‘Büyük İsrail’ hedefiyle Suriye'de yeni yerleşim hamlesi

img
‘Büyük İsrail’ hedefiyle Suriye'de yeni yerleşim hamlesi YDH

İsrailli yerleşimci hareketlerinin işgal altındaki Suriye topraklarında kalıcı yerleşimler kurmayı hedeflediği ve bu planların hükümet içindeki bazı isimlerden destek gördüğü bildirildi.




YDH- İsrailli yerleşimci grupların, Beşşar Esed yönetiminin devrilmesi ve HTŞ rejiminin yönetimi ele geçirmesinin ardından işgal altındaki Suriye topraklarında yeni Yahudi yerleşimleri kurma girişimlerini “artırdığı” bildirildi.

Bu faaliyetlerin son dönemde hükümet üyeleri ve iktidar partisi milletvekillerinin “açık desteğiyle” daha görünür hale geldiği belirtildi.

Middle East Eye'ın (MEE) haberine göre, mayıs ayı ortasında işgal altındaki Golan Tepeleri'nde toplanan bir grup İsrailli yerleşimci, Mecdel Şems yakınlarında sınır çitine ulaştı.

Yerleşimcilerden bazıları kendilerini çite zincirlerken, en az 10 kişinin Şeyh (Hermon) Dağı'nın eteklerinden Suriye topraklarına geçtiği belirtildi.

Habere göre eylem, "Halutzei HaBashan" (Başan Öncüleri) adlı hareket tarafından organize edildi. Grup, İsrail hükümetinden 1974 ateşkes hattının ötesinde Yahudi yerleşimlerine izin vermesini talep ediyor.

İsrail ordusu daha sonra yaptığı açıklamada, sınırı geçen sivillerin İsrail tarafına geri getirildiğini ve İsrail polisi tarafından gözaltına alındığını duyurdu.

MEE, Halutzei HaBashan'ın kuruluşundan bu yana işgal altındaki Suriye topraklarında kalıcı Yahudi yerleşimleri kurulmasını savunan en etkili hareketlerden biri haline geldiğini yazdı.

Haberde, Golan Tepeleri'nin 1967'den bu yana İsrail işgali altında bulunduğu ve İsrail'in bölgeyi ilhakının yalnızca ABD tarafından tanındığı hatırlatıldı.

MEE'ye göre hareket, geçen bir yıl içinde marjinal bir oluşum olmaktan çıkarak “daha örgütlü bir yapıya” dönüştü ve bazı İsrailli bakanlar ile Knesset üyelerinin açık desteğini almaya başladı.

Mayıs ayındaki sınır ihlalinin ardından hareketin İsrail'deki Srugim haber sitesine yaptığı açıklamada, "Sağ hükümet Başan'a yerleşmek isteyen ailelere yasal ve organize şekilde izin verene kadar geri adım atmayacağız." ifadelerini kullandığı aktarıldı.

"Büyük İsrail" hedefi

MEE, Halutzei HaBashan hareketinin Nisan 2025'te, İsrail ordusunun Beşşar Esed yönetiminin Aralık 2024'te devrilmesinin ardından Suriye'nin güneyinde yeni bölgeleri işgal etmesinin başlamasından birkaç ay sonra kurulduğunu belirtti.

Habere göre hareket adını, Tevrat'ta Şeyh (Hermon) Dağı ile Gilead arasında uzandığı belirtilen tarihi "Başan" bölgesinden alıyor.

MEE, hareketin ideolojik temelinin "Büyük İsrail" anlayışına dayandığını belirterek, dini Siyonist çevrelerin İsrail'in sınırlarını Nil Nehri'nden Fırat Nehri'ne, kuzeyde Türkiye'nin Hatay iline, güneyde ise Suudi Arabistan'ın Hicaz bölgesine kadar uzanan bir coğrafya olarak gördüklerini aktardı.

Bu nedenle hareketin Suriye'yi yabancı bir ülke olarak değil, "atalarından miras kalan Yahudi toprağının bir parçası" olarak değerlendirdiği, “ilk hedefinin ise Suriye'nin güneyi” olduğu ifade edildi.

MEE'ye konuşan açık kaynak araştırmacısı Murad Muhammed el-Hamevi, “grubun yeni görünmesine rağmen üyelerinin deneyimsiz kişiler olmadığını” söyledi.

El-Hamevi, grubun üyelerinin çoğunun Batı Şeria ile işgal altındaki Golan Tepeleri'ndeki yerleşimlerden geldiğini ve uzun vadeli hedeflerinin Suriye'nin güneyinde “kalıcı Yahudi yerleşimleri” kurmak olduğunu belirtti.

Habere göre, hareketin kamuoyuna açık söylemlerinde zaman zaman bölgenin yerli nüfusuna yönelik açık “etnik temizlik” çağrıları da yer alıyor.

MEE'nin incelediği Nisan 2026 tarihli bir Facebook paylaşımında hareketin, “Başan” bölgesindeki tüm Sünni ve Şiilerin sürülmesini istediği ve bölgenin ancak İsrail yönetimi altında gelişebileceğini savunduğu aktarıldı.

Hareketin lider kadrosu ve siyasi destek

MEE'ye göre, hareketin kamuoyundaki en önemli ismi, akademisyen ve dini-milliyetçi aktivist Amos Azaria.

Haberde Azaria'nın uzun yıllardır İsrail'in uluslararası alanda tanınan sınırlarının ötesinde Yahudi yerleşimlerini savunduğu, Suriye'nin güneyindeki askeri varlığın “sivil” Yahudi yerleşimleriyle kalıcı hale getirilmesi gerektiğini dile getirdiği belirtildi.

Azaria'nın Başan bölgesini hem İsrail açısından stratejik bir güvenlik kuşağı hem de "Tevrat'ta vaat edilen miras" olarak tanımladığı aktarıldı.

MEE, Azaria'nın yalnızca Suriye ile sınırlı kalmadığını, aynı zamanda Güney Lübnan'da Yahudi yerleşimleri kurulmasını savunan aşırı sağcı dini Siyonist Uri Tzafon hareketinin de önde gelen isimlerinden biri olduğunu yazdı.

Habere göre hareketin, saha koordinasyonunu Jonathan Levy yürütürken, Yosef Luria ise İsrail devletinin bu yerleşimler için “gerekli idari düzenlemeleri” yapması amacıyla lobi faaliyetlerini koordine ediyor.

Levy'nin, HTŞ rejimi Colani’nin Suriye’nin başına getirilmesinden sonra yaptığı açıklamalarda, sivil yerleşimlerin "yeni Suriye tehdidine karşı tek gerçek caydırıcılık" olduğunu savunduğu aktarıldı.

MEE, hareketin desteğinin büyük ölçüde işgal altındaki Golan Tepeleri ile Batı Şeria'daki dini-milliyetçi yerleşimcilerden geldiğini belirtti.

Murad Muhammed el-Hamevi de Azaria'nın artık “yalnızca sınır hattıyla yetinmediğini” belirterek, hareket içinde “Deraa vilayetine kadar uzanacak daha geniş bir yayılmanın” açık şekilde tartışıldığını söyledi.

Gazze ve Lübnan'daki yerleşim hareketleriyle ortaklık

Habere göre Halutzei HaBashan, İsrail'in tanınan sınırları dışındaki yerleşim projelerini savunan diğer dini Siyonist hareketlerle de yakın ilişki içinde bulunuyor.

Azaria'nın aynı zamanda Güney Lübnan'da Yahudi yerleşimlerini savunan Uri Tzafon hareketinde üst düzey görev aldığı belirtilirken, grubun Gazze Şeridi'nde Yahudi yerleşimlerinin yeniden kurulmasını savunan Nachala hareketiyle de iş birliği geliştirdiği ifade edildi.

MEE, bu üç hareketin son yıllarda farklı cephelerde yürüttükleri yerleşim faaliyetlerini koordineli hale getirdiklerini ve son çatışmalarda ele geçirilen ya da işgal edilen bölgelerde Yahudi yerleşimlerinin yaygınlaştırılmasını savunduklarını yazdı.

Habere göre Azaria, şubat ayında sağ eğilimli Hakol Hayehudi platformuna verdiği röportajda Suriye'yi "değişim için en elverişli saha" olarak tanımladı.

Azaria'nın “yalnızca dar bir tampon bölge fikrine karşı çıktığı, Deraa'ya kadar uzanacak daha geniş bir işgal alanı çağrısı yaptığı ve sınır ihlallerinin zamanla İsrail hükümetini bu yerleşimleri fiilen kabul etmeye zorlayacağını savunduğu” aktarıldı.

Murad Muhammed el-Hamevi ise hareketin “meşruiyet” kazanma sürecinin sembolik zirvesine 2026 başlarında ulaştığını belirtti.

Habere göre, Knesset'te "Yerleşim Öncülerine Saygı" başlıklı etkinlikte Halutzei HaBashan hareketi ve kurucusu Amos Azaria resmi olarak onurlandırıldı.

El-Hamevi, etkinlikte hareket temsilcilerine İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir imzalı "özel teşekkür belgeleri" verildiğini ve bunun devlet içindeki desteğin ulaştığı yeni aşamayı gösterdiğini söyledi.

Bakanlar ve Likud'dan açık destek

MEE'ye göre, hareketin siyasi etkisi, İsrail hükümeti içindeki bazı bakanların verdiği “açık destekle” daha da güçleniyor.

Haberde, Diaspora İşleri Bakanı Amichai Chikli'nin şubat ayında yayımladığı bir videoda, "Burası bizim toprağımız ve Başan'a geri dönmek zorundayız." ifadelerini kullandığı, ayrıca hareketin faaliyetlerini açıkça desteklediği aktarıldı.

Halutzei HaBashan'ın, kalıcı yerleşim altyapısını oluşturmak amacıyla hükümet nezdindeki girişimlerini de sürdürdüğü belirtildi.

Bu kapsamda hareketin, Amos Azaria'nın İletişim Bakanı Şlomo Karhi ile çekilmiş fotoğrafını sosyal medya platformu X'te paylaşarak, İsrail cep telefonu şebekesinin "Başan" olarak adlandırdığı bölgeye kadar genişletilmesini talep ettiği ifade edildi.

MEE, hareketin iktidardaki Likud Partisi içinden de destek gördüğünü yazdı.

Habere göre, Knesset üyesi Ariel Kallner, hem Güney Lübnan'daki hem de Suriye'deki yerleşim projelerini açık biçimde destekleyen isimler arasında yer alıyor.

Kallner'ın mart ayında yayımladığı bir videoda, "Güvenlik yerleşimle sağlanır." diyerek Başan Öncüleri hareketine destek verdiği aktarıldı.

Haberde ayrıca, İsrail'in etkili dini liderlerinden Haham Yitzhak Ginsburgh'un da taraftarlarını, "İsrail halkının ebedi mirası" olarak nitelediği “Başan" bölgesinin yeniden ele geçirilmesini desteklemeye çağırdığı belirtildi.

Devlet desteği tartışması

Buna karşın MEE'ye konuşan Murad Muhammed el-Hamevi, hareketin uluslararası düzeyde herhangi bir resmi destek veya İsrail hükümetinin tamamını kapsayan açık bir tanınmaya sahip olmadığını söyledi.

El-Hamevi, hareketin gücünü merkezi bir devlet politikasından değil, belirli bakanlar ve üst düzey siyasi isimlerin sağladığı siyasi korumadan aldığını belirterek, "Devlet henüz resmi olarak bu çizgiyi aşmış değil; ancak bazı bakanlar hareket için siyasi kalkan görevi görüyor." değerlendirmesinde bulundu.

Habere göre hareket son dönemde “dijital platformları” da daha yoğun kullanmaya başladı.

Daha önce Arabic Post'ta yayımlanan bir araştırmaya atıf yapan MEE, Halutzei HaBashan'ın destekçi toplamak amacıyla "Birlikte Başan'da yerleşim hayalini gerçeğe dönüştüreceğiz." sloganıyla özel bir WhatsApp grubu kurduğunu yazdı.

Ayrıca, Suriye topraklarına yönelik sınır ihlallerini finanse etmek amacıyla bağış kampanyaları başlatıldığı da belirtildi.

Sınır ihlalleri giderek arttı

MEE'ye göre, Halutzei HaBashan'ın stratejisi, Suriye topraklarına yönelik sınır ihlallerini aşamalı olarak artırmaya dayanıyor.

Murad Muhammed el-Hamevi, hareketin söyleminin zaman içinde değiştiğini belirterek, “başlangıçta sınır hattına yakın küçük yerleşim noktaları kurmayı hedeflediklerini, bugün ise Suriye'nin güneyinde geniş çaplı Yahudi yerleşimleri kurulmasını açıkça savunduklarını” söyledi.

El-Hamvi, hareketin ayrıca İsrail ordusunun bölgedeki varlığını da bu yerleşimlerin kurulması için gerekçe olarak kullandığını ifade etti.

Habere göre, Halutzei HaBashan üyeleri sınır çitlerini keserek Suriye topraklarına giriyor ve bu eylemleri sosyal medya üzerinden canlı yayımlayarak takipçilerine "egemenlik" görüntüsü vermeye çalışıyor.

MEE, sınır ihlallerine yalnızca genç yerleşimcilerin değil, aileler ve çocukların da katıldığını, bunun da yerleşim projesini askeri değil "sivil ve insani" bir girişim gibi göstermeyi amaçladığını yazdı.

Gazeteye göre hareket, işgal altındaki Golan Tepeleri'ni artık yalnızca bir sınır hattı olarak değil, güvenlik gerekçesi ve "Büyük İsrail" anlayışı doğrultusunda Suriye'nin güneyine doğru genişlemenin “başlangıç noktası” olarak görüyor.

Haberde, hareketin son bir yıldaki faaliyetlerine ilişkin şu kronolojiye yer verildi:

• Ağustos 2025: "Başan Vahası" adı verilen ilk yerleşim girişimi amacıyla Suriye topraklarına ilk belgelenmiş geçiş gerçekleştirildi.

• Ekim 2025: Yerleşimciler sınır hattında geniş katılımlı gezi düzenledi; üç aile çadır ve kamp malzemeleriyle sınırı geçmeye çalıştı.

• Kasım 2025: Şeyh (Hermon Dağı) ve Kuneytra kırsalındaki Biru’l-Acem üzerinden eş zamanlı iki ayrı sınır ihlali gerçekleştirildi.

• Aralık 2025: Ateşkes hattını geçmeye yönelik çok sayıda girişim kaydedildi; bir yerleşimci Bir Acem köyü içinde görüntülendi.

• Ocak 2026: Yaklaşık 20 yerleşimci Kuneytra geçiş noktasında sınırı aşmaya çalışırken gözaltına alındı.

• Şubat 2026: Yerleşimciler Suriye'ye girerek "Başan Doğa Koruma Alanı" adı verilen yerleşimin temel atma törenini düzenledi.

• Nisan 2026: Mecdel Şems yakınlarında sınır çitinde büyük bir gedik açılarak yüzlerce metre Suriye topraklarına girildi.

• 6 Mayıs 2026: Yerleşimciler İsrail kontrolündeki Şeyh (Hermon) Dağı'ndan görüntüler yayımlayarak yerleşim kurulmasını talep etti.

• 17 Mayıs 2026: Mecdel Şems yakınında düzenlenen gösteride aktivistler sınır çitine zincirlenerek hükümetten yerleşim izni istedi.

MEE, Beşşar Esed yönetiminin devrilmesinden sonra HTŞ rejiminin ülkenin güneyindeki kontrolünü tam olarak sağlayamamasının, İsrail ordusu ile yerleşimci hareketlerinin bu bölgelerde “daha rahat hareket etmesine zemin hazırladığını” belirtti.

Murad Muhammed el-Hamevi, HTŞ rejiminin bu sınır ihlallerine karşı ilan edilmiş net bir stratejisinin “bulunmadığını” söyledi.

Haberde, yerleşimciler ile Suriye'nin güneyindeki yerel halk arasında bugüne kadar doğrudan fiziksel çatışma yaşanmadığı kaydedildi.

El-Hamevi, hareketin şimdilik silahsız şekilde sınırı geçmeyi tercih ederek gerilimi düşük tutmaya çalıştığını, bugüne kadar sınırı geçen tüm yerleşimcilerin silahsız olduğunu ifade etti.

Bununla birlikte bunun kalıcı olmayabileceği uyarısında bulunan el-Hamevi, asıl tehlikenin yerleşimcilerin Deraa ve Kuneytra'daki yerleşim merkezlerine yaklaşmasıyla başlayacağını belirtti.

Haberde, 28 Haziran'da Deraa'nın Abidin beldesine İsrail ordusunun helikopter ve topçu desteğiyle düzenlediği baskının ardından bölge halkının yolları taş ve molozlarla kapatarak askeri araçların ilerleyişini engellemeye çalıştığı hatırlatıldı.

El-Hamevi, "Gerçek tehlike, yerleşimciler nüfusun yoğun olduğu Suriye kasabalarına yaklaştığında başlayacak. Bu durumda şiddetli çatışmaların yaşanması neredeyse kaçınılmaz hale gelebilir." değerlendirmesinde bulundu.

 



Makaleler

Güncel