ABD Başkanı Trump, İran’dan Ukrayna’ya, Çin’den Venezuela’ya uzanan başlıklarda küresel liderler, savaşlar ve ABD’nin askeri-stratejik gücü üzerine açıklamalarda bulundu.
YDH- ABD Başkanı Donald Trump, Axios’a verdiği röportajda dış politika, küresel liderlerle ilişkiler, savaşlar ve ABD’nin askeri-stratejik hamlelerine dair kapsamlı değerlendirmelerde bulunarak İran, Ukrayna, Çin, Hindistan, Venezuela ve Küba başlıklarında dikkat çekici açıklamalar yaptı.
G7 zirvesinde dünya liderlerinin karşısına çıktığında “Patron benim, unutmayın” dediğini aktaran Trump, bu ifadenin aslında bir şakadan ibaret olduğunu ve tüm dünyada bu kadar yayılmasına şaşırdığını söyledi.
Otuz kişilik büyük bir masada sadece yedi liderin oturduğunu ve bu düzenin adeta bir kürsüyü andırdığını kaydeden Trump, amacının sadece sevimlilik yapmak olduğunu dile getirdi.
“Güç ihtiyatlı kullanılmalı”
Caputo ile gerçekleştirdiği özel söyleşide, Trump, “Güç ihtiyatlı kullanılmalı” dedi.
Caputo’nun bu farkın nedenine ve neleri daha iyi yaptığına dair sorusuna ise çok fazla düşünmeden, sadece işi bitirmeye odaklandığını anlatan Trump, her iki seçim zaferini de bu yaklaşımla kazandığını dile getirdi.
Çin, Hindistan ve Brezilya liderlerine değerlendirmeler
ABD Başkanı Donald Trump, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping için “son derece zeki ve tamamen iş odaklı bir lider” ifadelerini kullandı. Şi’nin gereksiz konuşmalardan uzak, güçlü ve stratejik bir karaktere sahip olduğunu belirten Trump, ayrıca liderin fiziksel duruşuna da atıfta bulunarak boyunu takdir ettiğini dile getirdi.
Trump, Hindistan Başbakanı Narendra Modi hakkında da övgüde bulunarak, Modi’nin ülkesini uzun süredir istikrarlı ancak sert bir yönetim tarzıyla yönettiğini ve on yılı aşkın süredir iktidarda kalmayı başardığını ifade etti.
Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva için ise daha eleştirel bir dil kullanan Trump, Lula’yı “değişken bir figür” olarak nitelendirerek, “onu hiç düşünmüyorum ve açıkçası umurumda değil” dedi.
Küresel sahnede en beğendiği liderlerin Şi ve Modi olduğunu yineleyen Trump, Modi’nin savaşlardan uzak durarak akıllıca bir politika izlediğini belirtti.
Pakistan’daki askeri lider Asım Münir ile başbakanın uyum içinde çalışmasını takdir eden Trump, bu durumun İran ile yapılan anlaşmada ABD’ye büyük kolaylık sağladığını dile getirdi.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un kendisini G7 öncesinde Paris’e davet ettiğini ve Versay Sarayı’nda harika bir akşam yemeğiyle ağırladığını anlatan Trump, Versay gibi yerlere karşı zaafı olduğunu kabullendi.
Venezuela operasyonuna da değinen Trump, büyük petrol şirketlerinin bölgeye taşındığını söyleyerek, ülkenin petrol rezervleri bakımından dünyada üst sıralarda yer aldığını ifade etti.
G7, Rusya ve Ukrayna savaşı
G7’nin eski G8 formatında kalması durumunda Rusya ve Ukrayna arasında bir savaş yaşanmayacağını iddia eden Trump, “Obama’nın Putin’i dışlaması büyük bir hataydı” dedi.
Ukrayna’daki savaşın çok çabuk bitmesi gerektiğini savunan Trump, savaşın başında Putin’in yüzlerce tankla Kiev’e doğrudan giden beton otoyoldan ilerlemek yerine çamurlu tarım arazilerini seçtiğini anlattı.
Rekor yağışlar nedeniyle tankların çamura saplandığını belirten Trump, kendisinin olaydan önce Ukrayna ordusuna verdiği Javelin tanksavar füzeleri sayesinde bu tankların tek tek imha edildiğini bildirdi.
Uydu fotoğraflarında günlerce hareketsiz kalan Rus tanklarının bataklıkta yok edildiğini söyleyen Trump, Rus generalin bu hatalı kararının savaşın seyrini değiştirdiğine dikkat çekti.
Beton otoyol kullanılsaydı Rus ordusunun dört saat içinde Kiev’e gireceğini ve savaşın bir günde biteceğini iddia eden Trump, bu durumun Ukrayna ordusuna büyük bir özgüven kazandırdığını anlattı.
Kendi yönetiminin Rusya ve Çin’e karşı herkesten daha sert olduğunu vurgulayan Trump, “Obama Ukrayna’ya çarşaf gönderdi, ben ise Javelin füzeleri verdim” diye konuştu.
İran politikası ve askeri açıklamalar
İran'a karşı yürütülen mücadelede ABD gücünün hiçbir sınırı olmadığını ifade eden Trump, Tahran’ı askeri açıdan tamamen mağlup ettiklerini kaydetti.
Pakistan’ın ricası üzerine daha ileri gitmediklerini söyleyen Trump, geçmişte Hindistan ve Pakistan arasındaki nükleer savaş riskini bizzat önleyerek elli milyondan fazla hayatı kurtardığını iddia etti.
İki ülkenin nükleer silah kullanma aşamasına geldiğini ve on bir uçağın düşürüldüğünü belirten Trump, askeri üstünlükleri sayesinde İran’a tam bir deniz ablukası uyguladıklarını anlattı.
İmzalanan Mutabakat Zaptı’nın aslında İran’ın kayıtsız şartsız teslimiyeti anlamına geldiğini savunan Trump, Tahran’ın 159 gemiden oluşan donanmasının tamamen denizin dibine gönderildiğini söyledi.
Caputo’nun İran’ın elinde hâlâ sürat tekneleri bulunduğunu hatırlatması üzerine Trump, Obama’nın nükleer anlaşma döneminde İran ordusuna dokunmadığını, kendisinin ise Tahran’ın hava kuvvetlerini, 200 uçağını ve tüm uçaksavar sistemlerini yok ettiğini vurguladı.
Ekonomi, medya ve iç siyaset
Askeri hamlelerin ardından petrol fiyatlarının düşüşe geçtiğini ve borsanın binlerce puan yükseldiğini anımsatan Trump, savaşı daha da uzatmanın küresel bir buhrana yol açabileceğini ve Herbert Hoover konumuna düşmek istemediğini bildirdi.
Son iki aydır İran savunma sistemlerini ve radarlarını devre dışı bırakarak, bir gece 25, bir gece 22, diğer geceler ise 19 ve 21 gemi olmak üzere bölgeye gizlice düzinelerce gemi sevk ettiklerini açıklayan Trump, geceleri ışıkları kapatarak yürütülen bu operasyonların New York Times tarafından sızdırılmasını “vatanseverlik dışı bir yaklaşım” olarak eleştirdi.
Kongre’deki bazı Cumhuriyetçi şahinlerin daha fazla saldırı talep etmesine tepki gösteren Trump, insan öldürme derdinde olmadığını ve İran’a kesinlikle para akışı sağlamadığını vurguladı.
Lindsey Graham’in anlaşmaya dair olumlu açıklamalar yaptığını hatırlatan Trump, Kongre’nin bu mutabakatı onaylayacağına inandığını, onaylamasalar bile gücün zaten ABD’nin elinde olduğunu dile getirdi.
Küba, Venezuela ve Batı Yarımküre
İran krizinin ardından hedefin Küba olduğunu belirten Trump, bu konuda ailesi Küba kökenli olan Senatör Marco Rubio’nun yoğun bir çalışma yürüttüğünü aktardı.
Venezuela’yı askeri açıdan mağlup ettiklerini hatırlatan Trump, Küba’nın petrolü olmasa da çok değerli bir kıyı şeridine ve gayrimenkul potansiyeline sahip olduğunu anlattı.
Venezuela’daki kaleye binlerce askerin karşısına sadece 201 askerle girdiklerini anlatan Trump, operasyonun 48 dakika sürdüğünü, pilotun bacağından vurulmasına rağmen cesurca savaştığını ve makineli tüfekçinin kötü bir hayattan kaçtığını aktardı.
Küba’nın coğrafi olarak çok yakın olduğunu ve operasyonun hızlı ilerleyebileceğini öngören Trump, Küba asıllı Amerikalıların kendisine yüzde 95 oranında destek verdiğini ve Batı Yarımküre’nin artık tamamen Amerikan nüfuzunda olduğunu vurguladı.
İran’ın 47 yıldır medyayı manipüle ettiğini söyleyen Trump, “Eğer beyaz bayrak çekseydim, sahte medya savaşı İran’ın kazandığını yazardı” diyerek basını eleştirdi.
Obama dönemindeki nükleer anlaşmayı hedef alan Trump, bu süreç devam etseydi İran’ın çoktan nükleer silaha ulaşacağını ve bunları İsrail ile Körfez ülkelerine karşı kullanacağını öne sürdü.
On ay önce B-2 bombardıman uçaklarıyla dağların altındaki nükleer tesisleri imha ettiklerini, dağların nükleer altyapının üzerine çöktüğünü belirten Trump, bu operasyonun ardından Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt ve Bahreyn’in ABD’nin safına geçtiğini bildirdi.
“Donald ve Benyamin olmasaydı İsrail bugün var olamazdı” diyen Trump, Netanyahu ile ilişkilerinin iyi olduğunu ancak onu zaman zaman frenlemek gerektiğini ve İsrail’in Lübnan’a yönelik olası bir saldırısını bizzat engelleyeceğini sözlerine ekledi.
İngiltere’nin çevre politikaları nedeniyle Kuzey Denizi’ndeki devasa petrol yataklarını kullanmamasını eleştiren Trump, bunun ekonomik bir çılgınlık olduğunu ve Norveç’in bu sayede 3 trilyon dolar biriktirdiğini ifade etti.