İran ile ABD arasındaki mutabakat zaptının çökme riskine karşı diplomatik girişimler yeniden hız kazanırken, Katar ve Umman bölgedeki gerilimi düşürmek için devreye girdi. Doha'da
YDH - Bölgede son iki gündür hakim olan ve İran ile ABD arasındaki mutabakat zaptını çöküşün eşiğine getiren gerilimin ardından, diplomatik kanallar askeri bir tırmanışın önüne geçmek adına yeniden çalışmaya başladı.
Katar, taraflar arasında niteliği konusunda çelişkili açıklamalar yapılan yeni görüşmelere ev sahipliği yapmaya hazırlanırken; Umman ise Tahran ile Hürmüz Boğazı üzerine müzakerelere başladı.
Maskat yönetiminin, geçiş ücreti yerine "denizcilik hizmetleri" adı altında bir formülü kabul etmeye yakın olduğu ve İran'ı da kapsayan yeni bir bölgesel güvenlik yapısı önerdiği belirtiliyor.
ABD Başkanı Donald Trump, İran ile ilgili olarak bugün Doha'da bir toplantı gerçekleştirileceğini açıklayarak, bu görüşme talebinin Tahran'dan geldiğini söyledi.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de ABD temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner'ın üst düzey temaslarda bulunmak üzere Katar'a gideceğini, eş zamanlı olarak teknik görüşmelerin de yürütüleceğini bildirdi.
Reuters haber ajansının aktardığına göre Trump, Doha'daki buluşmanın önemli olabileceğini belirterek, "İran'ın nükleer silahsızlandırılması mücadelesinde oldukça iyi ilerleme kaydediyoruz" ifadelerini kullandı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai ise önümüzdeki günlerde Katar'da ABD ile herhangi bir müzakere sürecinin öngörülmediğini dile getirdi.
Bekai, teknik bir İran heyetinin bu hafta dondurulmuş İran varlıklarının serbest bırakılması sürecini takip etmek üzere Doha'ya gideceğini açıkladı. İran Cumhurbaşkanı Mesud Pizişkiyan da dün yaptığı açıklamada, Washington ile varılan mutabakat uyarınca, Katar'da bulunan 12 milyar dolarlık İran kaynağının 6 milyar dolarlık kısmının serbest bırakılarak ülkeye iade edileceğini kaydetti.
Bekai, Doha ziyaretinin ABD tarafıyla yüksek ya da başka bir düzeyde herhangi bir müzakereyle ilgisi bulunmadığını vurgulayarak, Amerikalı yetkililerin Katar'a gelmesinin, sadece mutabakat zaptının 11. maddesinin uygulanmasını takip eden İran heyetinin ziyaretiyle bir ilişkisi olmadığını ekledi.
Ancak Reuters'a konuşan üst düzey bir İranlı kaynak, bugün yapılacak toplantıyı doğrulayarak, bu görüşmenin İsviçre'deki teknik görüşmelerden farklı olacağını, Hürmüz Boğazı'nın yönetimine ve gerilimi azaltmaya odaklanacağını belirtti.
Hürmüz Boğazı konusundaki gelişmeler kapsamında, Umman Dışişleri Bakanlığı dün Maskat'ta "Umman-İran Ortak Komisyonu" ilk toplantısının gerçekleştirildiğini duyurdu.
Boğazın "gelecekteki yönetimi" konusunun ele alındığı toplantıya Umman adına Dışişleri Bakanlığı Büyükelçisi Abdulaziz bin Abdullah el-Hinai, İran adına ise Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi başkanlık etti.
Umman Dışişleri Bakanlığı, görüşmede Hürmüz Boğazı ile ilgili dosyalarda iki ülkenin egemenliğini ve ortak çıkarlarını gözeten, uluslararası hukuka bağlılığı teyit eden koordinasyon mekanizmalarının ele alındığını açıkladı.
İran Dışişleri Bakanlığı da bunun iki ülke arasında Hürmüz Boğazı'nın yönetimine odaklanan ilk toplantı olduğunu bildirdi.
Umman Dışişleri Bakanı Bedr el-Busaidi, ülkesinin Hürmüz Boğazı'ndan geçiş yapan gemilere herhangi bir ücret uygulanmasına karşı olan net tutumunu yineledi.
Bu yaklaşımın uluslararası deniz hukuku kurallarına ve seyrüsefer serbestisine olan bağlılıklarından kaynaklandığını vurgulayan Busaidi, Fransız Monte Carlo radyosuna verdiği mülakatta, "Saltanat, Deniz Hukuku Sözleşmesi'ne bağlıdır" dedi.
İran ile yürütülen diyaloğun, boğaza yönelik gelecekteki düzenlemelerin uluslararası hukuk çerçevesinin dışına çıkmaması gerektiği yönündeki ortak anlayışa dayandığını belirten Busaidi; doğrudan alınacak geçiş ücretleri ile Malakka ve Singapur boğazlarındaki örneklere benzer şekilde "seyrüsefer güvenliğini artırmak, acil durumlara hazırlık ve kirlilikle mücadele" amacıyla sunulacak "denizcilik hizmetleri" arasında ayrım yapılması gerektiğini ifade etti.
Le Monde gazetesine verdiği mülakatta da bölge güvenliği için yeni bir yaklaşım çağrısında bulunan Busaidi, Tahran'ı dışlayan geleneksel mantık yerine İran'ı da içeren, bölge ülkeleri arasında bir saldırmazlık ve içişlerine müdahale etmeme anlaşmasını önerdi.
Umman Dışişleri Bakanı, Körfez güvenliğine yönelik gerçek tehdidin bölge içinden değil, başta Tel Aviv olmak üzere bölge dışından alınan kararlardan kaynaklandığını sözlerine ekledi.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi ise dün akşam İran devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı dosyasının Tahran için stratejik öneme sahip temel bir mesele olduğunu kaydetti.
İran'ın boğazla ilgili duruşunun net olduğunu ve İslamabad Mutabakat Zaptı maddelerinde yer aldığını belirten Garibabadi, boğazdaki mayın temizleme faaliyetlerinin tamamen İran'ın sorumluluğunda olduğunu vurguladı.
Garibabadi, Washington da dahil olmak üzere uluslararası aktörlerin arabulucular vasıtasıyla bu sürece dahil olma ısrarını Tahran'ın reddettiğini ifade ederek, Fransa veya başka bir ülkenin mayın temizleme çalışmalarına müdahalesine izin vermeyeceklerini açıkladı.