Tahran'da "gizli belge" depremi

img
Tahran'da "gizli belge" depremi YDH

İran siyasetini sarsan "gizli belge" ifşası, devletin en üst kademesindeki müzakere stratejilerine dair derin ayrılıkları gün yüzüne çıkarırken, milletvekili Mahmud Nebeviyan'ın canlı yayındaki açıklamaları devlet televizyonunda istifalara ve geniş çaplı yasal soruşturmalara yol açtı.




YDH- İran devlet televizyonu (IRIB) ekranlarında, ülkenin en üst düzey diplomatik sırlarının canlı yayında ifşa edilmesi siyaset, diplomasi ve ordu kademelerinde deprem etkisi yarattı.

İran Meclisi Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Komisyonu Başkan Yardımcısı Mahmud Nebeviyan’ın, Devrim Lideri Ayetullah Mücteba Hamenei ile müzakere heyeti arasındaki gizli yazışmaları canlı yayında okuması, devletin zirvesindeki nükleer müzakere ve Hürmüz Boğazı stratejilerine dair derin görüş ayrılıklarını gün yüzüne çıkardı.

Gizli belgelerin ifşası ve IRIB’de sarsıntı

Cephe-yi Paydari Hareketi'ne yakınlığıyla bilinen Tahran Milletvekili Seyyid Mahmud Nebeviyan, devletin Haber kanalında yayımlanan "Bugün" adlı programda, İslamabad'daki görüşmelere dair Devrim Lideri'ne ait gizli mektupları ifşa etti.

Bu sarsıcı açıklamalar, Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, Dışişleri Bakanı ve Merkez Bankası Başkanı'nın İran-ABD görüşmelerinin ilk turu için İsviçre'de bulunduğu kritik bir zaman dilimine denk geldi.

Nebeviyan’ın iddiasına göre Liderlik Makamı; 5 Nisan, 10 Nisan ve 4 Mayıs tarihlerinde gönderdiği üç farklı mesajla, nükleer meselenin müzakere edilmemesini emretmiş, aksi takdirde görüşmelerin derhal durdurulmasını istemişti.

Olayın ardından Radyo Televizyon Kurumu (IRIB) Siyasi İşler Dairesi Halkla İlişkiler Birimi, eylemin açık bir kanun ihlali olduğunu ve yasal takibat başlatılacağını duyurdu.

Kanal yönetimi, canlı yayın ilkelerinin ihlalinden dolayı özür dileyerek ilgili genel müdürün istifasını kabul ettiğini ve mesleki ihmalkârlık sebebiyle disiplin soruşturması başlattığını bildirdi.

Müzakere Medya Komitesi Üyesi Said Acurlu ise mektuba ve içeriğine dair harhangi bir açıklama yapmadı. Nebeviyan'ı, "asılsız iddialarının sorumluluğundan kaçmak için eski metinleri çarpıtmak" ile suçlayarak, heyetin Lübnan'da ateşkesin sağlanması dâhil ilk beş maddenin uygulanması için çalıştığını vurguladı.

Liderliğin kırmızı çizgileri ve müzakere krizi

İfşa edilen belgelere göre Devrim Lideri'nin onay verdiği temel şartlar arasında savaşın sona erdirilmesi, savaş tazminatı alınması, dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması ve yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.

Ayrıca İran'ın Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğinin tam tesisi, gemilerden geçiş ücreti alınması ve gelirlerin halka, gazilere ve şehit ailelerine dağıtılması şart koşulmuştu.

Uluslararası İlişkiler Uzmanı Dr. Mehdi Hanalizade süreci şöyle özetledi: Devrim Lideri'nin şehadetinin ardından ABD, İran'ı teslim almak amacıyla ateşkes arayışına girdi.

Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi'nin 5 maddelik ilk taslağı Devrim Lideri Mücteba Hamenei tarafından reddedilince, 10 maddelik bir bildiri hazırlandı ve Devrim Lideri Ayetullah Mücteba Hamenei buna "nükleer müzakerelerin kesinlikle yapılmaması" dâhil 8 ek madde koydu. Bu 10 maddelik şartlar, ABD rejiminin başkanı Trup tarafından da "müzakerelere temel olulşturur" denilerek kabul edildi. Ancak ABD rejimi başlangıçta kabul ettiği bu maddeleri İslamabad görüşmelerinde rafa kaldırıldı ve nükleer meseleyi masaya getirdi.

Müzakere heyeti, altyapının hasar göreceği endişesiyle nükleer meselenin görüşülmesini savunurken; Liderlik makamı bu tavizin ABD saldırılarını durdurmayacağını belirtti.

Dışişleri Bakanlığı'nın hazırladığı 14 maddelik yeni mutabakat taslağı, Konseyin yoğun baskısı ve Liderlik'in mektubuna verilen sükût ikrardan gelir yorumuyla mecburi onaydan geçti.

Siyasi arka plan: "100 milyon oya karşı 500 bin oy"

Siyasi analistlere göre Nebeviyan'ın bu hamlesi, Nisan ayında dâhil edildiği heyetten İsviçre görüşmelerinde dışlanmasına bir tepki olabilir. Yaşananlar, geçmişte reformist hükümeti çökertmek için kullanılan "Çerağ" programına benzetilirken, IRIB'in bir fraksiyon organına dönüştüğü iddiaları eleştiriliyor.

Hükümet yanlısı reformcu analistler, İran halkının son beş seçimde gerilimi azaltma politikalarına (Hatemi, Ruhani ve Pizişkiyan) tam 100 milyon oy verdiği, Nebeviyan'ın ise Tahran'dan aldığı 500 bin oyla tüm milleti temsil edemeyeceği iddiasında bulundu.

Bu ifşaatın sadece Cumhurbaşkanı Pizişkiyan'ı değil, Meclis Başkanı Galibaf'ı ve Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi'ni de yıpratmayı hedeflediği öne sürüldü.

Devlet kademelerinden Muhammed Muhbir Dezfûlî, devletin kırmızı çizgilerini Liderliğin belirlediğini hatırlatarak ABD'yi "tasması kopmuş saldırgan köpeklere" benzetti ve ahde vefasızlık durumunda misliyle karşılık verileceğini ilan etti. İran Besic Temsilcisi de JCPOA sürecindeki acı deneyimlerin tekrarlanmaması gerektiğini hatırlatarak ulusal çıkarların korunmasını istedi.

Sahadan gelen en keskin mesaj ise Fars Körfezi'nde nöbet tutan bir İran askerinden geldi.

Asker, "Tahran'daki lüks plazalarda veya Washington'da oturanlar değil; buradan kimin geçip kimin kalacağına sahada biz karar veriyoruz" diyerek, vatan için kanlarının son damlasına kadar boğazı savunacaklarını vurguladı.