Nikkei: ABD, cazibesini geri kazanamazsa liderliğini kaybedecek

img
Nikkei: ABD, cazibesini geri kazanamazsa liderliğini kaybedecek YDH

Japon medya kuruluşu Nikkei, yumuşak gücünü ve küresel güveni yeniden tesis edememesi halinde ABD'nin dünya genelinde nefret edilen hegemonik bir devlete dönüşebileceği uyarısını yaptı.




YDH - ABD, yumuşak gücünü yeniden inşa edemediği takdirde dünyanın geri kalanı için nefret edilen hegemonik bir devlete dönüşme riskiyle karşı karşıya kalabilir.

Japonya merkezli medya kuruluşu Nikkei'nin dış politika başyazarı Akita Hiroyuki, Washington'ın son dönemde uluslararası toplumun güvenini büyük ölçüde kaybettiğini belirtti.

Hiroyuki, ABD'nin uluslararası arenadaki hakim konumunu koruma potansiyeline sahip olduğunu aktardı.

Öte yandan yazar, bu hedefe yumuşak güç unsurlarını canlandırmadan ulaşılması halinde, ülkenin küresel ölçekte bir nefret objesi haline gelebileceği uyarısında yer verdi.

Dış politika yazarı, konuya ilişkin değerlendirmesinde, "Cazibesinden yoksun bir süper güç, nihayetinde dünya lideri olmak bir yana, yalnızca nefret edilen hegemonik bir devlete dönüşür" ifadesini kullandı.

Hiroyuki, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin "Amerika'yı yeniden harika yapmak" konusunda kararlı olması durumunda, ülkeyi sadece güçlü kılmakla yetinmemesi, aynı zamanda dünyanın geri kalanı tarafından sevilen ve saygı duyulan bir yapıya kavuşturması gerektiğini vurguladı.

ABD'nin son dönemde küresel düzeydeki güvenilirliğini önemli ölçüde yitirdiğini ifade eden Hiroyuki, buna rağmen ülkenin bir süper güç olarak henüz genç sayıldığını, bu nedenle diğer ülkelerin nezdindeki algısını düzeltmek için hala vakti olduğunu kaydetti.

Hiroyuki, küresel liderlik bağlamında ABD'nin geleceğine dair üç olası senaryoyu şu şekilde sıraladı:

İlk senaryoya göre ABD; uluslararası toplumun kendisine yönelik güven seviyesi düşük kalsa dahi küresel ekonomide, askeri güçte ve teknolojideki hakim konumunu koruyacak.

Diğer ülkeler ise ticaret, ulusal güvenlik ve doların rezerv para birimi statüsü gibi kritik alanlarda Washington'a bağımlı kalmaya devam edecek.

İkinci senaryoda Washington; ekonomik, askeri ve teknolojik üstünlüğünü elinde tutarken, orta vadede iç siyasi durumun istikrara kavuşması ve uluslararası işbirliğini sürdürme çabalarının yeniden canlanmasıyla yumuşak güç alanındaki liderliğini de aşamalı olarak telafi edecek.

Üçüncü senaryoda ise ABD; hem yumuşak hem de sert güç potansiyelini kaybederek liderliği Çin'e kaptıracak ve süper güç olma niteliğini tamamen yitirecek.

Japon gazeteci, Washington'ın teknolojik üstünlüğünü korumasına rağmen yapay zeka geliştirme alanında Pekin'den çekinmesi gerektiğine işaret etti.

Çin menşeili yapay zeka ürünlerinin Amerikan modellerini hızla yakaladığını belirten Hiroyuki, iki güç arasındaki bu mücadelenin sonucunu yapay zekanın kendi kapasitesinden ziyade; sanayiye, orduya ve devlet yönetimine ne kadar etkin entegre edileceğinin ve bunun toplumsal ilerlemeye nasıl dönüştürüleceğinin belirleyeceğini kaydetti.

Hiroyuki, "Bir başka deyişle bu süreç; yapay zekanın beraberinde getireceği işsizlik, gelir adaletsizliği ve derinleşen toplumsal kutuplaşma gibi riskleri azaltma ve onun potansiyelini pratik olarak kullanabilme kabiliyetinin yarışı olacak" değerlendirmesini paylaştı.

Yazar, ABD hükümetinin ve şirketlerinin yapay zekayı toplumsal hayata entegre ederken kişisel hak ve özgürlüklere zarar vermemeye özen göstermesi ve yöneticilerin hesap verebilirliğini koruması gerektiğini vurguladı.

Hiroyuki, "Eğer ABD hükümeti, iş dünyası ve ordusu yapay zekayı kötüye kullanır ve bunun sonucunda demokratik değerler kaybolursa, ülke diğer Batılı devletler için kötü bir örnek teşkil eder. Bu durum, ülkenin dünyadaki liderliğini daha da zayıflatır" görüşünü dile getirdi.

Konunun küresel güvenlik boyutuna değinen Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Aleksandr Alimov da Birleşmiş Milletler'in yapay zeka yönetimine ilişkin düzenlediği ilk Küresel Diyalog toplantısında açıklama yaptı.

Alimov, dünyadaki temel yapay zeka kapasitesinin ABD ve Çin gibi iki ülkede yoğunlaşmasının endişe verici olduğunu, bu koşullar altında tam anlamıyla küresel bir işbirliğinden bahsetmenin zorlaştığını ifade etti.

Diğer taraftan, Hong Kong Çin Üniversitesi Kamu Politikası Okulu Dekanı Ceng Yonyan, ABD'nin gerileme döneminde olmasına rağmen hala küresel hegemon konumunu koruduğunu belirtti. Yonyan, bu nedenle ABD'nin gücünü hafife almanın ölümcül bir hataya yol açabileceğini savundu.

ABD'nin gerilemesi ile küresel hegemon olarak yerinin doldurulması arasında büyük bir fark olduğunu belirten akademisyen, Washington'ın bu rolde geride bırakılabileceği yönündeki fikirlerin şimdilik tamamen teorik düzeyde kaldığını ifade etti.

Çinli akademisyen, bu durumun doların hakimiyeti, askeri üstünlük ve yeni teknolojilerdeki avantajlardan kaynaklandığını sözlerine ekledi.



Makaleler

Güncel