ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezinin eski direktörü Joe Kent, yayıncı Mario Nawfal'a verdiği mülakatta, ABD Başkanı Donald Trump'ın İsrail'in askeri manipülasyonlarından yorulduğunu ve bölgedeki askeri angajmanları sınırlamak için net adımlar attığını açıkladı.
YDH - ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezinin eski direktörü Joe Kent, yayıncı Mario Nawfal'ın programına katılarak Ortadoğu'daki son askeri ve diplomatik gelişmeleri değerlendirdi.
Kent, özellikle Lübnan'ın güneyindeki İsrail askeri operasyonlarına getirilen yeni kısıtlamaları, İran ile yürütülen İsviçre müzakerelerini ve ABD Başkanı Donald Trump ile yardımcısı JD Vance'in İsrail hükümetine yönelik değişen tutumlarını detaylandırdı.
Bölgedeki askeri kararların ve diplomatik manevraların perde arkasını aktaran Kent, ABD ile İsrail arasındaki güç savaşının yeni bir aşamaya geldiğini ifade etti.
"İsrail'in bizi bu savaşın içine çekmeye çalışmasından Trump usandı"
İsrail ordusunun Lübnan'ın güneyindeki askeri faaliyetlerini sadece savunma eylemleriyle sınırlayan yeni direktifleri değerlendiren Joe Kent, bu adımların arkasında ABD'nin doğrudan baskısı olduğunu belirtti.
Kent, Trump'ın son dönemdeki tavır değişikliğini şu sözlerle açıkladı:
"Son bir haftadır Başkan Trump'ta bir şeylerin koptuğunu düşünüyorum. Kendisi artık bu oyunlardan usandı ve bıkmış durumda. Ne zaman kendisini bu çatışmaların içine çekecek bir oyun görse, bunu agresif bir şekilde ezmek için hızla harekete geçiyor. Sonuç odaklı bir lider olarak bir gün kafasını kaldırıp 'Peki, gerçek sonuçlar ne oldu? Bana hamasi söylemlerle gelmeyin, harcamalardan bahsedin, sonuç ne?' diye sordu. Petrol fiyatlarına, kamuoyu algısına ve Hürmüz Boğazı'ndaki duruma bakarak bu sürecin bir felaket olduğunu gördü. Bir sonraki mantıklı sorusu ise 'Beni bu felakete kim sürükledi?' oldu. En azından bu felakete neden olan insanları dinlemeyi bıraktı."
Kent, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu yönetiminin Washington'ı manipüle etmeye çalıştığını vurgulayarak, "İsraillilerin bizi sürekli bu savaşın içine çekmeye çalıştığını gören Trump, gerçekten sert bir dil kullanmaya başladı. Hatta henüz gerçekleşmemiş olsa da İsrail'e yapılan askeri yardımları kesme imasını bile ortaya koydu. İsraillileri, kendilerine ne yapacaklarını söylemek dışında, bu müzakere sürecinin tamamen dışında tutuyor" ifadelerini kullandı.
"İsrailliler savaşın ABD'de popülerliğini yitireceğini en başından biliyordu"
İsrail içindeki siyasi dinamiklerin ve savaş kabinesindeki aşırı sağcı bakanların tutumlarına değinen Kent, İsrail hükümetinin uzun vadeli bir kaos stratejisi izlediğini belirtti.
İsrail'in askeri stratejisini ve ABD üzerindeki lobicilik faaliyetlerini analiz eden Kent, şu değerlendirmelerde bulundu:
"İsrail içindeki tartışma şu an şu noktada düğümleniyor: Sonuna kadar gidip her şeyi riske mi atacaklar, yoksa geri mi adım atacaklar? Güney Lübnan'a, Beyrut'a girmeye ve İran'ı vurmaya devam etmek istiyorlar. Amerika'yı tekrar bu işin içine çekmeye çalışıyorlar. Kabinedeki aşırı sağcı unsurlar tamamen bu görüşte. Ancak daha pragmatik olan kesim, destekçimiz olan ABD Başkanı'nı bu kadar öfkelendirmişken biraz geri çekilmemiz gerektiğini düşünüyor. Maalesef İsrailliler, bu savaşın çok hızlı bir şekilde Amerika'da popülaritesini kaybedeceğini en başından beri biliyorlardı."
İsrail'in bölgede kurduğu diplomatik tuzaklara değinen Kent, "İsrailliler, ABD'yi İran Devrim Muhafızları Ordusu içindeki radikalleri güçlendirecek suikastlara ortak ederek çok kurnazca bir hesap yaptı. Müzakerecileri öldürerek İran içinde daha sertlik yanlısı bir yapının öne çıkmasını sağladılar. Şimdi ise Amerika'nın içinden çıkması çok zor olan bir tuzak kurdular. Savaş alanındaki gerilimi biraz düşürüp mücadeleyi tamamen lobi faaliyetlerine ve bilgi dezenformasyonu alanına taşımak istiyorlar. Trump'ı bu anlaşmadan vazgeçirmek için tüm nüfuz sahiplerini ve lobileri seferber ediyorlar" dedi.
"Diplomasi bir seçenek değil diyerek sadece bombalamayı savunuyorlar"
Programda, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in İran ile müzakerelere yönelik sarf ettiği "İranlılarla uzlaşmanın hiçbir anlamı yoktur, anlaşma imzalamanın hiçbir faydası yoktur. İranlılar bombalanmalı, sonra tekrar bombalanmalı" şeklindeki açıklamaları da masaya yatırıldı.
Kent, bu tür aşırı açıklamaların İsrail'in bölgedeki meşruiyetine zarar verdiğini belirterek şunları söyledi:
"Bu aşırı sağcı isimlerin en azından dürüst olmalarını takdir ediyorum çünkü nerede durduklarını açıkça söylüyorlar. Ancak çoğu İsrailli, bu kadar sert gitmeye devam ederlerse elde edecekleri küçük taktiksel kazanımların, karşı karşıya kalacakları diplomatik ve askeri tepkiye değmeyeceğini anlıyor. ABD'de bizlerin çok dikkatli olması gerekiyor. Sırf Trump'tan çekindikleri için geri adım atmış gibi görünmeleri, gelecekte bu planlardan tamamen vazgeçtikleri anlamına gelmez. İsrail üzerinde gerçek anlamda caydırıcı bir denetim kurmalıyız çünkü hesapları biz ödediğimiz sürece kararları onların vermediği yeni bir döneme girmeliyiz."
İran'daki iç siyasi dengelere de değinen Kent, Tahran yönetiminin kendi içinde tek bir blok olmadığını, İsviçre'deki müzakerelere karşı çıkan sertlik yanlısı unsurlar ile pragmatik kanat arasında ciddi bir mücadele yaşandığını ifade etti.
Kent, "Müzakerelerde çeviri hatalarından veya yanlış anlaşılmalardan kaynaklanan pürüzler yaşanabilir. Ancak en önemli husus, tarafların aynı odada bulunması ve bu görüşmelerin gerçekleşmesidir" dedi.
"Trump ve Şara arasında kurulan ilişki sahada tehlikeli sonuçlar doğurabilir"
Suriye'deki son duruma ve Heyet Tahrir Şam (HTŞ) lideri Ebu Muhammed Colani (şimdiki adıyla Ahmed Şaraa) diplomasi yanlısı açıklamalarına değinen Kent, mezhepsel ve vekalet savaşlarının geçmişte ABD'ye çok büyük zarar verdiğini hatırlattı.
Trump'ın, Hizbullah ile mücadelede Suriye'deki unsurları kullanma fikrini eleştiren Kent, şu uyarıları yaptı:
"Uzun yıllar sahada görev yapmış biri olarak bu vekalet savaşı mantığını çok iyi biliyorum. 'Bırakalım cihatçılar Hizbullah'ı öldürsün' fikri kağıt üzerinde ve o an için mantıklı görünebilir, hatta bazı taktiksel başarılar da getirebilir. Ancak bu yöntemi her kullandığımızda, bu durum dönüp dolaşıp bizi vurdu ve bedelini on kat daha ağır ödedik. Suriye iç savaşına dahil olmamız en başından beri devasa bir hataydı. Şara şu an çok zor bir siyasi koalisyonu yönetiyor ve Batı'ya yönelik her olumlu adımında kendi içindeki radikal unsurlara karşı savunmasız kalıyor. Eğer Şaraa tasfiye edilirse Suriye yeniden terör örgütlerinin yuvası haline gelir. Bu yüzden son derece ihtiyatlı hareket etmeliyiz."
Kent, İsrail'in bölgedeki tüm komşu ülkelerin kaosa sürüklenmesinden memnuniyet duyduğunu ifade ederek, "İsrail kaos ortamında çok rahat hareket ediyor. Komşu ülkelerde güçlü ve düzenli devlet yapılarının olmaması, onların askeri stratejilerine hizmet ediyor. İran'da da planları hükümeti devirmek değil, sadece lidersiz bırakıp ülkeyi büyük bir karmaşaya sürüklemekti" diye ekledi.
"Doğrudan diyalog bölgesel barışın tek anahtarıdır"
İsviçre'de gerçekleştirilen müzakerelerde ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in diplomatik olarak inisiyatif almasını ve İran heyetiyle aynı binada bulunmasını çok önemli bir adım olarak nitelendiren Kent, müzakerelerin geleceğine dair iyimserliğini koruduğunu söyledi.
Kent, mülakatını şu sözlerle tamamladı:
"Başkan Yardımcısı Vance'in bu heyete liderlik etmesi ve siyasi risk alarak orada bulunması takdir edilmelidir. İran tarafı henüz bir fotoğraf karesine girmeye hazır olmayabilir çünkü kendi iç kamuoylarında bunun yaratacağı siyasi baskı çok büyük. Ancak kapalı kapılar ardında bu görüşmelerin yapılmış olması bile bir ay öncesine göre hayal edilemeyecek bir noktada olduğumuzu gösteriyor. Trump'ın doğrudan İran Cumhurbaşkanı ile görüşebileceği bir zemin hazırlanmasını umuyorum. Trump gibi büyük düşünen ve büyük riskler alan bir lider, bölgedeki ortakları sakinleştirirken İran ile de pragmatik bir ilişki kurarak Ortadoğu'da tarihi bir dönüm noktasına imza atabilir."