Kraliyet Donanması'ndan emekli Tuğamiral Steve Jermy, Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmasının küresel gayri safi yurtiçi hasılada yüzde 5 ila yüzde 10 arasında bir daralmaya yol açacağını belirtti.
YDH - Kraliyet Donanması'ndan emekli Tuğamiral Steve Jermy, katıldığı yayında küresel enerji hatlarındaki tıkanıklıkların, deniz taşımacılığındaki gecikmelerin ve artan petrol fiyatlarının dünya ekonomisi üzerinde yaratacağı yıkıcı etkileri değerlendirdi.
Cenevre Güvenlik Politikaları Merkezi kıdemli araştırmacısı Pascal Lottaz'ın sorularını yanıtlayan Jermy, jeopolitik gerilimlerin ve süregelen savaşların makroekonomik yansımalarını analiz etti.
Hürmüz Boğazı'ndaki durumun küresel bir depresyonu tetikleyebileceğini belirten Jermy, deniz lojistiğindeki gecikme sürelerinin ve piyasa mekanizmalarının yapısı gereği ekonomik faturanın şimdiden kesinleştiğini ifade etti.
Geliştirdiği ve "makroenerjetik" adını verdiği teori çerçevesinde enerji analizleriyle makroekonomik öngörülerde bulunan Jermy, petrol kullanımı ile küresel gayri safi yurtiçi hasıla arasında bire bir oranında yakın matematiksel bir ilişki olduğunu vurguladı.
Hürmüz Boğazı üzerinden taşınan günlük 13 milyon varillik petrolün piyasadan çekilmesinin dünya genelinde derin bir krize yol açacağını belirten Jermy, şu değerlendirmelerde bulundu:
"Hürmüz Boğazı'nın kapalı kaldığı süre göz önüne alındığında, küresel ekonomide yüzde 5 civarında şiddetli bir resesyonun gerçekleşmesi şimdiden kesinleşti. Bu durumun biraz daha uzaması halinde ise yüzde 10'luk bir ekonomik darbe ile karşı karşıya kalacağız ki bu oran bir ekonomik depresyon anlamına gelmektedir. 1929 Büyük Buhranı'nın zirve noktasında ABD'deki daralmanın yüzde 15 seviyesinde olduğu hatırlanırsa, karşılaşacağımız ekonomik faturanın büyüklüğü daha iyi anlaşılır."
"Deniz lojistiğinde toparlanma aylarca sürebilir"
Emekli Tuğamiral Steve Jermy, Hürmüz Boğazı yarın tamamen ve güvenli bir şekilde açılsa bile deniz lojistiğindeki yapısal gecikmeler nedeniyle toparlanmanın çok uzun zaman alacağını kaydetti.
Tankerlerin ve boru hatlarındaki petrol akışının son derece yavaş ilerlediğini hatırlatan Jermy, beş yıl önce Süveyş Kanalı'nda karaya oturan Evergreen gemisi örneğini verdi.
Süveyş Kanalı'nın kapalı kaldığı her bir güne karşılık tüm deniz lojistik sisteminin toparlanmasının altı gün sürdüğünü belirten Jermy, Hürmüz Boğazı için de benzer bir matematiksel gecikmenin geçerli olduğunu ifade etti:
"Hürmüz Boğazı'nın üç ay kapalı kalması, diğer tarafta lojistik sistemin toparlanmasının en az dokuz ay sürmesi anlamına gelir. Temmuz ve ağustos aylarından itibaren enerji maliyetlerindeki artışların ve tedarik kesintilerinin belirgin sonuçlarını görmeye başlayacağız. Bu durumun etkilerinin gelecek yıla da sarkacağını öngörüyorum. Sektördeki uzmanlar da küresel gayri safi yurtiçi hasılada kalıcı bir gerileme yaşanacağını ve tam bir toparlanmanın hiçbir zaman mümkün olmayabileceğini düşünüyor. Özellikle günlük 12 million varil petrol ithalatına bağımlı olan Avrupa, bu durumdan en ağır darbeyi alan bölgelerin başında geliyor."
Jermy, küresel krizden en az etkilenecek ülkenin Rusya olduğunu belirtti. Rusya'nın büyük bir sanayi kapasitesine sahip, kendi kendine yetebilen bir enerji ihracatçısı olduğunu ifade eden Jermy, ülkenin borç yükünün gayri safi yurtiçi hasılasına oranının son derece düşük olduğunu kayda geçirdi.
Çin'in de 1,3 milyar varillik stratejik petrol rezerviyle iyi korunduğunu aktaran Jermy, buna karşın ABD'nin sanıldığı gibi tam anlamıyla bağımsız bir enerji gücü olmadığını, rafinaj işlemleri için günlük 6,5 milyon varil ağır petrol ithal etmek zorunda kaldığını hatırlattı.
"Kriz nedeniyle ABD'de ara seçimler şimdiden kaybedildi"
ABD'deki stratejik petrol rezervlerinin tükendiğini ve önemli bir depolama merkezi olan Cushing'deki envanterin yüzde 20 seviyelerine kadar gerilediğini belirten Jermy, artan enerji fiyatlarının iç siyasi dengeleri tamamen değiştireceğini belirtti.
Beyaz Saray'ın Hürmüz Boğazı'nı açmak için diplomatik olarak yoğun bir çaba sarf ettiğini ancak zamanlamanın çok geç olduğunu ifade eden Jermy, şu ifadeleri kullandı:
"Ekonomik krizin etkileri henüz tam olarak sahaya yansımamış olsa da kapıda bekleyen tehlike nedeniyle ABD'deki ara seçimler şimdiden kaybedilmiştir. Bu durum, Amerikalıların İran politikasını ve İsrail ile olan ilişkilerini doğrudan etkileyecektir. Hürmüz Boğazı yarın açılsa bile ekonomik hasarın önüne geçilemeyeceği anlaşıldığında, Washington ile Tel Aviv arasındaki ilişkilerde çok daha sert bir dönem başlayacaktır. ABD, İsrail'e verdiği askeri ve finansal desteğin kendi ekonomisinde yaratacağı ağır şokun maliyetini daha fazla üstlenmek istemeyecektir. Bu durum hem Cumhuriyetçiler hem de Demokratlar için bardağı taşıran son damla olacaktır."
Jermy, İsrail'in Avrupa ve Ukrayna ile aynı hatayı yaptığını belirterek, "ABD arkamızda durursa mutlaka kazanırız" varsayımının artık geçerli olmadığını kaydetti.
ABD'nin güçlü bir askeri güç olduğunu ancak artık her şeye gücü yeten mutlak bir konumda bulunmadığını ifade eden Jermy, Washington yönetiminin İsrail'e silah akışını kesme tehdidinin bile Tel Aviv'i geri adım atmaya zorlayabileceğini dile getirdi.
"Modern dünya dizel yakıt olmadan varlığını sürdüremez"
Enerji krizinin sadece benzin pompalarındaki fiyat artışlarından ibaret olmadığını vurgulayan emekli Tuğamiral Steve Jermy, küresel ekonominin can damarının dizel yakıt olduğunu hatırlattı.
Yenilenebilir enerji kaynaklarına geçiş tartışmalarına da değinen Jermy, alternatif enerji altyapılarının kurulmasının bile ağır hidrokarbonlara bağımlı olduğunu şu sözlerle açıkladı:
"Küresel tarım, balıkçılık ve lojistik sektörlerinin tamamı dizel yakıtla dönmektedir. Gelecek için sipariş edilen büyük kargo gemilerinin yüzde 80'i alternatif yakıtlarla değil, yine dizel motorlarla çalışacak şekilde tasarlanıyor. Bir güneş panelinin üretim sürecine baktığınızda bile arka planda dizel yakıtı görürsünüz. Avustralya'da dizel yakıtlı iş makineleriyle çıkarılan madenler, yine dizel trenlerle limana taşınır; oradan dizel yakıtlı gemilerle Çin'deki fabrikalara ulaştırılır ve en nihayetinde dizel araçlarla montaj alanlarına götürülür. Dolayısıyla, modern dünyayı dizel yakıt, gübre, çimento, plastik ve çelik olmadan yönetebileceğini iddia eden varsa dinlemeye hazırım."
Petrol fiyatlarındaki artışın doğrudan gıda krizini tetikleyeceğini belirten Jermy, tarımda kullanılan azot bazlı gübrelerin üretim maliyetlerinin katlanacağını, bunun da gıda arzını sekteye uğratacağını ifade etti.
"Avrupa ülkeleri askeri savunma için borçlanırken halk tepki gösterecek"
Ekonomik krizin dolaylı olarak Ukrayna'daki savaşı da etkileyeceğini savunan Jermy, bütçe gelirleri azalan Avrupa hükümetlerinin bir yandan savunma harcamalarını artırmaya çalışırken diğer yandan sosyal güvenlik ve sağlık bütçelerini kısmak zorunda kalacağını, bunun da büyük halk kitlelerinde ciddi bir hoşnutsuzluk yaratacağını belirtti.
Avrupalıların uzun süredir tek taraflı bir askeri propaganda altında yaşadıklarını iddia eden Jermy, savaşın gidişatına dair şu değerlendirmeyi yaptı:
"Siyaseten 'Ukrayna kazanıyor' anlatısı pompalansa da askeri gerçekler tamamen farklıdır. Ukrayna'yı destekleyen düşünce kuruluşlarının raporlarında bile Kiev güçlerinin en az 36 aydır toprak kaybettiği ve kaybetmeye devam ettiği açıkça görülmektedir. Bu durumu, İkinci Dünya Savaşı'nda Almanya'nın İngiltere'ye füzeler fırlatmasını 'Almanya savaşı kazanıyor' şeklinde yorumlamaya benzetiyorum. Kiev'in Rusya içindeki hedefleri vurması veya Moskova'da bazı binaların patlatılması savaşın genel gidişatını askeri olarak değiştirmemektedir."
Rusya'nın Avrupa'nın enerji altyapısına yönelik askeri bir yanıt verme riskinin son derece yüksek olduğunu belirten Jermy, Batı ülkelerinin Rusya'nın elindeki hipersonik füzelere karşı hiçbir savunma sistemine sahip olmadığını hatırlattı.
NATO'nun beşinci maddesine güvenerek Rusya ile savaşa girilebileceğini düşünenlerin büyük bir yanılgı içinde olduğunu ifade eden emekli Tuğamiral, NATO'nun Rusya karşısında konvansiyonel bir savaşı kazanma şansının bulunmadığını sözlerine ekledi.
Savaşın gelecekte alabileceği askeri boyutlara değinen Jermy, tarafların birbirlerinin insansız hava aracı fabrikalarını hedef alacağı konvansiyonel bir drone savaşına sürüklenebileceğini, ancak sanayi kapasitesi ve hava savunma sistemleri açısından Rusya'nın bu süreçten de avantajlı çıkacağını belirtti.
Emekli Tuğamiral Steve Jermy, küresel çapta yaşanacak büyük bir ekonomik krizin ve enerji darboğazının, liderleri rasyonel kararlar almaya ve her iki savaşı da diplomatik yollarla sonlandırmaya zorlayabilecek tek unsur olduğunu vurgulayarak sözlerini tamamladı.