Çoğu çocuk en az 175 kişinin hayatını kaybettiği Minab katliamına ilişkin soruşturmanın tamamlandığı belirtiliyor. Ancak tartışmalar, raporun kamuoyuna açıklanıp açıklanmayacağı ve sorumluların hesap verip vermeyeceği üzerinde yoğunlaşıyor.
YDH- The Guardian, İran'ın Minab kentindeki bir kız ilkokuluna düzenlenen ve en az 175 kişinin hayatını kaybettiği saldırıya ilişkin soruşturmanın, olayın üzerinden yaklaşık dört ay geçmesine rağmen sonuçlandırılmadığına dikkat çekti.
Gazeteye göre, saldırı son yıllarda ABD ordusunun sivilleri hedef alan “en ölümcül” bombardımanlarından biri.
The Guardian'nın haberine göre, savaşın ilk gününde okul binasına fırlatılan bir Tomahawk seyir füzesinin neden hedef seçildiğine ilişkin Pentagon'dan henüz kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama gelmedi.
ABD ile İran arasında kırılgan bir ateşkes mutabakatı imzalanırken, Minab'daki okul saldırısına ilişkin gizli yürütülen soruşturmanın da Savunma Bakanı Pete Hegseth'in "savaş yürütme" anlayışının bir sınavı haline geldiği belirtildi.
Hegseth, saldırıdan yaklaşık iki hafta sonra, mart ayı başında yaptığı açıklamada, "Angajman kurallarımız cesur ve hassastır; Amerikan gücünü serbest bırakmak için tasarlanmıştır, onu kısıtlamak için değil" ifadelerini kullanmıştı.
Saldırının hemen ardından ABD Başkanı Donald Trump, olayın İran tarafından gerçekleştirilmiş olabileceğini öne sürdü. Daha sonra saldırıda ABD yapımı Tomahawk seyir füzesinin kullanıldığının ortaya çıkmasının ardından Trump, İran'ın da bu tür füzelere erişimi olabileceğini ima etti. Ancak haberde, İran'ın bu füzelere sahip olmadığı belirtildi.
Trump, geçen hafta Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını öngören ateşkes anlaşmasını değerlendirirken, okul saldırısını bir “hata “olarak gördüğünün işaretlerini verdi.
Fransa'nın Evian kentinde düzenlenen G7 Zirvesi sırasında soruşturmaya ilişkin soruları yanıtlayan Trump, "Bu sorunun bugün sorulması çok ilginç, çünkü oldukça eski bir olaydan bahsediyoruz. Ancak bunu kimse kasıtlı olarak yapmadı" dedi.
Minab'daki okul saldırısı tartışılmaya devam ediyor
The Guardian'ın aktardığına göre saldırı, Donald Trump'ın daha sonra "küçük bir gezi" olarak nitelendirdiği İran savaşı sırasında gerçekleşti.
Haberde, okulun art arda düzenlenen iki saldırıyla vurulduğu ve hayatını kaybedenlerin büyük bölümünün 12 yaşın altındaki çocuklar olduğu belirtildi.
ABD'li bazı yetkililer isimsiz olarak yaptıkları açıklamalarda, hedef alınan bölgenin İran Devrim Muhafızları Ordusu'na ait bir tesis olarak değerlendirildiğini öne sürdü.
Saldırıda iki çocuğunu kaybeden Muhammed Rıza Ahmedi Tifakani, olaydan kısa süre sonra yaptığı açıklamada yaşadıklarını anlattı.
Tifakani, yedi yaşındaki kızı Haniye'nin ilk füze saldırısında hayatını kaybettiğini, ilk patlamadan kurtulan 10 yaşındaki oğlu Subhan'ın ise kız kardeşini aramak için geri döndükten sonra ikinci saldırıda yaşamını yitirdiğini söyledi.
Tifakani, "İkisini de morgda ben teşhis ettim. Subhan'ın bir gözü yoktu, yüzünün yarısı parçalanmıştı. Haniye'nin kafatası kırılmıştı." ifadelerini kullandı.
Trump ise geçen hafta yaptığı açıklamada, "Savaş kötü bir şeydir. Hatalar olur." dedi.
Eski yetkililer soruşturmanın akıbetinden şüpheli
Gazeteye konuşan eski Pentagon ve ulusal güvenlik yetkilileri, ABD yönetiminin Minab'da hayatını kaybeden çocukların sorumluluğunu üstlenip üstlenmeyeceği konusunda "kuşkular” taşıdıklarını söyledi.
Eski üst düzey bir Pentagon yetkilisi, askeri operasyonlarda zaman zaman “yanlış hedeflerin” vurulabildiğini ancak normal koşullarda bunun araştırılması ve sorumluluğun belirlenmesi gerektiğini ifade etti.
Aynı yetkili, "Sivil zararlarını inceleyen ofisler zayıflatılmış olsa bile bu tür olaylar için açık prosedürler vardır. Ancak Hegseth dönemindeki Pentagon'un bu süreci sonuna kadar işletip işletmeyeceğinden emin değilim." dedi.
The Guardian, Hegseth'in Pentagon'da yürüttüğü yeniden yapılanma kapsamında, sivil kayıpları inceleyen bazı birimlerin kapatıldığını veya küçültüldüğünü belirtti.
Haberde, bu değişikliklerin savaş sırasında alınan kararların daha az denetlenmesine yol açtığı ve Minab saldırısı gibi olaylarda hesap verebilirlik mekanizmalarını zayıflattığı yönündeki eleştirilere yer verildi.
Haberde, Minab'daki okul saldırısı, ABD'nin geçmiş saldırılarında yaşanan en ağır sivil kayıplı olaylarla karşılaştırıldı.
Bu kapsamda saldırı, 2017 yılında Musul'da en az 105, bazı tahminlere göre 200'den fazla sivilin öldüğü hava saldırısı, 2015'te Afganistan'ın Kunduz kentindeki hastaneyi hedef alan ve 42 kişinin ölümüne yol açan bombardıman ile 1991'de Körfez Savaşı sırasında Emiriye sığınağına düzenlenen ve 400'den fazla Iraklı sivilin hayatını kaybettiği saldırıyla aynı kategoride değerlendirildi.
"Yedi yıllık hedefleme verisi kullanıldı"
Trump geçen hafta yaptığı açıklamada, soruşturmanın sürdüğünü söyledi. Ancak Associated Press'in aktardığına göre, soruşturmanın son durumuna ilişkin sorular yöneltilen ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı (CENTCOM) herhangi bir yeni bilgi paylaşmadı.
Bir savunma yetkilisi yaptığı yazılı açıklamada, "Şu anda paylaşabileceğimiz yeni bir gelişme bulunmuyor" ifadelerini kullandı.
Gazetenin aktardığına göre, soruşturmaya ilişkin resmi sonuçlar açıklanmamış olsa da medyada yer alan haberlerde incelemenin büyük ölçüde tamamlandı.
İlk bulgulara göre saldırının, “güncellenmemiş hedefleme verileri” nedeniyle gerçekleşmiş olabileceği belirtildi.
Haberde, ABD'nin kullandığı hedefleme bilgilerinin yaklaşık “yedi yıl öncesine” dayandığı ve okul binasının hâlâ askeri tesis olarak değerlendirildiği iddia edildi.
New York Times'ın daha önce yayımladığı bir habere atıf yapan The Guardian, bazı analistlerin yıllar önce söz konusu yapının artık okul olarak kullanıldığı yönünde uyarıda bulunduğunu, ancak bu bilginin hedefleme sistemlerine “işlenmediğini” aktardı.
Sonuç olarak, askeri yetkililerin binayı yeniden "meşru hedef" olarak onayladıkları belirtildi.
Tifakani ise soruşturmalardan umutlu olmadığını belirterek, "Herkes olup biteni görüyor. Gazze'de yaşananları gördük. Şimdi aynı trajedi bizim çocuklarımızın başına geldi. Ne söylersek söyleyelim bunun bir şeyi değiştireceğine inanmıyorum." dedi.
Kongre'de de yanıt bulunamadı
The Guardian'a göre, Kongre üyelerinin olayla ilgili girişimleri de sonuçsuz kaldı.
İran kökenli Amerikalı Temsilciler Meclisi üyesi Yasemin Ensari, Minab saldırısının "Trump'ın İran savaşının en korkunç olaylarından biri." olduğunu söyledi.
Ensari, saldırıyla ilgili bilgi talep etmek için yönetime mektuplar gönderdiğini ancak "çok az ya da hiç yanıt alamadığını" söyledi.
Ensari, "Trump yönetimi gerçeği Amerikan halkından ve Kongre'den gizliyor. İran halkına yaşatılanların boyutunun ortaya çıkmasını istemiyor." ifadelerini kullandı.
Gazetenin aktardığına göre, eski ABD Hava Kuvvetleri özel operasyon hedefleme uzmanı ve Pentagon'un eski sivil zarar değerlendirme birimi yöneticilerinden Wes Bryant, Pentagon'da sivil kayıpların azaltılması çalışmalarını yürüten az sayıdaki görevlinin bile soruşturmanın ön bulgularına erişemediğini söyledi.
Bryant, "Hegseth ve Trump'ın bu soruşturmayı bastırmak için ellerinden geleni yapacağına inanıyorum". dedi.
Bryant, "Eğer gerçekten kapsamlı bir rapor hazırlanmışsa bile, cesur bir muhbir ortaya çıkmadığı sürece kamuoyuna yansımayacaktır. O raporu görebilecek kişi sayısı da çok sınırlı olacaktır." ifadelerini kullandı.
İran'da binlerce sivilin hayatını kaybettiği saldırıların, ABD'nin kabul etmeye hazır olduğu "toplam zarar seviyesinin" yükseldiğini gösterdiğini savunan Bryant, bunun "saf ihmal ve pervasızlığın yanı sıra askeri üst kademelerdeki kurumsal kültürde yaşanan aşınmaya" işaret ettiğini öne sürdü.
Pentagon'daki değişiklikler tartışılıyor
The Guardian'ın haberine göre, Savunma Bakanı Pete Hegseth, görevinin ilk dönemlerinde Pentagon'daki sivil kayıpları izleme, azaltma ve bunlara müdahale etme mekanizmalarını kapatma veya ciddi ölçüde küçültme yönünde adımlar attı.
Haberde ayrıca, Pentagon Müfettişliği tarafından mayıs ayında yayımlanan bir raporda, ABD ordusunun işleyen bir sivil kayıp politikası yürütmesini ve sivil koruma merkezi işletmesini zorunlu kılan federal düzenlemelere uyum sağlayabilmesi için gerekli personel, araç ve altyapıya artık yeterince sahip olmadığı sonucuna varıldığı belirtildi.
Hegseth ise daha önce yaptığı açıklamalarda, "gereksiz angajman kurallarını kaldırdığını" ve savaş alanındaki komutanlara daha geniş yetkiler verdiğini söylemişti.
İnsan Hakları İzleme Örgütü Washington Direktör Vekili Niku Jafarnia da gazeteye yaptığı değerlendirmede, Hegseth'in sivil kayıpları azaltmaya yönelik mekanizmalara karşı uzun süredir şüpheyle yaklaştığını belirtti.
Jafarnia, "Bu tür büyük sivil kayıp olaylarını önlemek için oluşturulan koruma mekanizmalarının sistematik biçimde zayıflatıldığını görüyoruz." dedi.
The Guardian'a göre gözlemciler, Minab saldırısının ve sonrasında yaşananların, Pentagon'daki yeni yaklaşımın sahadaki sonuçlarını ortaya koyan “en önemli örneklerden biri” haline geldiğini değerlendiriyor.