İran'ın Trump'ı boyun eğdirmek için kullandığı tüm yöntemler

img
İran'ın Trump'ı boyun eğdirmek için kullandığı tüm yöntemler YDH

İran, ağır askerî kayıplara rağmen savaşın seyrini değiştirmeyi başardı; Hürmüz Boğazı, füze saldırıları ve bölgesel baskı unsurlarıyla Washington'u ateşkes ve müzakere arayışına yönelten stratejik bir üstünlük elde etti.




YDH- Asia Times'ta yayımlanan bir makalede, dünyanın en teknolojik ve askeri açıdan gelişmiş iki ülkesiyle üç aydır süren savaşın ardından İran'ın “beklenenden çok daha dirençli” olduğunun kanıtlandığı belirtildi.

Makaleye göre, en azından stratejik düzeyde Tahran'ın şu anda çatışmada “üstünlüğü” elinde tuttuğu ifade edildi.

Makalede, ABD'nin İsrail ile birlikte Şubat 2026'nın sonlarında İran'a karşı başlattığı savaşta, Tahran yönetimi için görünümün hiç de iyi olmadığı hatırlatıldı. ABD ve İsrail'in İran'a saldırarak “son derece orantısız” bir çatışma başlattığı, İslam Cumhuriyeti'ni nükleer silaha ve gezegendeki en gelişmiş askeri kabiliyetlere sahip iki düşmanla karşı karşıya getirdiği vurgulandı.

Ağır saldırılara rağmen İran'ın direnişi

Asia Times'ın aktardığına göre, ABD ve İsrail saldırısının ölçeği İran'ın “on yıllardır yaşadığı her şeyden çok daha büyüktü.”

Haftalar boyunca İran’ın, ABD ve İsrail hava ve füze güçlerinin “tüm şiddetiyle” aralıksız vurulduğu belirtilen makalede, hassas saldırılar ve hedefli suikastlarla Dini Lider ve Başkomutan Ayetullah Ali Hamenei dahil İran'ın siyasi ve askeri liderliğinin kilit isimlerinin de öldürüldüğü hatırlatıldı.

Makaleye göre, ülkenin hava ve deniz muharebe kabiliyetleri yok edildi, yüzlerce füze rampası ve hava savunma sistemi imha edildi, iç güvenlik yapısı ciddi şekilde zayıflatıldı. Nükleer tesisler, füze ve insansız hava aracı fabrikaları binlerce kiloluk mühimmatla bombalandı.

Makalede, İran'ın liderliğini hızla yenilediği ve kalan askeri kabiliyetlerini saldırganlara ve müttefiklerine karşı kullanmak için harekete geçtiği belirtildi. Ancak her açıdan bakıldığında, “İslam Cumhuriyeti’nin “varoluşsal bir tehditle” karşı karşıya olduğu kaydedildi.

"Kırılganlık dengesi" İran lehine döndü

Asia Times'ta yer alan makaleye göre, o noktada İran'ın teslim olmaktan kurtulması, siyasi olarak hayatta kalması ve ABD ile müzakerelerde avantaj sağlayacak kadar konumunu toparlaması neredeyse düşünülemez görünüyordu. Fakat makalede, tam olarak bu senaryonun gerçekleştiği vurgulandı.

Makalede, Kudüs merkezli Ortadoğu uzmanı Daniel Sobelman'ın şu analizine yer verildi:

"Asimetrik bir çatışmada, zayıf bir aktörün üstün bir düşmana karşı mücadele ettiği durumda, zayıf aktör tam bir yenilgiden kaçınmak için 'kırılganlık dengesini' kendi lehine çevirmelidir. Bunu yapmak için, kritik askeri kabiliyetlerinin hayatta kalmasını sağlamalı ve düşmanlarının kırılganlıklarından yararlanmalıdır."

Makalede, bu tür bir mantığın uzun süredir İran stratejik düşüncesinin bir özelliği olduğu belirtildi. İranlı yetkililerin sıklıkla, düşmanlarının kırılganlık veya zayıflık noktalarından yararlanmanın ve kendi zayıflıklarını en aza indirmenin “hem asimetrik caydırıcılık hem de savaşın kilit unsuru” olduğunu vurguladığı ifade edildi.

Stratejik üstünlük İran'da

Asia Times'ın bildirdiğine göre, Tahran'ın savaş öncesi caydırıcılık duruşu açıkça ABD ve İsrail saldırılarını engellemeyi başaramadı. Ancak son üç ayda İran'ın kırılganlık dengesini lehine çevirdiği belirtiliyor.

Makaleye göre İran, ağır bedeller dayattı, saldırılarını tırmandırdı ve yalnızca hayatta kalmasına değil, aynı zamanda düşmanlarını ateşkese zorlamasına yardımcı olacak şekilde kırılganlıklardan yararlandı.

Makalede, nisan ayına gelindiğinde ABD ve İsrail'in Tahran'ı teslim olmaya zorlayamadığının açıkça görüldüğü belirtildi. Saldırgan güçlerin yönetim değişikliği için koşulları oluşturamadığı ve İran'ın füze ve insansız hava aracı cephaneliğini yok etmeyi başaramadığı ifade edildi.

Makaleye göre İran, saldırganların uyguladığı tüm “cezayı” absorbe etti. Ve kritik olarak, İsrail ve Körfez'deki ABD üslerine füze ve insansız hava aracı saldırılarıyla misilleme kapasitesini korudu.

İran ayrıca, Körfez Arap devletlerindeki enerji ve diğer altyapıya saldırdı. Bu, ABD'nin bölgesel müttefiklerini koruma hedefini baltaladı ve onların istikrar cenneti olarak “itibarlarını” sarstı.

Hürmüz Boğazı'nda küresel şok

Asia Times'ta belirtildiğine göre, İran'ın misillemeleri bu bölgesel çatışmada ABD'ye verilen desteğin bir avantajdan ziyade bir “dezavantaj” olduğunu açıkça gösterdi.

Tüm bunlara ek olarak İran, Hürmüz Boğazı'nı ticari gemilere kapatarak büyük bir kaos yarattı. Makaleye göre bu, petrol, gaz ve gübre için kritik küresel tedarik arterini kesti ve dünya çapında enerji ve gıda arzı için “feci” sonuçlar doğurdu.

Makalede ayrıca, İran'ın tüm bu süre boyunca İsrail, ABD ve Körfez devletlerini kritik, pahalı ve yeniden doldurması yavaş olan mühimmatları tüketmeye zorladığı ve bunun, Tahran'ın yararlanması için ortaya çıkan bir başka kırılganlık olduğu vurgulandı.

Tırmanış tehditleri ve yeni strateji

Asia Times'ın aktardığına göre, tırmanış açısından İran, ekonomik maliyetleri daha da artırma tehdidinde bulundu.

İsrail ve Körfez ülkelerine ait enerji ve altyapı hedeflerine yönelik saldırıları genişletme ve Hürmüz Boğazı'ndaki denizaltı kablolarını hedef alma uyarısında bulunduğu belirtildi.

Makaleye göre İran, Direniş Ekseni'ndeki ortaklarını, özellikle Yemen'deki Ensarullah'ı Kızıldeniz'deki Babülmendep Boğazı'nı kesintiye uğratmak için kullanabileceğini de ifade etti.

Hedefler ve sonuçlar

Asia Times'ta yayımlanan makaleye göre, ABD ve İsrail, İran'ın nükleer programını, askeri yeteneklerini ve savunma sanayisini zayıflatmak da dahil olmak üzere, belirttikleri askeri hedeflerine büyük ölçüde ulaşmış olabilirler.

Ancak makalede, İran'ın düşmanlarının stratejik hedeflere ulaşmasını engellediği belirtildi. Ve İsrail, ABD, Körfez devletleri ve ötesine “stratejik, diplomatik, askeri, siyasi ve ekonomik maliyetler” dayattığı ifade edildi.

Gelecek senaryosu

Asia Times'ın belirttiğine göre, Tahran hâlâ açık bir askeri dezavantajda ve ABD ile İsrail'in daha fazla askeri saldırısına karşı oldukça kırılgan durumda. Fakat İran'ın en azından şimdilik “siyasi-stratejik düzeyde” üstünlüğü elinde tuttuğu görülüyor.

Makaleye göre İran, Trump'ı bir çıkış yolu aramaya zorladı ve Hürmüz Boğazı'nı kapatma ile bölge genelinde kritik hedefleri vurma yeteneğini elinde tutuyor.

Makalede ayrıca, İran'ın Direniş Ekseni'ni, özellikle Hizbullah’ı ve Ensarullah’ı caydırıcılık ve savaşın kilit bir dayanağı olarak yeniden yapılandırdığı belirtildi.

Tahran'ın yakın zamanda Eksen’in "yeni bir güvenlik kuşağı" oluşturduğunu duyurduğu ve "birleşik direniş cephesi" adlı yeni bir doktrin ilan ettiği ifade edildi.

Bu doktrine göre, Eksen’in herhangi bir üyesine yapılacak saldırı, tüm Eksen üyeleri tarafından koordineli bir yanıtı tetikleyecek.

İran'ın hedefi: Daha güçlü çıkmak

Asia Times'ta yer alan makaleye göre, Tahran önümüzdeki dönemde bu algılanan stratejik avantaj anından yararlanarak hem "eylem alanındaki", özellikle askeri güç tehdidi ve kullanımı, hem de Washington ile "müzakere alanındaki" çabalarını geliştirmeye ve koordine etmeye çalışacak.

Ayrıca İran, yalnızca bu çatışmadan sağ çıkmayı değil, daha güçlü bir stratejik konumda ortaya çıkmayı hedefliyor.

Makaleye göre, İslam Cumhuriyeti bunu yaparak, mevcut kaynaklarını kritik misilleme kabiliyetlerini, özellikle füzeler ve insansız hava araçlarını yeniden inşa etmek ve geliştirmek için kullanabilecek ve aynı zamanda düşmanlarının kırılganlıklarından yararlanmanın yollarını bulmaya devam edecek.

 



Makaleler

Güncel