'Sarı hat'ta çifte kuşatma: İsrail ateşi ve susuzluk

img
'Sarı hat'ta çifte kuşatma: İsrail ateşi ve susuzluk YDH

Gazze'deki sözde "sarı hat" yakınında yaşayan binlerce Filistinli, İsrail saldırılarının yanı sıra susuzluk, sağlık hizmeti eksikliği ve insani yardımlardan mahrumiyetle mücadele ediyor.




YDH- Gazze merkezli Felesteen News, insani yardım ve su tankerlerinin Gazze kentindeki kalabalık yerinden edilme merkezlerinde yoğunlaşmasına karşın, sözde "sarı hat" yakınındaki yerleşimlerin insani yardım çalışmalarının öncelikleri dışında kalmış gibi göründüğünü bildirdi.

Habere göre, bu bölgelerde yaşayan Filistinliler yalnızca İsrail'in bombardımanı ve sürekli açılan ateşle karşı karşıya kalmıyor, aynı zamanda içme suyu, sağlık hizmetleri ve gıdaya ulaşmak için de mücadele ediyor.

Gazze Şeridi'nin kuzeyinden güneyine uzanan bu bölgelerde binlerce aile, kısmen yıkılmış evlerde veya dayanıksız çadırlarda yaşamını sürdürürken, en temel hizmetlere erişim dahi her gün tehlikelerle dolu bir yolculuğa dönüşüyor.

İçme suyu için saatlerce bekliyorlar

Gazze kentinin doğusundaki Şucaiye Mahallesi'nin batı ucunda onlarca Filistinli, gelip gelmeyeceği belli olmayan bir su tankerini her gün saatlerce bekliyor.

Bölge sakinleri için temiz içme suyu artık temel bir hak olmaktan çıkarak yüzlerce ailenin ulaşmak için mücadele ettiği kıt bir kaynağa dönüşmüş durumda.

Muhammed el-Ararir, Felesteen News'e yaptığı açıklamada, bölgeye yalnızca bir tanker temiz içme suyu ulaştığını ve bunun halkın ihtiyaçlarını karşılamaya yetmediğini söyledi.

El-Ararir, bu nedenle birçok kişinin saatlerce beklemek zorunda kaldığını veya yeterli miktarda su alamadan evlerine döndüğünü belirtti.

Ancak su krizi, bölgedeki daha geniş çaplı insani sıkıntıların yalnızca bir bölümünü oluşturuyor. El-Ararir, bölgede hiçbir sağlık hizmetinin bulunmadığını ifade etti.

İsrail bombardımanında aralarında çocukların da bulunduğu bazı Filistinlilerin yaralandığı bir saldırıyı hatırlatan el-Ararir, yaralıların hızla Şifa Tıp Kompleksi ile el-Ehli el-Arabi Hastanesi’ne taşınmak zorunda kaldığını söyledi.

Bölgedeki eğitim koşullarının da farklı olmadığı belirtildi. Çocuklar, çadırların içinde kurulan bir eğitim noktasına ulaşmak için her gün enkazların arasından ve bombardıman ile ateş açılma tehlikesi bulunan açık alanlardan geçerek uzun mesafeler kat ediyor.

Gazze'nin yüzde 70'i ateş altında kontrol ediliyor

Benzer manzaranın, İsrail ordusunun ateş gücüyle kontrol altında tuttuğu ve toplam 365 kilometrekarelik Gazze Şeridi'nin yaklaşık yüzde 70'ini kapsayan sözde "sarı hat" boyunca tekrarlandığı bildirildi.

Felesteen News, bölgede onlarca aile yaşamasına rağmen halkın ciddi su ve sağlık hizmeti eksikliğiyle karşı karşıya olduğunu kaydetti.

Çocukların ve gençlerin içme suyu getirmek için uzun mesafeleri yürüyerek katettiği, hasta ve yaralıların ise en yakın sağlık merkezine ulaşabilmek için yine uzun mesafeler yürümek zorunda kaldığı belirtildi.

Bazı yardım kuruluşlarının güvenlik risklerini gerekçe göstererek bölgeye gitmemesi eleştirilirken, insani yardımların Gazze kentinin batısındaki bölgelerde yoğunlaştığı ve burada aşevleri faaliyet gösterirken, sınır bölgelerindeki halkın artan ihtiyaçlarına rağmen benzer hizmetlerden mahrum bırakıldığı bildirildi.

Bazı yerinden edilmiş kişilerin savaşın başlangıcından bu yana su kuyularına bağımlı olduğu belirtilen haberde, suyun yetersizliği nedeniyle bölge sakinlerinin kuyulardan su pompalamak için gerekli elektrik jeneratörlerinin işletme masraflarını kendilerinin karşıladığı belirtildi.

İçme suyunun ise bölgenin içine kadar ulaşmadığına dikkat çeken Felesteen News, İsrail saldırılarının hedefi olma korkusuyla bölgeye girmeyen su tankerlerine ulaşabilmek için halkın yüzlerce metre yürümek zorunda kaldığını aktardı.

Geceleri bölge karanlığa gömülüyor

Felesteen News, elektrik bulunmamasının günlük hayatı daha da zorlaştırdığını belirterek, bölge sakinlerinin cep telefonlarını şarj edebilmek için uzun mesafeler katettiğini ve geceleri bölgenin tamamen karanlığa gömüldüğünü söyledi.

İnsani yardım alanında çalışan aktivistler ise "sarı hat" yakınındaki bölgelere yönelik insani müdahalelerin sınırlı kalmasının çeşitli nedenleri bulunduğunu belirtti.

Bunların başında güvenlik kaygılarının geldiğini ifade eden aktivistler, yardım kuruluşlarının personel ve gönüllülerinin güvenliğini öncelikli tuttuğunu, bu nedenle birçok kuruluşun yüksek risk taşıyan bölgelerde faaliyet yürütmekten kaçındığını kaydetti.

Haberde ayrıca, "sarı hat" yakınındaki yerinden edilme bölgelerinde yardım projelerinin uygulanmasının daha yüksek lojistik maliyetler gerektirdiği belirtildi.

Özellikle su dağıtım projelerinin maliyetlerinin erişim güçlüğü nedeniyle arttığı, bazı nakliye şirketlerinin ise sınır bölgelerine yakın yerlerde ancak ek ücret karşılığında çalışmayı kabul ettiği bildirildi.



Makaleler

Güncel