Haaretz gazetesi, Tel Aviv'in Washington nezdindeki konumunda köklü bir kırılma yaşandığını belirterek, ülkenin "tam ortak" statüsünden "asi bir tabi" konumuna gerilediğini yazdı.
YDH - İsrail'de yayımlanan Haaretz gazetesi, ülkenin ABD siyasetindeki ağırlığına ve diplomatik konumuna ilişkin kapsamlı bir analiz yayımladı.
Analizde, son dönemde yaşanan gelişmelerin ardından İsrail'in Washington nezdindeki statüsünün köklü biçimde değiştiği, geçmişteki "tam müttefik ve ortak" konumunun yerini "asi bir tabi" ilişkisine bıraktığı belirtildi.
Haberde, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi ile İran nükleer dosyası üzerinde büyüyen anlaşmazlıkların bu kırılmada büyük payı olduğu aktarıldı.
Bununla birlikte, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun geçmiş yıllarda Amerikan siyasetini yönlendirme ve karar alıcıları doğrudan etkileme kabiliyetinin artık ortadan kalktığı ifade edildi.
"Dışlanan ve tepki çeken bir marka"
Analiz doğrultusunda, yaşanan bu değişim İsrail'in Washington'daki siyasi nüfuzunun açık bir şekilde gerilemesini gözler önüne seriyor.
Amerikan kamuoyunda ve siyasi elitleri arasında İsrail hükümetinin politikalarına yönelik desteğin azaldığı kaydedilen haberde, Washington'daki en güçlü İsrail lobisi olarak bilinen Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi'nin (AIPAC) durumuna da değinildi. Gazete, AIPAC'in artık ABD'deki geniş kesimler tarafından "tepki gösterilen, dışlanan bir marka" haline geldiğini yazdı.
Bugünkü tablonun on yılı aşkın bir süre öncesine göre tamamen farklı bir çehreye büründüğü belirtilen analizde, Netanyahu'nun mevcut İran müzakereleri karşısındaki çaresizliği ile 2015 yılında eski ABD Başkanı Barack Obama döneminde yürütülen nükleer anlaşma sürecindeki aktif direnci karşılaştırıldı.
Netanyahu'nun 2015'te ABD Kongresi'nin ortak oturumunda hitap ederek anlaşmayı engellemek için geniş bir siyasi destek ağını harekete geçirebildiği hatırlatıldı.
Ancak günümüzde bu etki gücünün büyük ölçüde yok olduğu, Trump yönetiminin Tahran ile yeni bir anlaşmaya varma çabaları karşısında Netanyahu'nun "tamamen çaresiz" kaldığı bildirildi.
İsrail'in, müzakere edilen yeni anlaşmanın kendi güvenlik ve siyasi çıkarlarına ciddi zarar vereceği yönündeki çekincelerine rağmen bu sürece müdahale edemediği vurgulandı.
Müzakerelerin dışında bırakılan müttefik
Haaretz, İran ile yaşanan son gerilim ve diplomatik temaslar sırasında İsrail'in oynadığı rolün gerilediğine işaret etti. Geçmişte ABD'nin bir küçük ortağı da olsa "tam müttefik" olarak masada yer bulan İsrail'in, bugün koordinasyon seviyesinin düşmesiyle birlikte koordinasyonsuz hareket eden "asi bir tabi" konumuna düştüğü belirtildi.
Trump yönetiminin, İran ile yürütülen mevcut müzakere süreçlerinden İsrail'i uzak tuttuğu aktarıldı. Bu durumun, Washington ile Tel Aviv arasında İran konusunda her zaman tam bir uyum ve ortaklık olduğunu savunan geleneksel Amerikan dış politika çizgisinden çok keskin bir kopuşu simgelediği ifade edildi.
Lobi kuruluşu AIPAC'in güç kaybetmesi de bu dönüşümün önemli bir parçası olarak sunuldu. Habere göre, AIPAC desteğini arkasına almak artık ABD'li siyasetçiler için geçmişte olduğu gibi kesin bir seçim zaferi ya da siyasi kazanç anlamına gelmiyor.
Üstelik kuruma yönelik eleştiriler yalnızca Filistin yanlısı sol kesimlerle sınırlı kalmayıp, Cumhuriyetçi Parti içindeki izolasyonist (yalnızlık yanlısı) sağ kanada da sıçramış durumda. Bu durum, çok sayıda Amerikan siyasetçisinin AIPAC ile yan yana gelmekten kaçınmasına yol açıyor.
Siyasi zeminin kayması
Haaretz, İsrail'in Washington'daki pozisyon kaybının son dönemde büyük bir ivme kazandığını, ancak bu durumun aslında iki partili geleneksel desteğin aşınması ve İsrail politikalarına yönelik eleştirilerin birikmesiyle oluşan uzun vadeli bir sürecin sonucu olduğunu belirtti.
Cumhuriyetçi Parti'nin 2015 yılında nükleer anlaşmaya karşı Netanyahu'nun arkasında nasıl blok halinde durduğu, AIPAC ve diğer İsrail yanlısı grupların yanı sıra bazı Demokratların da bu muhalefete destek verdiği anımsatıldı. Bugün ise Amerikan siyaset sahnesinin tamamen değiştiği, birkaç muhafazakar ses dışında Cumhuriyetçi Parti içinde İran ile yürütülen yeni müzakerelere karşı güçlü ve organize bir direncin bulunmadığı aktarıldı.
Haberde ayrıca Cumhuriyetçi Parti içinde İsrail'in artık ABD için "ayrıcalıklı ve vazgeçilmez bir müttefik" olmadığını düşünen yeni bir akımın güçlendiğine dikkat çekildi.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in, Amerikan yardımının İsrail için hiçbir koşul ileri sürülmeksizin garanti olarak görülmemesi gerektiği yönündeki uyarıları bu duruma örnek gösterildi.
Demokrat Parti cephesinde ise çok sayıda adayın İsrail'e yönelik askeri yardımların şartsız verilmesini sorguladığı, partinin ilerici kanadının ise doğrudan silah ambargosu ve yaptırımlar uygulanması yönünde baskıyı artırdığı ifade edildi.
"Yük olmaya başlayan bir ortak"
Analizin sonuç bölümünde, İsrail'in ABD siyasetinde artık bir kazançtan ziyade "yük ve rahatsızlık kaynağı" olarak görülmeye başlandığı yönünde bir değerlendirmeye yer verildi. Amerikan kamuoyundaki İsrail sempatisinin modern tarihin en düşük seviyelerine gerilediği bilgisi paylaşıldı.
Bu diplomatik ve toplumsal kırılmanın arka planında, ABD'nin Ortadoğu'daki askeri varlığını azaltma ve bölgesel çatışmalara doğrudan dahil olmama yönündeki stratejik kararlılığı ile İsrail'in Gazze Şeridi'ne yönelik sürdürdüğü askeri operasyonların Amerikan toplumunda yarattığı derin hoşnutsuzluk yer alıyor.
Haaretz, İsrail'in Washington'daki bu büyük gerilemesinden doğrudan Başbakan Binyamin Netanyahu'nun sorumlu olduğunu yazdı. Analizde, Netanyahu'nun Amerikan kararlarına doğrudan yön verebilme gücüyle övündüğü dönemin artık tamamen kapandığı tespiti yapıldı.