca dolarlık fonun serbest bırakılmasını sağlayacak bir anlaşmanın ortaya çıkmasından “endişe” duyduğu kaydedildi.

Seçim hesabında İran ve Lübnan faktörü

Analizde, İsrail'in en geç 27 Ekim'de seçime gideceği hatırlatılarak, Netanyahu'nun siyasi geleceğinin “belirsizliğini” koruduğu belirtildi.

Kamuoyu yoklamalarına göre, Netanyahu liderliğindeki sağ-dindar koalisyonun 120 sandalyeli Knesset'te yaklaşık 53 sandalye civarında kaldığı, muhalefetin de tek başına çoğunluğa ulaşamadığı ancak siyasi ivmenin “muhalefet lehine” geliştiği ifade edildi.

Özellikle İsrail'in kuzeyindeki seçmenlerin, Hizbullah tehdidinin ortadan kaldırılamadığı gerekçesiyle Netanyahu'nun Likud Partisi'nden uzaklaştığı kaydedildi.

Analizde, "İran veya Lübnan cephesinde elde edilecek bir zaferin Netanyahu'nun yıpranan güvenlik lideri imajını onarabileceği düşünülüyor" değerlendirmesine yer verildi.

"Mutlak zafer" söylemi sorgulanıyor

Foreign Policy analizinde, 7 Ekim 2023'ten bu yana devam eden savaşların İsrail toplumunda “derin bir travma” yarattığı belirtildi.

Buna rağmen İsrail kamuoyunun önemli bir bölümünün çatışmaların sona ermesinden ziyade “tehditlerin tamamen ortadan kaldırılmasını” istediği ifade edildi.

Ulusal Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü'nün bir araştırmasına atıfta bulunulan yazıda, İsraillilerin yüzde 59'unun Hizbullah'a karşı saldırıların artırılmasını desteklediği aktarıldı.

İsrail Demokrasi Enstitüsü'nün araştırmasına göre ise halkın yüzde 58'inin İran ile mevcut koşullarda savaşı sona erdirmenin “İsrail'in güvenlik çıkarlarıyla” uyumlu olmadığı görüşünde olduğu belirtildi.

Ancak analizde, Netanyahu'nun Gazze, Lübnan ve İran'daki operasyonlara rağmen vaat ettiği "mutlak zaferi" sağlayamadığı vurgulandı

Yazıda, birçok İsraillinin ülkenin güvenlik durumunun özellikle İran ve Lübnan cephesinde 7 Ekim sonrasına kıyasla “daha kötü” hale geldiğine inandığı kaydedildi.

Trump anlaşma istiyor, Netanyahu savaş seçeneğini koruyor

Analizde, Netanyahu'nun önündeki “en büyük engelin” ABD Başkanı Donald Trump olduğu belirtildi.

Trump'ın İran ile bir anlaşmayı tercih ettiğini açık şekilde ortaya koyduğu ifade edilirken, Financial Times'a verdiği röportajda "Kararları ben veriyorum, Netanyahu değil" mesajı verdiği hatırlatıldı.

Bununla birlikte yazıda, İran'ın zaman zaman gerçekleştirdiği füze saldırılarının sürmesi ve müzakerelerin tıkanması halinde Trump'ın ilerleyen süreçte Netanyahu'nun “daha sert” askeri seçeneklerine yaklaşabileceği öne sürüldü.

Analizde, Netanyahu'nun İran'da olası bir yönetim değişikliğini, yalnızca İran'ın füze kapasitesini ortadan kaldıracak bir gelişme olarak değil, aynı zamanda Hizbullah'ın bölgesel destek ağını zayıflatabilecek bir senaryo olarak gördüğü belirtildi.

İç siyasette krizler büyüyor

Foreign Policy analizinde Netanyahu'nun yalnızca dış politika alanında değil, iç siyasette de “ciddi sorunlarla” karşı karşıya olduğu ifade edildi.

Özellikle Haredi (ultra-Ortodoks) Yahudilerin askerlikten muaf tutulmasına ilişkin tartışmaların hükümet üzerinde baskı oluşturduğu belirtildi.

Gazze savaşında yaşanan kayıplar ve yedek askerlik yükünün artması nedeniyle İsrail toplumunda bu muafiyetlere yönelik desteğin zayıfladığı kaydedildi.

Yazıda, ultra-Ortodoks partilerin askerlik yasası nedeniyle hükümetten ayrıldığı ve Haredi topluluklarının zorunlu askerlik uygulamalarına karşı protestolar düzenlediği belirtildi.

Bu durumun Netanyahu'nun siyasi manevra alanını daha da daralttığı ifade edildi.

Netanyahu'nun geleceği tartışılıyor

Analizde, 76 yaşındaki Netanyahu'nun yaklaşık otuz yıldır İsrail siyasetinin merkezinde yer aldığı hatırlatılarak, emeklilik ihtimalinin de ilk kez ciddi biçimde tartışıldığı belirtildi.

Trump'ın kısa süre önce yaptığı açıklamada Netanyahu'nun yeniden aday olup olmayacağından emin olmadığını söylemesinin dikkat çektiği ifade edildi.

Ancak yazıda, Netanyahu'nun başbakanlık görevini kaybetmesi halinde devam eden yolsuzluk davalarıyla yüzleşmek zorunda kalabileceği ve bunun görevde kalması için güçlü bir motivasyon oluşturduğu kaydedildi.

Buna rağmen analizde, Netanyahu'nun hâlâ güçlü bir seçim kampanyacısı olduğu ve parçalı muhalefetin ortak bir lider etrafında birleşememesinin onun “en büyük avantajlarından” biri olmaya devam ettiği belirtildi.

Foreign Policy, sonuç olarak Netanyahu'nun hem dış politikada hem de iç siyasette ciddi baskılar altında bulunduğunu, ancak siyasi mücadelesini sürdürmeye kararlı göründüğünü değerlendirdi.



Makaleler

Güncel