Yeni Amerikan Güvenliği Merkezinin Kıdemli Başkan Yardımcısı Paul Scharre, Foreign Affairs dergisinde kaleme aldığı makalede, ucuz insansız hava araçlarının ve yapay zeka teknolojilerinin yaygınlaşmasıyla ABD ordusunun geleneksel teknolojik üstünlüğünün hızla eridiğini belirtiyor.
YDH - ABD savunma bürokrasisinde George W. Bush ve Barack Obama yönetimleri döneminde Savaş Bakanlığında önemli görevler üstlenmiş, ABD ordusu bünyesinde Irak ve Afganistan'da saha tecrübesi edinmiş ve "Dört Savaş Alanı: Yapay Zeka Çağında Güç" kitabının yazarı olan, Yeni Amerikan Güvenliği Merkezinin Kıdemli Başkan Yardımcısı Paul Scharre, Foreign Affairs dergisinde yayımlanan kapsamlı makalesinde ABD askeri gücünün geleceğine dair uyarılarda bulundu.
Scharre, ABD'nin uzun süredir güvendiği teknolojik hakimiyetin artık sürdürülebilir olmadığını belirterek, ucuz insansız araçların ve yapay zekanın savaşın kurallarını ve ekonomik dengelerini kökten değiştirdiğini vurguladı.
Scharre, yakın dönemde yaşanan bölgesel çatışmaları analiz ederek başladığı değerlendirmesinde, ABD ordusunun geleneksel hava gücüyle gökyüzünü domine etmesine ve 13 binden fazla hava saldırısı düzenlemesine rağmen rakiplerini durduramadığına dikkat çekti.
Yazar, 28 Şubat ile 8 Nisan arasındaki 39 günlük çatışma döneminde, hedef alınan aktörlerin bölgedeki ülkelere karşı 2 bin 200'den fazla füze ve 4 bin 400 insansız hava aracı fırlatabildiğini kaydetti.
Bu süreçte en az sekiz ABD uçağının hasar gördüğünü veya yok edildiğini, çok sayıda radar sisteminin vurulduğunu ve yedi ABD askerinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Scharre, "ABD, kağıt üzerinde her ölçüte göre çok daha güçlü olmasına rağmen savaşta hedeflerine ulaşamadı" ifadelerini kullandı.
"Teknolojik üstünlük dönemi sona eriyor"
Scharre, ABD'nin geçmiş dönemlerde hayalet uçak teknolojisi ve hassas güdümlü mühimmat gibi alanlarda sahip olduğu büyük liderliğin artık geride kaldığını belirtti.
Makalede, "ABD ordusunun rakiplerine karşı avantaj sağlamak için uzun süredir güvendiği teknolojik üstünlük artık sona eriyor. Geçmiş dönemlerin aksine, mevcut çağ ABD'ye savaşı dönüştüren yeni teknolojilerde, yani insansız hava araçları ve yapay zekada mutlak bir üstünlük sağlamayacaktır" tespitine yer verildi.
Gelişen teknolojilerin Washington ile rakipleri arasındaki uçurumu kapattığını ifade eden Scharre, ucuz insansız hava araçları ve yapay zeka yeteneklerinin yayılması sayesinde daha küçük devletlerin ve devlet dışı aktörlerin kendi sıkletlerinin çok üzerinde askeri etkinlik gösterebildiğini yazdı.
Bu unsurların artık ABD'nin cephe gerisindeki üslerini vurarak pahalı askeri varlıklara zarar verebildiğini kaydeden yazar, Körfez'deki ABD üslerine düzenlenen füze saldırılarında 300 milyon dolar değerindeki bir erken uyarı uçağının yok edildiğini, beş tanker uçağı ile çok sayıda kara radarının vurulduğunu aktardı.
Scharre, bu uçak kayıplarının sadece mali boyutuyla ölçülemeyeceğini, ABD'nin elindeki erken uyarı uçağı filosunun halihazırda 15'e düştüğünü ve yeni üretim programlarının yıllar alacağını vurguladı.
"Bir savaş gemisini 300 bin dolarlık insansız araçlar devre dışı bırakabiliyor"
İnsansız araçların sadece savaşın taktik dinamiklerini değil, aynı zamanda ekonomik denklemini de altüst ettiğini belirten Paul Scharre, Ukrayna'daki çatışmalardan da örnekler verdi.
Ukrayna'nın kamikaze insansız deniz araçları ve gemisavar füzeleriyle Rusya'nın Karadeniz Filosu'nu adeta felç ettiğini, iki yıllık süreçte 13 gemiyi batırıp düzinelerce gemiye hasar verdiğini ifade eden yazar, makalesinde şu değerlendirmeyi yaptı:
"İnsansız araçlar sadece savaşın dinamiklerini değil, aynı zamanda ekonomisini de değiştirdi. Düşük maliyetli hava ve deniz insansız araçları ile füzeler, çok daha pahalı askeri varlıkları etkisiz hale getirebiliyor. Bir savaş gemisini yüzlerce milyon dolar yerine 300 bin dolarlık kamikaze insansız deniz araçları ağır şekilde yaralayabiliyor veya devre dışı bırakabiliyor."
ABD'nin hala dünyanın en güçlü ordusuna sahip olduğunu ancak bu yeni gerçekliğe henüz tam anlamıyla hazır olmadığını savunan Scharre, Pentagon'un daha fazla düşük maliyetli insansız araç ve savunma füzesi üretmesi gerektiğini kaydetti.
Askeri bir gücün uçak inşa etmeden hava gücü biriktiremeyeceği gibi, veri toplamadan, işlemci gücü satın almadan ve yapay zeka modellerini nasıl kullanacağını öğrenmeden yapay zeka çağında savaş kazanamayacağını vurgulayan yazar, "Savaş alanında avantajı korumak için ABD ordusu bu yeni teknolojileri hızlıca bünyesine katmanın yollarını bulmalıdır. Bu durum, askeri birimler içindeki kültürel ve bürokratik engelleri aşmayı, özel sektörle daha yakın ilişkiler kurmayı ve askeri gücü ölçmek için yeni yöntemler geliştirmeyi gerektirmektedir" uyarısında bulundu.
"ABD artık gelişmekte olan teknolojilerde belirgin bir avantaja sahip değil"
Tarihsel sürece bakıldığında ABD'nin Soğuk Savaş'ın ilk yıllarında Sovyetler Birliği'nin sayısal üstünlüğünü nükleer silahlarla dengelediğini, 1970'lerde ise yarı iletkenler, bilgisayar ağları ve uydularla bilgi devrimini başlatarak hassas güdümlü silahlarda liderliği aldığını hatırlatan Scharre, 2014 yılında başlatılan savunma stratejilerinin de Rus ve Çin güçlerinin sayısal üstünlüğünü robotik ve yapay zeka ile dengelemeyi amaçladığını belirtti.
Ancak bu kez durumun farklı olduğunu ifade eden yazar, "Fakat bu sefer böyle bir strateji işe yaramayacaktır. ABD artık gelişmekte olan teknolojilerde belirgin bir avantaja sahip değil ve böyle bir avantajı elde etmesi de pek mümkün görünmüyor" görüşünü paylaştı.
Ucuz insansız araçların dünya genelinde kolayca erişilebilir olduğunu ve rakiplerin bunları çok büyük sayılarda sahaya sürmesini engellemenin imkansız olduğunu belirten Scharre, Ukrayna'nın yılda dört milyon insansız hava aracı ürettiği bir dönemde ABD ordusunun yılda sadece 50 bin adet tedarik edebildiğine dikkat çekti.
Pentagon liderlerinin ucuz insansız araç üretimine öncelik vermesine rağmen yapısal sorunların bu süreci tıkadığını ifade eden yazar, küçük askeri insansız araçların ticari hobi pazarı teknolojisine dayandığını ve bu pazarın Çinli firmaların tekelinde olduğunu yazdı.
ABD ordusunun haklı olarak baş rakibine bağımlı olmak istemediği için çok daha pahalı yerli alternatiflere yöneldiğini ancak bu yerli araçların bile çoğunlukla Çin menşeli parçalar içerdiğini ekledi.
"Yöntemler, teknolojik ekipmandan çok daha fazla fark yaratır"
Scharre, ABD silah sanayisinin on yıllardır her zaman daha pahalı, karmaşık ve az sayıda üretilen platformlara odaklandığını, buna karşın insansız araçların askeri manzarayı harcanabilir, ucuz ve çok miktarda üretilebilen silahlara doğru kaydırdığını belirtti.
Pentagon'un hızlı üretim hedefleyen projelerinin yavaş ilerlediğini ifade eden yazar, yapay zekanın askeri komuta kontrol süreçlerini de kökten değiştireceğini vurguladı.
Gelecekte binlerce insansız aracın gerçek zamanlı olarak koordineli hareket ettiği akıllı sürülerin savaş alanına hakim olacağını belirten Scharre, "Geleceğin otonom robot sürüleri, insan pilotların asla taklit edemeyeceği bir hız, koordinasyon ve dinamizmle hareket edecektir" dedi.
Savaş alanında en ileri düzeyde ekipmana sahip olmaktan ziyade, o teknolojiyi en iyi şekilde organize edip kullanan askeri yapıların başarılı olacağını belirten yazar, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları arasındaki dönemde uçak gemisi teknolojisini ilk geliştiren İngiltere'nin, askeri bürokrasisindeki engeller ve yanlış teşkilatlanma kararları nedeniyle Japonya ve ABD'nin gerisinde kaldığını hatırlattı.
Scharre, "Bu durum oldukça önemlidir çünkü savaş alanında en ileri düzeydeki ekipman ve sistemlerden ziyade, bunları kullanma yöntemleri fark yaratır. Ne de olsa savaşların çoğu, teknolojik olarak birbirine yakın güçler arasında gerçekleşir" ifadelerine yer verdi.
"İşlemci gücü, sanayi çağındaki üretim kapasitesine eş değerdir"
Yapay zeka alanında Çin ile rekabet edebilmek için bu ülkenin işlemci gücüne erişimini sınırlamanın kritik olduğunu savunan Scharre, veri merkezlerinin ve gelişmiş çiplerin modern askeri gücün omurgasını oluşturduğunu belirtti.
Yazar, bu durumu şu sözlerle açıkladı:
"Bugün işlemci gücü, sanayi çağındaki üretim kapasitesine eş değerdir. Bir ülkenin üretim kapasitesi geçmişte ekonomik büyümesini ve askeri gücünü nasıl belirlediyse, toplam işlemci gücü de o ülkenin yapay zeka gücünü ve dolayısıyla askeri kuvvetini belirleyecektir."
ABD'nin Çin'in yapay zeka ilerlemesini yavaşlatmak için ihracat kontrollerini sıkılaştırması gerektiğini belirten Scharre, gelişmiş çipleri üreten makinelerin tedarik zincirinde ABD, Japonya ve Hollanda'nın kilit tekel konumunda olduğunu hatırlattı.
Ancak 2026 başlarında ABD yönetiminin bazı gelişmiş çiplerin Çin'e satışına onay vererek geri adım attığını ifade eden yazar, bu kararın büyük bir hata olduğunu ve Çin'e satılan her gelişmiş çipin Washington için bir kayıp, Pekin için ise bir kazanç anlamına geldiğini yazdı.
Scharre ayrıca, yapay zeka laboratuvarlarının en gelişmiş modellerini kamuya açık hale getirmeyi ertelemesi gerektiğini, aksi takdirde bu teknolojilerin kötü niyetli aktörlerin eline siber silah olarak geçmesinin sadece 12 ila 18 ay alacağını kaydetti.
"Askerler kendilerini hala süvari olarak tanımlayabiliyor"
Teknolojik dönüşümün önündeki en büyük engellerden birinin askeri kültürler ve kurumsal kimlikler olduğunu savunan Scharre, orduların kökleşmiş alışkanlıklarından kolay kolay vazgeçemediğini belirtti.
ABD Donanması'nın 19. yüzyılda yelkenliden buhar gücüne geçişe uzun süre direndiğini, ordunun İkinci Dünya Savaşı sırasında bile tankların piyadeyi desteklemek dışında bağımsız zırhlı birlikler olarak kullanılmasına karşı çıktığını hatırlattı.
Benzer dirençlerin bugün insansız araçlar ve yapay zeka için de geçerli olduğunu kaydeden Scharre, ABD Hava Kuvvetleri'nin insansız araç operatörlerini uzun süre gerçek pilot olarak görmediğini, donanmanın ise uçak gemilerindeki sınırlı alanı insanlı savaş uçaklarına ayırmak için insansız muharip araç projelerini sadece tanker uçak seviyesine indirgediğini ifade etti.
Scharre, askeri kimliklerin pratik görevler ortadan kalktıktan sonra bile yüzlerce yıl yaşayabildiğine dikkat çekerek şu tespitleri yaptı:
"Deniz kuvvetleri personeli, artık direklere tırmanmamasına, yelken açıp kapatmamasına veya halatlarla uğraşmamasına rağmen hala denizci olarak adlandırılmaktadır. Kara ordusunda, artık ata binmemelerine rağmen kendilerini hala süvari olarak tanımlayan askerler var. Bu kimlikler, askeri personelin işleri değişse bile tarihi birer kalıntı olarak varlığını sürdürmektedir. Yapay zeka askeri birimleri dönüştürürken de benzer bir süreç yaşanacaktır."
"Pentagon mühendisleri kendisinden uzaklaştırma lüksüne sahip değil"
Askeri teknolojideki liderliği korumanın bir diğer hayati yolunun ise özel sektör ve silikon vadisi ile güçlü ortaklıklar kurmaktan geçtiğini belirten Scharre, son dönemde Pentagon ile teknoloji şirketleri arasında yaşanan anlaşmazlıkların askeri mühendisleri ordudan soğuttuğunu yazdı.
Pentagon'un bazı yapay zeka şirketlerinin teknolojilerine sınırsız erişim talep etmesi ve otonom silah sistemlerine yönelik etik sınırları esnetmeye çalışmasının mühendisler arasında büyük tepki topladığını aktaran yazar, binlerce Google ve OpenAI çalışanının askeri projelerde yer almayı reddeden açık mektuplar imzaladığını hatırlattı.
Scharre, "Pentagon, geleceğin savaşını şekillendirecek en güçlü teknolojileri inşa eden mühendisleri kendisinden uzaklaştırma lüksüne sahip değildir" uyarısında bulunarak ordunun özel sektörle köprüleri yıkmak yerine acilen uzlaşı yolları araması gerektiğini belirtti.
Makalesinin sonunda İspanyol Armada örneğini veren Scharre, 1588 yılında İspanya'nın askeri gücünün zirvesinde olmasına rağmen, gemiye asker çıkarıp göğüs göğse çarpışma yöntemine bağlı kaldığını, buna karşın yeni teknoloji olan topları ve ateş gücünü daha iyi kullanan İngiliz donanmasına mağlup olduğunu hatırlattı.
Bu yenilginin ardından İspanya'nın küresel bir imparatorluk olarak gerileme dönemine girdiğini belirten Scharre, ABD'nin de bugün benzer bir tarihi dönüm noktasında olduğunu vurguladı.
Yazar, Pentagon'un hantal süreçleri ve eski savaş yöntemlerini ısrarla sürdürmesi halinde, yeni dönemin gerçeklerine çok daha hızlı ve cesurca adapte olan rakipleri tarafından gölgede bırakılacağını ifade etti.