Batı Şeria modeli şimdi Suriye'de uygulanıyor

img
Batı Şeria modeli şimdi Suriye'de uygulanıyor YDH

Batı Şeria'daki yerleşim modelinin işgal altındaki Suriye topraklarına taşınmaya çalışıldığı, İsrailli yerleşimci grupların fiili durum oluşturarak yeni yerleşimler kurmayı hedeflediği belirtildi.




YDH- Middle East Eye (MEE), Beşşar Esed hükümetinin 2024 yılında devrilmesinin ardından İsrail'in işgalini 1974 Ateşkes Hattı'nın ötesine, Suriye'nin güneyine doğru genişletmesiyle birlikte, aşırı sağcı yerleşimci grupların işgal altındaki bölgelerde Yahudi yerleşimleri kurma çağrılarını artırdığını bildirdi.

Haberde, bu grupların en dikkat çekicilerinden birinin, işgal altındaki Batı Şeria'daki yerleşimciler tarafından geçen yıl kurulan "Halutzei HaBashan" (Başan'ın Öncüleri) hareketi olduğu belirtildi.

MEE'ye göre grup, İsrail ordusunun Suriye'nin güneyine yönelik ilerleyişinden yararlanarak, "Başan" olarak adlandırdığı ve "tarihi İsrail toprağının bir parçası" olarak gördüğü güneybatı Suriye'de İsrail yerleşimleri kurulmasını savunuyor.

Haberde, hareketin yalnızca Suriye topraklarına yürüyüşler düzenlemek ve sahada fiili durum oluşturmaya çalışmakla kalmadığı, zaman zaman İsrail askerleriyle karşı karşıya gelmesine rağmen işgal güçlerinden koruma talep ettiği ifade edildi.

Yerleşim girişimleri artıyor

MEE, Halutzei HaBashan mensuplarının kayıtlara geçen ilk sınır ihlalinin Ağustos 2025'te gerçekleştiğini belirtti.

Habere göre grup, Kuneytra kırsalında "Neveh HaBashan" (Başan Vahası) adını verdiği yeni bir yerleşim kurduğunu ilan etti ve bölgeye sembolik temel taşı yerleştirdi. Ancak İsrail askerleri daha sonra müdahale ederek yerleşimcileri bölgeden çıkardı.

Kasım ayında ise hareketle bağlantılı yerleşimcilerin 1974 Ateşkes Hattı'nı geçerek Suriye'nin Biru’l-Acem köyüne girdikleri ve burada yeni bir yerleşim kuracaklarını açıkladıkları aktarıldı.

Bu yıl nisan ayında ise Halutzei HaBashan ile bağlantılı yaklaşık 40 yerleşimcinin Hermon Dağı eteklerindeki Hadr köyüne girerek bir binayı işgal ettiği ve İsrail bayrakları astığı belirtildi.

Haberde, İsrail polisinin Suriye veya Lübnan topraklarına izinsiz girmenin dört yıla kadar hapis cezası gerektiren suç olduğunu açıklamasına rağmen, yerleşimci grubun şimdiye kadar kayda değer herhangi bir hukuki yaptırımla karşılaşmadığı ifade edildi.

MEE, bunun uzun vadeli sonuçlara ilişkin kaygıları artırdığını, İsrail makamlarının ise bu ihlallere büyük ölçüde göz yumduğu yönünde değerlendirmelere yol açtığını yazdı.

"Siyasi irade eksikliği" vurgusu

Haberde, uluslararası hukuka göre İsrail yerleşimlerinin yasa dışı kabul edildiği hatırlatıldı.

Buna rağmen bazı İsrailli siyasetçilerin ve hükümet üyelerinin Halutzei HaBashan'ın Suriye'deki hedeflerine destek verdiği belirtilirken, grubun faaliyetlerinin resmi makamlar tarafından açık biçimde kınanmamasının "siyasi hoşgörü" algısını güçlendirdiği ifade edildi.

MEE'ye göre, İsrail ordusu ise bugüne kadar yerleşimcilerin Suriye topraklarında kalıcı varlık oluşturmasını engellemeye çalıştı ve bu faaliyetleri "sivilleri ve İsrail askerlerini tehlikeye atan suç" olarak nitelendirdi.

Nisan ayında Hadr köyüne giren yerleşimcilerin sorgulanmak üzere İsrail polisine teslim edildiği, ancak haklarında herhangi bir suçlama ya da dava açıldığına ilişkin açıklama yapılmadığı belirtildi.

Haberde bunun, gelecekte benzer girişimleri caydıracak adımlar atılması konusunda devletin siyasi iradesine ilişkin soru işaretleri doğurduğu ifade edildi.

Uluslararası hukuk ihlali

MEE, uluslararası hukuka göre, Aralık 2024'ten sonra İsrail ordusunun kontrolüne giren güney Suriye bölgelerinin işgal altındaki toprak statüsünde değerlendirildiğini hatırlattı.

Dördüncü Cenevre Sözleşmesi'nin 49. maddesinin işgal altındaki topraklara sivil nüfus yerleştirilmesini açık biçimde yasakladığı belirtilirken, bunun yalnızca devlet eliyle yapılan nüfus transferlerini değil, Halutzei HaBashan gibi yerleşimci hareketlerine destek verilmesini veya faaliyetlerinin kolaylaştırılmasını da kapsadığı ifade edildi.

Haberde, İsrail makamlarının izinsiz sınır ihlallerine karşı etkili hukuk uygulamak ve askeri işgal altında yaşayan sivillerin hakları ile mülkiyetini korumakla yükümlü olduğu, ancak bugüne kadarki uygulamaların bu yükümlülüğün yerine getirildiğini göstermediği değerlendirildi.

Batı Şeria modeli Suriye'ye taşınıyor

Analizde, güney Suriye'deki son yerleşimci girişimlerinin, işgal altındaki Batı Şeria'da onlarca yıldır uygulanan modelin Suriye'ye taşınması girişimi olduğu belirtildi.

Batı Şeria'nda yerleşimlerin önce sivil karakollar kurulmasıyla fiili durum oluşturularak başladığı, daha sonra ise hükümet tarafından resmiyet kazandırıldığı hatırlatıldı.

MEE, hem Batı Şeria'da hem de Suriye'de yerleşimci hareketlerin faaliyetlerini tarihsel, dini ve milliyetçi söylemlerle meşrulaştırmaya çalıştığını, bu girişimlerin "Yahudi halkının atalarının yurdu" olarak tanımlanan toprakları geri alma çabası şeklinde sunulduğunu aktardı.

Haberde son olarak, Halutzei HaBashan'ın faaliyetlerinin yalnızca uluslararası hukuk açısından değil, HTŞ rejimi açısından da ciddi bir uyarı niteliği taşıdığı belirtildi.

 



Makaleler

Güncel