Ayetullah Hamenei'nin mirası İran'ın geleceğini şekillendiriyor

img
Ayetullah Hamenei'nin mirası İran'ın geleceğini şekillendiriyor YDH

Şehit Ayetullah Hamenei'nin geride yalnızca bir siyasi miras değil, kurumlar, askerî kapasite ve "Direniş Ekseni" üzerine kurulu, lider değişse de işlemeyi sürdürecek bir devlet modeli bıraktığı belirtildi.




YDH- El-Ahbar gazetesinde yayımlanan analizde, İran Devrim Lideri Ayetullah Hamenei'nin 1989 yılında İran liderliğini devralmasının ardından yalnızca devrimin devamını sağlamadığı, aynı zamanda İran'da kurumsal devlet yapısını yeniden şekillendiren “kapsamlı bir dönüşüme öncülük” ettiği değerlendirildi.

Analizde, Ayetullah Hamenei'nin görevi devraldığı dönemde İran'ın sekiz yıl süren İran-Irak Savaşı'nın ardından ağır askerî ve ekonomik yıkımla karşı karşıya bulunduğu belirtildi. Bu koşullar altında Hamenei'nin, ülkeyi devrimin ilk yıllarındaki "devrimci ruh" döneminden çıkararak devlet kurumlarının güçlendirildiği yeni bir aşamaya taşıdığı ifade edildi.

Yazıda, Ayetullah Hamenei'nin yönetiminin yalnızca İmam Humeyni'nin çizgisinin devamı olmadığı, aksine devrim ideolojisini kalıcı bir devlet sistemine dönüştürmeyi amaçlayan kapsamlı bir siyasi mühendislik süreci olduğu savunuldu. Bu kapsamda "Velayet-i Fakih" anlayışının teorik ve manevi bir çerçeve olmaktan çıkarılarak anayasal, hukuki ve idari kurumlar üzerinden işleyen “bütüncül bir devlet modeline” dönüştürüldüğü belirtildi.

Analize göre, bu kurumsallaşma süreci, Batılı çevrelerin yıllardır dile getirdiği "İran rejiminin çöküşü" yönündeki öngörülerin gerçekleşmemesinin temel nedenlerinden biri oldu. Son savaşta üst düzey siyasi ve askerî isimlerin suikastlarla hedef alınmasına rağmen devlet mekanizmasının dağılmamasının, sistemin artık tek bir kişinin karizmasına dayanmadığını gösterdiği vurulandı.

El-Ahbar, Ayetullah Hamenei döneminin ikinci temel ayağının ise askerî bağımsızlık stratejisi olduğunu belirtti. Analizde, Devrim Lideri’nin dışa askerî bağımlılığı ülkelerin hedef alınmasını kolaylaştıran temel zafiyet olarak gördüğü, bu nedenle özellikle füze teknolojisi ve insansız hava araçları başta olmak üzere yerli savunma sanayisinin geliştirilmesine büyük kaynak ayırdığı ifade edildi.

Yazıda, son yıllarda yaşanan savaşların bu askerî yatırımların sonuçlarını ortaya koyduğu değerlendirilirken, Devrim Muhafızları'nın da Ayetullah Hamenei döneminde yalnızca ideolojik nitelikli yarı askerî bir güç olmaktan çıkarılarak askerî, istihbarî ve ekonomik alanlarda faaliyet gösteren kapsamlı bir stratejik kuruma dönüştürüldüğü kaydedildi. Analizde, Devrim Muhafızları'nın zamanla İran'ın iç ve dış politikadaki büyük stratejik kararlarının uygulanmasında en önemli yürütme organlarından biri haline geldiği değerlendirmesine yer verildi.

Direniş Ekseni ve bölgesel strateji

El-Ahbar analizinde, Ayetullah Hamenei'nin stratejik vizyonunun İran sınırlarıyla sınırlı kalmadığı, en önemli miraslarından birinin bölgesel güç dengelerini yeniden şekillendiren "Direniş Ekseni" olduğu belirtildi.

Analizde, Ayetullah Hamenei öncesinde Lübnan, Filistin ve diğer bölgelerde faaliyet gösteren direniş hareketlerinin birbirinden büyük ölçüde bağımsız hareket ettiği ifade edilirken, onun siyasi ve fikrî yönlendirmesi ile sağlanan kapsamlı desteğin ardından bu yapıların ortak askerî, siyasi ve ideolojik bir ağ haline geldiği değerlendirildi.

Yazıda, söz konusu ağın Akdeniz'den Kızıldeniz'e, Irak'tan Yemen'e kadar uzanan geniş bir coğrafyada faaliyet gösterdiği, bunun da bölgesel caydırıcılık kapasitesini artırdığı ve güvenlik dengelerini değiştirdiği ifade edildi. Analizde, bu durumun bölgesel ve uluslararası aktörleri de kendi politikalarının maliyetini yeniden hesaplamaya zorladığı kaydedildi.

El-Ahbar'a göre, Ayetullah Hamenei'nin dış politika anlayışının temelini "stratejik bağımsızlık" oluşturdu. Analizde, Hamenei'nin güvenlik ve kalkınmanın dış güçlere dayandırılmasını çözüm değil, uzun vadede egemenliğin ve ulusal onurun kaybedilmesine yol açacak "stratejik bir tuzak" olarak gördüğü belirtildi.

Yazıda, bu yaklaşımın merkezinde Filistin meselesinin yer aldığı ifade edildi. Ayetullah Hamenei'nin Filistin davasını "kırmızı çizgi" ve öncelikli konu olarak gördüğü belirtilirken, İsrail ile yapılacak herhangi bir uzlaşmanın bölgedeki krizleri sona erdirmeyeceğini, aksine istikrarsızlığı derinleştireceğini ve yabancı güçlerin İslam dünyasının merkezine daha fazla nüfuz etmesine zemin hazırlayacağını birçok kez dile getirdiği aktarıldı.

Analizde, Gazze savaşı ile 2024 ve 2025 yıllarında Lübnan'da yaşanan çatışmaların ağır maliyetlerine rağmen Ayetullah Hamenei'nin bu konudaki tutumunu değiştirmediği kaydedildi. Yazıda, Devim Lideri’nin yaşamının son döneminde direniş güçlerini "direniş ve sebatın sembolleri" olarak nitelendirdiği, doğrudan saldırılara rağmen ayakta kalabilmelerini ise nihai zafere ulaşmanın temel şartı olarak değerlendirdiği ifade edildi.

"Yeni İslam Medeniyeti" projesi

El-Ahbar analizinde, Ayetullah Hamenei'nin siyasi vizyonunun yalnızca güvenlik ve bölgesel stratejiyle sınırlı olmadığı, aynı zamanda "Yeni İslam Medeniyeti" adını verdiği kapsamlı bir medeniyet projesini de merkeze aldığı belirtildi.

Analizde, Devrim Lideri’nin konuşmaları ve yayımladığı mesajlar aracılığıyla İslam dünyasının kültürel kimliğini yeniden inşa etmeyi, insan ve ekonomik kaynaklarını harekete geçirerek Batı merkezli hâkimiyet düzeninden bağımsız bir kalkınma ve yönetim modeli oluşturmayı hedeflediği ifade edildi.

Yazıda, bu vizyonun teorik bir söylem olarak kalmadığı, "Direniş Ekonomisi", "Yazılım Temelli Kalkınma Hareketi" ve "Cihad-ı Tebyin" (açıklama/beyan cihadı) gibi stratejik programlarla uygulamaya geçirilmeye çalışıldığı kaydedildi. Analize göre İran, bilimsel yeterlilik, ekonomik bağımsızlık ve askerî caydırıcılığı geliştirerek bu medeniyet projesinin merkez ülkesi olmayı amaçladı.

Ayetullah Hamenei sonrası dönem

El-Ahbar, Tahran'da cenaze törenleri sürerken İran'ın bundan sonraki siyasi yönelimine ilişkin tartışmaların da yoğunlaştığını belirtti.

Analizde, bu sorunun cevabının Ayetullah Hamenei'nin kurduğu siyasi sistemin niteliğinde aranması gerektiği ifade edildi. Yazıda, Devrim Lideri’nin yönettiği dönüşüm sayesinde İran'ın kişiye dayalı bir yönetim modelinden kurumların belirleyici olduğu bir sisteme geçtiği, bu nedenle liderin yokluğunun sistemin çökmesi anlamına gelmeyeceği vurgulandı.

El-Ahbar, İran'da karar alma mekanizmasının artık kurumsal yapılar tarafından yürütüldüğünü, bu nedenle Ayetullah Hamenei'nin ardından da siyasi çizginin devam edeceğini değerlendirdi.

Analizde son olarak, Devrim Lideri’nin mirasının cenaze töreniyle birlikte sona ermeyeceği, aksine kurduğu kurumsal yapı ve geliştirdiği siyasi yaklaşım sayesinde yaşamaya devam edeceği ifade edildi. Yazıda, onun siyasi mirasının temelinde ise "stratejik bağımsızlık" ile "ulusal onur" ilkelerinin yer aldığı değerlendirmesine yer verildi.

 



Makaleler

Güncel