Pentagon'un Hint-Pasifik Komutanlığı'nı yeniden "Pasifik Komutanlığı" olarak adlandırması, Trump rejiminin Çin'i çevrelemeye dayalı koalisyon stratejisinden uzaklaşarak Pekin'le daha pragmatik ve pazarlığa dayalı bir ilişki arayışına yöneldiğinin işareti olarak görülüyor.
YDH- Foreign Policy dergisinde yayımlanan bir analizde, ABD Savunma Bakanlığı'nın bu hafta aldığı sürpriz bir kararla, Pasifik ve Doğu Hint Okyanusu'ndaki tüm ABD kuvvetlerinden sorumlu olan Hint-Pasifik Komutanlığı'nın (INDOPACOM) yeniden eski adı olan Pasifik Komutanlığı'na (PACOM) döndürülmesinin, yalnızca sembolik bir değişiklik olmadığı belirtildi.
Analizde, Pentagon'un kararın gerekçesini "komutanlığın tarihî köklerini onurlandırmak ve ortak aidiyet duygusunu güçlendirmek" olarak açıkladığı hatırlatıldı. Ayrıca, bu adımın aynı zamanda ABD Başkanı Donald Trump'ın Çin'e karşı rekabet yerine angajman ve anlaşma arayışını öne çıkaran yaklaşımıyla da uyumlu olduğu ifade edildi.
Dergiye göre ironik olan, INDOPACOM adının bizzat Trump'ın ilk başkanlık döneminde benimsenmiş olması.
Dönemin Savunma Bakanı Jim Mattis, 2018'de yapılan isim değişikliğinin "Hint ve Pasifik okyanusları arasındaki artan bağlantıyı" yansıttığını söylemişti.
Analizde, söz konusu değişikliğin komutanlığın sorumluluk alanını değiştirmediği, ancak Trump'ın 2017'de Vietnam ziyareti sırasında ilan ettiği "Özgür ve Açık Hint-Pasifik" stratejisinin sembollerinden biri haline geldiği belirtildi.
Hint-Pasifik stratejisinin gerileyişi
Foreign Policy'ye göre, "Hint-Pasifik" kavramı, yalnızca coğrafi bir tanımlama değil, Çin'in yükselen gücünü dengelemeye yönelik geniş çaplı Amerikan stratejisinin temel taşıydı.
Analizde, dönemin Japonya Başbakanı Shinzo Abe tarafından ortaya atılan yaklaşımın, Avustralya, Hindistan, Japonya ve ABD gibi ülkelerin işbirliği yaparak Çin'in Güney Çin Denizi üzerindeki nüfuzunu sınırlamasını amaçladığı kaydedildi.
Dergi, Trump rejiminin ilk döneminde Hint-Pasifik kavramının Hindistan'la ilişkileri güçlendirmeyi, Hint Okyanusu çevresindeki ülkelerle daha yakın işbirliği kurmayı ve Çin'i aynı anda birden fazla cephede meşgul etmeyi hedeflediğini belirtti.
Ancak analize göre PACOM adına dönüş, Washington'un artık aynı stratejik önceliklerle hareket etmediğine işaret ediyor.
Hindistan'ın önceliği azalıyor
Foreign Policy, INDOPACOM adlandırmasının temelinde Hindistan'ın Çin'i dengelemede merkezi bir rol oynayacağı varsayımının bulunduğunu belirtti.
Ancak dergiye göre, bu yaklaşım artık Trump'ın dış politikasının merkezinde yer almıyor.
Analizde, Trump'ın son dönemde Hindistan Başbakanı Narendra Modi ile ilişkilerinde çeşitli gerilimler yaşadığı ifade edildi.
Trump'ın, Hindistan ile Pakistan arasında yaşanan dört günlük çatışmanın çözümüne katkı sunduğunu öne sürmesine rağmen Modi'nin kendisini Nobel Barış Ödülü'ne aday göstermemesinden rahatsız olduğu belirtildi.
Ayrıca, Washington'un Hindistan'ın yaptırım altındaki Rus petrolünü satın almasına yönelik baskı yaptığı, ikili ticaret anlaşması konusundaki görüş ayrılıklarının da ilişkileri zorlaştırdığı kaydedildi.
Analizde, Trump'ın geçen yıl Hindistan'da düzenlenmesi planlanan Dörtlü Güvenlik Diyaloğu (Quad) zirvesine katılımını iptal ettiğinin de öne sürüldüğü belirtildi.
Foreign Policy, Trump'ın aynı dönemde Pakistan'la ilişkileri geliştirmeye yöneldiğini ve özellikle Pakistan Genelkurmay Başkanı Asim Munir'i ABD-İran diplomasisinde önemli bir aracı olarak kullandığını aktardı.
Trump-Xi yakınlaşmasının etkisi
Analizde, PACOM kararının Trump'ın geçen ay gerçekleştirdiği ve geniş yankı uyandıran Pekin ziyaretinin hemen ardından gelmesinin dikkat çekici olduğu belirtildi.
Dergiye göre, Trump, Xi Jinping ile yaptığı görüşmelerde stratejik rekabetten çok ticaret, enerji güvenliği ve bölgesel istikrar gibi işbirliği alanlarına odaklandı.
Her iki liderin de görüşmeleri ikili ilişkilerde bir "yeniden başlangıç" olarak sunduğu ifade edilirken, Trump'ın giderek Çin'i çevrelemeye yönelik çok taraflı koalisyonlar yerine Xi ile bire bir pazarlıklara daha fazla önem verdiği değerlendirmesi yapıldı.
Foreign Policy, bu nedenle PACOM adına dönüşün, Washington'un Çin politikasında Hint-Pasifik çerçevesinin ağırlığını azaltma yönündeki daha geniş eğilimin bir parçası olarak görülebileceğini savundu.
Dergi ayrıca, Savunma Bakanı Pete Hegseth'in geçen ay Singapur'da düzenlenen Shangri-La Diyaloğu'ndaki konuşmasında "Hint-Pasifik" ifadesini kullanmamış olmasına dikkat çekti.
"İsim değişikliği stratejik bir mesaj"
Analizde, PACOM adının geri getirilmesinin askerî operasyonlar, kuvvet konuşlanmaları ya da komutanlığın sorumluluk alanı üzerinde doğrudan bir etkisinin olmayacağı belirtildi.
Ancak Foreign Policy'ye göre, stratejide isimler yalnızca isimlerden ibaret değil.
Dergi, Hint-Pasifik kavramının Hindistan'ın kilit ortak olarak görüldüğü, koalisyon inşasının güç kaynağı kabul edildiği ve Çin'le uzun vadeli rekabetin yüzyılın temel meydan okuması olarak değerlendirildiği bir vizyonu temsil ettiğini vurguladı.
Analizde sonuç olarak, PACOM adının yeniden benimsenmesinin, "Washington'un artık bu varsayımlarla eskisi kadar hareket etmediğine işaret eden sembolik bir değişiklik" olarak değerlendirildiği ifade edildi.