ABD'nin İran'a karşı hedefleri değişti: 'Rejim değişikliği'nden stratejik geri çekilişe

img
ABD'nin İran'a karşı hedefleri değişti: 'Rejim değişikliği'nden stratejik geri çekilişe YDH

Mehr'e göre, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran ile varılan mutabakat sonrası yaptığı açıklamalar, savaşın başlangıcındaki hedeflerden stratejik bir geri çekilişi yansıtan bir "başarısızlık yönetimi" olarak değerlendiriliyor.




YDH- ABD Başkanı Donald Trump’ın son açıklamaları, 40 gün süren İran-ABD çatışmasının ardından Washington’ın başlangıçtaki iddialı hedeflerinden nasıl uzaklaştığını gözler önüne seriyor.

Rejim değişikliği ve İran'ın caydırıcı gücünü kırma vaatleriyle başlayan süreç, bugün Beyaz Saray’ın sahadaki stratejik kısıtlamaları kabullenmek zorunda kaldığı bir "yönetilebilir başarısızlık" tablosuna evrildi.

Savaş süresince Batılı çevrelerde sıkça dile getirilen "İran'da rejim değişikliği" söylemi, Trump'ın son açıklamalarıyla tamamen rafa kalktı.

"Ben hiçbir zaman rejim değişikliği iddia etmedim" diyen Trump, başarısızlıkla sonuçlanan bu projeyi, "bir nevi rejim değişikliğinin gerçekleştiği" gibi muğlak ifadelerle geçiştirmeye çalıştı.

Analistler, bu üslup değişikliğini Washington'ın askeri baskı yoluyla siyasi sistemi çökertme hedefinden geri adım attığının en somut kanıtı olarak değerlendiriyor.

Trump’ın enerji denklemlerine dair itirafları, ABD'nin askeri gücünün sınırlılıklarını da ifşa etti.

Hürmüz Boğazı'nın sadece Tahran ile anlaşma yoluyla açılabileceğini kabul eden ABD Başkanı, operasyonun devamının küresel bir "ekonomik felakete" yol açacağını belirtti.

Bu itiraf, savaşın başlangıcında "maliyetin önemsiz olduğu" yönündeki ABD iddialarının aksine, Washington için maliyetin öngörülenden çok daha ağır olduğunu gösteriyor.

Trump'ın, İran'ın dondurulmuş varlıklarının iadesi konusunda yaptığı, "Bu para bize ait değil, geri vermezsek kimse dolara yatırım yapmaz" şeklindeki çıkış, Washington’ın son yıllardaki yaptırım politikasında kırılma noktası olarak görülüyor.

Varlıkların iadesi, ABD'nin finansal sistemi bir baskı aracı olarak kullanma kapasitesinin zayıfladığını ve Tahran karşısında stratejik bir taviz verildiğini ortaya koyuyor.

Savaş boyunca İran’ı tehdit eden ABD yönetimi, gelinen noktada "İran'ın yeni liderleri daha zeki" söylemini benimseyerek etkileşim kapısını açmaya çalışıyor.

Petrol rezervlerinin azaldığı ve askeri operasyonların tıkandığı bir ortamda Trump, anlaşmayı bir "zafer" olarak pazarlamaya çalışsa da, sahadaki gerçeklik Washington’ın İran’ın stratejik ağırlığını kabul etmek zorunda kaldığını ispatlıyor.

40 günlük süreç, ABD'nin bölgesel denklemleri tek taraflı değiştirme iddiasının sınırlarını çizen bir dönüm noktası olarak tarihe geçti.



Makaleler

Güncel