Canbolat'tan çerçeve anlaşması raporu

img
Canbolat'tan çerçeve anlaşması raporu YDH

Lübnan Sosyalist Partisi eski başkanı Velid Canbolat, Dürzi Dinî Konseyi'ne sunduğu muhtırada, İsrail ile imzalanan "çerçeve anlaşmasını" Lübnan'ın egemenliğini kısıtlayan bir "yürütme vesayeti" olarak tanımladı.




YDH- Dürzi Dinî Konseyi, Lübnan Sosyalist Partisi eski başkanı Velid Canbolat’ın 7 Temmuz 2026 tarihinde konseye sunduğu kapsamlı muhtırayı kamuoyuyla paylaştı.

Konsey, oturumun ardından yaptığı açıklamada, Canbolat tarafından hazırlanan ve Lübnan-İsrail çatışmasının yeni dönemini ele alan memorandumdaki tespitleri benimsediklerini bildirdi.

Muhtırasında, ABD himayesinde Lübnan ile İsrail arasında imzalanan "çerçeve anlaşmasını" eleştiren Canbolat, bu metnin çatışma mantığını tehlikeli bir şekilde yeniden tanımladığını vurguladı.

Canbolat’a göre anlaşma, işgalin sona erdirilmesi ve saldırıların durdurulması önceliğinden saparak, meselenin merkezini işgalden alıp Hizbullah’ın silahları gibi Lübnan içindeki askeri yapılara kaydırıyor.

Canbolat, İsrail’in Lübnan’dan çekilmesini, Lübnan’ın silahsızlanma şartlarını yerine getirmesine bağlayan bu yapının, Lübnan’ın egemenlik haklarını baltaladığı görüşünde.

Anlaşmanın en riskli boyutunun, İsrail’e net bir "derhal çekilme" taahhüdü verilmemesi olduğunu belirten Canbolat, metindeki "aşamalı yeniden konuşlandırma" ifadesinin işgali yasal bir zemine oturttuğunu ifade etti.

Bu düzenlemenin, 1949 Ateşkes Anlaşması, BM 1701 sayılı Karar ve Taif Anlaşması gibi uluslararası mutabakatları ihlal ettiğini savunan Canbolat, anlaşmanın işgale "şartlı bir baskı taktiği" görünümü kazandırdığını belirtti.

Canbolat, anlaşmanın Amerika Birleşik Devletleri’ne arabuluculuktan ziyade bir "yürütme vesayeti" rolü verdiğini ifade etti.

Bu rolün, askeri ve ekonomik yardımları doğrudan siyasi ve güvenlik şartlarına bağladığını belirten Canbolat, Lübnan’ın ekonomik yeniden inşasının bu vesayete endekslenmesinin, egemen karar mekanizmasını baskı altına aldığını vurguladı.

"İsrail için kullanışlı, Lübnan için tuzak"

Memorandumda, anlaşmanın on üçüncü maddesinin Lübnan’ın uluslararası platformlarda İsrail'e karşı şikayette bulunma ve tazminat talep etme hakkını sınırladığına dikkat çekildi.

Ayrıca "deneysel güvenlik bölgeleri" önerisinin, güneyin küçük parçalara bölünmesine ve işgalin ucu açık bir sürece yayılmasına zemin hazırlayacağı ifade edildi.

Canbolat, mevcut "çerçeve anlaşmasını" 17 Mayıs 1983 anlaşmasıyla kıyaslayarak, mevcut metnin bazı açılardan daha tehlikeli olabileceğini öne sürdü.

"İsrail, uluslararası alanda eleştirildiğinde, çekilmemesinin gerekçesi olarak Lübnan’ın silahsızlanma sürecini tamamlamadığını iddia edebilecek," diyen Canbolat, bu durumun İsrail’e uluslararası hukuku çiğneme konusunda büyük bir manevra alanı sağladığını belirtti.

Canbolat, 1949 Ateşkes Anlaşması’nın, imzalanmasından bu yana Lübnan'ı çok daha koruyucu bir yasal zeminde tuttuğunu savunarak, mevcut durumdan çıkış için doğrudan müzakereler yerine, bu eski ve uluslararası garantili çerçeveye dönülmesini önerdi.

Sivil barışı tehdit eden mevcut denklemin, Lübnan'ı ya iç çatışmaya ya da işgalin sürmesine mahkûm ettiğini belirten Canbolat, "Siyasi ve güvenlik vesayetine karşı ulusal haklarımızı koruyan yasal çerçevelere sadık kalmalıyız" çağrısında bulundu.