Asia Times: Trump'ın savaşı Tahran'ı teslim alamadı

img
Asia Times: Trump'ın savaşı Tahran'ı teslim alamadı YDH

ABD ile İran arasında varılan mutabakat, Washington'un savaşın başındaki hedeflerine ulaşamadığını gösterirken, Tahran'ın bölgesel konumunu korumasına ve müzakere masasına güç kaybetmeden oturmasına imkân sağladı.




YDH- Asia Times'ta yayımlanan bir analizde, ABD ile İran arasında varıldığı açıklanan mutabakatın, haftalar süren inişli çıkışlı müzakerelerin ardından ortaya çıktığı belirtilirken, anlaşmanın ayrıntılarının cuma günü yapılması beklenen resmî imza törenine kadar tartışılmaya devam edeceği ifade edildi.

Analizde, ABD Başkanı Donald Trump'ın şubat ayı sonunda başlayan savaş sürecinde İran yönetimini zayıflatmayı ve Tahran'ı kendi şartlarını kabul etmeye zorlamayı hedeflediği belirtildi. Ancak Trump rejiminin, İran'ın askerî ve siyasi direnci karşısında bu hedeflere ulaşamadığı kaydedildi.

Yazar göre, artan iç ve dış baskılar nedeniyle Washington'un çatışmayı sona erdirecek diplomatik bir çözümü kabul etmek zorunda kaldı.

Asia Times, Washington ve Tahran'ın açıkladığı "mutabakat zaptının" bu yeni gerçeğin bir teyidi niteliğinde olduğunu ifade etti.

"Mutabakat İran'ın elini güçlendirebilir"

Analizde, mevcut anlaşmanın İran'ı savaş öncesine kıyasla “daha güçlü” bir konuma taşıyacağı, ABD'nin bölgedeki nüfuzunu “azaltacağı” ve İsrail'i “zor bir stratejik durumla” karşı karşıya bırakacağı belirtildi.

Yazıda ayrıca Körfez ülkelerinin de güvenlik ilişkilerini yeniden değerlendirmek zorunda kalacağı, İran'ı etkili bir bölgesel aktör olarak daha fazla dikkate alma eğiliminin güçleneceği ifade edildi.

Analize göre, İran ve ABD kaynakları anlaşmanın içeriğine ilişkin farklı bilgiler paylaşırken, her iki tarafın da Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve İran limanlarına yönelik ABD deniz ablukasının kaldırılması konusunda uzlaştığı görülüyor.

Bunun yanında İran'ın nükleer programına ilişkin görüşmelerin önümüzdeki 60 gün boyunca sürdürülmesinin planlandığı kaydedildi.

Ancak yazıda, tarafların diğer başlıklarda hâlâ önemli görüş ayrılıklarına sahip olduğu vurgulandı.

İran medyasında yer alan bilgilere göre mutabakatın, Lübnan dahil tüm cephelerde çatışmaların durdurulmasını, Hürmüz Boğazı'nın 30 gün içinde "İran'ın belirleyeceği düzenlemeler çerçevesinde" yeniden açılmasını ve müzakereler süresince dondurulmuş İran varlıklarından 24 milyar doların serbest bırakılmasını içerdiği belirtildi.

Ayrıca, ABD ve müttefiklerinin İran'ın yeniden imarı için en az 300 milyar dolarlık plan hazırlamasının da taslakta yer aldığı ifade edildi.

Buna karşılık Axios'un aktardığı ABD kaynaklarında ise Hürmüz Boğazı'nın derhal ve ücretsiz biçimde açılmasının öngörüldüğü, İran'a da petrol ihracatını kolaylaştıracak geçici yaptırım muafiyetleri verilmesinin planlandığı kaydedildi.

Analizde, Trump'ın anlaşmayı duyururken Lübnan'dan söz etmediği, buna karşın Pakistanlı arabulucuların Lübnan dosyasının da mutabakatın parçası olduğunu açıkladıkları hatırlatıldı.

Nükleer dosya çözülmedi

Asia Times'a göre, İran'ın nükleer programına ilişkin en tartışmalı başlıklar henüz çözüme kavuşmuş değil.

Analizde, yüksek düzeyde zenginleştirilmiş uranyum stoklarının geleceği ile İran'ın barışçıl amaçlarla belirli seviyelerde uranyum zenginleştirmesine izin verilip verilmeyeceği gibi konuların müzakere edilmeyi sürdürdüğü belirtildi.

Yazıda, savaşın başlangıcında ABD ve İsrail'in hedefleri arasında İran yönetiminin zayıflatılması, nükleer ve füze programlarının sınırlandırılması ve İran'ın bölgesel müttefikleriyle ilişkilerinin koparılmasının bulunduğu ifade edildi.

Analizde belirtildiği üzere, “Genel hedef, bölgesel düzeni ABD ve İsrail'in lehine dönüştürmekti. Bu sayede Netanyahu, İran'ı güçsüz bir varlık haline getirme gibi uzun süredir beslediği amacına ulaşabilecek ve stratejik açıdan hayati öneme sahip, petrol zengini Ortadoğu'da ‘Büyük İsrail’ vizyonunu takip edebilecekti.”

Ancak İran’ın, ağır askerî saldırılara, üst düzey isimlerin hedef alınmasına ve ekonomik baskılara rağmen siyasi sistemini ayakta tutmayı başardığı vurgulandı. Ülkenin altyapısında ve ekonomisinde ciddi zararlar meydana geldiği, sivil kayıplar yaşandığı belirtilirken, buna rağmen Tahran'ın karşılık verme kapasitesini koruduğu ifade edildi.

Analizde, İran'ın savaş sırasında Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisini artırmasının küresel enerji ve gübre piyasalarında ciddi sonuçlar doğurduğu, bunun da Tahran'a “önemli bir pazarlık gücü” kazandırdığı kaydedildi.

Yazar, Trump rejiminin ise savaşın uzaması halinde artan iç siyasi baskılar, hava savunma sistemlerindeki mühimmat sorunu ve geleneksel müttefiklerden yeterli destek alamaması gibi sorunlarla karşı karşıya kaldığını belirtti.

Bu nedenle Washington'un çatışmayı uzun süre sürdürmek istemediği değerlendirmesi yapıldı.

"Netanyahu açısından hayal kırıklığı"

Asia Times analizinde, ortaya çıkan tablonun İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu açısından “ciddi bir hayal kırıklığı” olduğu belirtildi.

Yazıda, Netanyahu'nun uzun yıllardır İran'ın bölgesel etkisini kırmayı hedeflediği, fakat mevcut mutabakatın bu hedeflerin tersine sonuçlar doğurabileceği savunuldu.

Analize göre, Netanyahu yine de Lübnan'a yönelik saldırılara devam ederek ve belki de Gazze ile Batı Şeria'yı resmen ilhak ederek barış anlaşmasını baltalamaya çalışabilir. Ancak Netanyahu'nun askerî operasyonları ve siyasi hayatta kalması için ABD'ye olan bağımlılığı göz önüne alındığında, Trump onu ve kabinesindeki aşırı sağcı bakanları zorlayarak yola getirmek için yeterli koza sahip.

Yazıda ayrıca, ABD ile İran arasında nihai bir anlaşmaya ulaşılması halinde bunun iki ülke arasında sınırlı da olsa yeni bir yakınlaşmanın önünü açabileceği ve Ortadoğu'da daha istikrarlı bir döneme zemin hazırlayabileceği ifade edildi.

Bununla birlikte, mevcut ateşkesin kalıcılığı konusunda ihtiyatlı olunması gerektiği vurgulandı.

Analizde, savaş başlamadan önce İran'ın nükleer programı konusunda aylardır müzakereler yürütüldüğü ve Ummanlı arabulucuların bir anlaşmanın "ulaşılabilir" olduğunu belirttikleri hatırlatıldı. Buna rağmen kısa süre sonra savaşın başlamasının, mevcut ateşkesin ne kadar kırılgan olabileceğini gösterdiği savunuldu.

Yazar, mevcut durumun aynı zamanda savaşın neden başlatıldığı sorusunu da yeniden gündeme getirdiğini belirtti.

Analiz, "Bugün varılan ateşkes, savaş öncesinde müzakere edilen anlaşmaya büyük ölçüde benzeyen bir sonuca işaret ediyorsa, savaşın başlatılmasının amacı neydi?" sorusuyla sona erdi.

 



Makaleler

Güncel