Lübnan’ın İsrail ile imzaladığı anlaşma bölgesel dengeleri sarsarken, Türkiye ve Mısır sürece yönelik ciddi güvenlik çekincelerini dile getirdi.
YDH- Lübnan hükümetinin İsrail ile imzaladığı tartışmalı anlaşma, bölgesel başkentlerde derin bir diplomatik huzursuzluğa yol açtı.
Beyrut kaynaklı diplomatik bilgilere göre, anlaşmaya tam destek veren tek aktörler Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri olurken; Ankara, Kahire ve Şam yönetimleri süreçten duydukları ciddi endişeleri dile getirmeye başladı.
Diplomatik çevrelerin el-Ahbar gazetesine aktardığı bilgilere göre Türkiye, anlaşmanın sadece Lübnan’ın değil, bölge genelindeki Türk ulusal güvenlik çıkarlarının da aleyhine olduğu görüşünde.
Ankara’nın, anlaşmanın yaratabileceği bölgesel risklere dair çekincelerini diplomatik kanallardan ilettiği belirtiliyor.
Bu ay sonu Türkiye’yi ziyaret etmesi planlanan Lübnan Başbakanı Nevaf Selam ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında gerçekleşecek görüşmede, bu konunun ana gündem maddesi olması bekleniyor.
Türk yetkililerin, Lübnan’daki farklı siyasi gruplara, ülkenin bölgesel ittifak dengelerini bozacak ve komşu ülkelerin güvenliğini tehlikeye atacak adımlardan kaçınması gerektiği uyarısını ilettiği kaydedildi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın "Türkiye’nin güvenliği Lübnan ve Suriye’de başlar" ilkesini hatırlatan kaynaklar, Ankara’nın bu süreçte tarafsız kalmayacağının altını çiziyor.
Mısır tarafı ise anlaşmanın "dengesiz şartlar" içerdiğini ve uygulanabilirliğinin imkansız olduğunu savunuyor.
Kahire’nin, Lübnan'daki iç bölünmeyi derinleştireceğini öngördüğü anlaşma öncesinde, Hizbullah’ı silahsızlandırmak yerine kontrol altına almayı hedefleyen beş maddelik bir çözüm önerisi sunduğu ancak karşılık bulamadığı ifade ediliyor.
Şam yönetimi ile Ankara arasında ise anlaşmanın Suriye üzerindeki olası etkilerine dair istişarelerin sürdüğü belirtiliyor.
Suriye tarafı, Lübnan'ın bu çapta bir adımı tek taraflı atmasının bölgesel güvenlik mimarisini bozmasından endişeli.
Diğer taraftan, Suudi Arabistan'ın anlaşmanın ön görüşmelerinden itibaren sürecin merkezinde olduğu iddia ediliyor.
Lübnanlı yetkililerin, iç siyasette oluşabilecek muhalefeti dengelemek ve hükümet karşıtı kampanyaları engellemek için Suudi elçisi Yezid bin Ferhan’ın desteğine ihtiyaç duyduğu ve bu kapsamda Meclis Başkanı Nebih Berri ile birlikte hareket ettikleri savunuluyor.