ABD Federal Yargıcı Kathleen Williams, Başkan Donald Trump ile ABD Gelir İdaresi (IRS) arasındaki uzlaşma anlaşmasını geçersiz kıldı.
YDH - ABD Federal Yargıcı Kathleen Williams, Başkan Donald Trump ile ABD Gelir İdaresi (IRS) arasında varılan uzlaşma anlaşmasını geçersiz kıldı.
Pazartesi günü açıklanan kararda Williams, 1,776 milyar dolarlık "devlet mağdurları" fonunun kurulmasına zemin hazırlayan davanın danışıklı dövüş olduğunu, çünkü davacı ve davalı tarafların hiçbir zaman gerçek anlamda karşı karşıya gelmediğini bildirdi.
Yargıç Williams’ın bu kararı, davanın müdahilleri tarafından yapılan ve söz konusu fonun oluşturulmasına yönelik uzlaşmanın davaya gölge düşürdüğünü savunan yeniden yargılama başvurusu üzerine geldi.
Kendi vergi beyannamelerinin sızdırıldığı gerekçesiyle ocak ayında kendi yönetimine dava açan Trump, mayıs ayı sonunda IRS ile anlaşmaya varmıştı.
Bu anlaşma uyarınca, devlet tarafından haksızlığa uğratıldığını iddia eden kişilere ödeme yapmak amacıyla "mağdur fonunun" oluşturulması kararlaştırılmıştı.
Davanın devamındaki bir diğer gelişmede, Adalet Bakanlığı Vekili Todd Blanche bir genelge imzalayarak hükümetin Trump’ın geçmiş vergi beyannameleriyle ilgili herhangi bir işlem yapmasını "tamamen ve sonsuza dek" engellemiş, bu korumayı Trump’ın şirketleri ile aile üyelerini kapsayacak şekilde genişletmişti.
Yargıç Williams, 56 sayfalık gerekçeli kararında şu ifadelere yer verdi:
"Özetle, mahkememizin önündeki olgular taraflar arasında hiçbir zaman bir uyuşmazlık yaşanmadığını, ortada gerçek bir dava veya ihtilaf olmadığını ve kimin kazanacağı konusunda hiçbir soru işareti bulunmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Mahkeme, davacıların bu davayı, davalılar üzerindeki kontrollerini kullanarak kamu kaynaklarına erişim ile vergi denetimlerinden ve diğer soruşturmalardan muafiyet gibi belirli kazanımları meşrulaştırmak için uygunsuz bir biçimde kullandıklarını tespit etmiştir."
Williams, Trump’ın IRS’e karşı açtığı 10 milyar dolarlık davanın, "hukuki veya fiili hiçbir geçerli temeli olmayan bir 'uzlaşmaya' yargısal meşruiyet kazandırmak gibi uygunsuz bir amaçla açıldığını" kaydetti.
Federal yargıç, yaptırımların gerekli olduğuna hükmederek Trump’ın avukatı Alejandro Brito’yu disiplin işlemleri için Florida barosuna sevk etti.
Bu karar, davanın mahkeme tarafından tam olarak incelenmesinden önce uzlaşma yoluna giderek Yargıç Williams'ı devre dışı bırakmaya çalışan Trump ve Adalet Bakanlığı için önemli bir hukuki engel teşkil ediyor. Williams daha önce taraflardan, bir davanın görülebilmesi için zorunlu olan "karşıtlık" ilişkisini ve ortada gerçek bir ihtilafın nasıl var olduğunu açıklamalarını talep etmişti.
Williams, Trump’ın bu davayı bir sivil vatandaşken zamanında açmış olması durumunda, konunun birkaç ay içinde çözüme kavuşabileceğine işaret etti. Gerekçeli kararda bu duruma ilişkin şu değerlendirme yer aldı:
"Ancak süreç böyle işlemedi. Başkan Trump, iddialarının peşine ancak yeniden Beyaz Saray koltuğuna oturduktan ve eski avukatı ile kurulması planlanan 'Devlet Mağdurları Fonu'nun potansiyel yararlanıcılarının eski avukatını Adalet Bakanlığında üst düzey görevlere atadıktan sonra düştü."
Williams’ın kararının söz konusu fonun faaliyetlerini ne ölçüde engelleyeceği henüz netlik kazanmadı. Adalet Bakanlığı fonun kurulmasına gerekçe olarak bu uzlaşmayı gösterse de bakanlığın dışarıdan bir dava olmaksızın da böyle bir fon oluşturma yetkisi bulunuyor.
Muhalif çevreler, fonun Trump’ın müttefiklerine ve 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılanlar dahil olmak üzere daha önce affettiği kişilere büyük miktarlarda ödemeler yapmak için kullanılmasından endişe ediyordu. Fonun Trump’ın kendi partisinden senatörler dahil olmak üzere geniş kesimlerden tepki çekmesi üzerine Blanche, Adalet Bakanlığının bu fonu hayata geçirmeyeceğini net bir dille ifade etmişti. Buna karşın, bakanlığın müttefiklere para aktarmak için hukuki uzlaşmalar için ayrılan mevcut bütçeyi ve mevcut mekanizmaları kullanabileceği yönündeki endişeler geçerliliğini koruyor.
Karar, Blanche’in adalet bakanlığı görevinin onaylanması için Senato karşısına çıkacağı oturumdan birkaç gün önce geldi.
Kararında sert ifadelere yer veren Williams, Trump’ın açtığı davanın, görevden alma yetkisine sahip olduğu kişilerden para tahsil etmeyi amaçladığını yazdı.
Williams, "Mahkeme, Başkan Trump’ın mevcut unvanı ile burada yaşananları birbirinden ayıran naif yaklaşımı kabul etmeyi reddetmektedir" derken, davacıların bu davayı "sıradan" olarak nitelendirmesini "en şaşırtıcı yanlış beyan" olarak tanımladı.
Williams, davanın Trump’ın eski bir iş insanı olarak övünmek isteyebileceği basit bir ticari işlem olmadığını belirterek, Trump’ın kitabına atıfta bulundu ve federal fonları ele geçirme çabasının "müzakere ettikleri anlaşma sanatındaki becerilerini anlatmakla aynı şey olmadığını" kaydetti.
Karşıtlık ilişkisinin taraflara sadece "davacı" ve "davalı" etiketleri yapıştırılarak elde edilemeyeceğini vurgulayan Williams, "Ancak daha yakından bir inceleme, yargılanabilir bir davanın veya uyuşmazlığın bulunmadığını ortaya koymaktadır; taraflar karşı karşıya değildir çünkü davanın kontrolü tek bir tarafın elindedir" ifadelerini kullandı.
Williams ayrıca, Adalet Bakanlığının Trump’ın vergi beyannamelerinin denetlenmesini engelleyen genelgesini de sert bir dille eleştirerek bunu "toptan bir dokunulmazlık tahsisi" olarak nitelendirdi. Böyle bir talebin kabul edilmesinin, Adalet Bakanlığı avukatlarının yasaları uygulama ve kamu çıkarını koruma görevleriyle tamamen bağdaşmaz olduğunu belirtti.
Söz konusu genelge, başkanın geçmiş vergi beyannamelerinin incelenmesini yasaklamanın yanı sıra herhangi bir devlet kurumunun Trump’a yönelik "soruşturma veya işlem" yapmasını da engelliyor.
Williams, milyonlarca dolarlık olası bir vergi muafiyetinin, başkanın maaşı dışında herhangi bir ödeme kabul etmesini yasaklayan ABD Anayasası'nın Yerel Kazançlar Maddesi'ni de ihlal edebileceğini kaydetti.
Yargıç kararına şu sözlerle son verdi:
"Yürütme organı aktörlerinin, hukuken tanımlanmamış şikayetler için kendilerine ve eski müvekkillerine özel olarak genel dokunulmazlıklar ve milyarlarca dolarlık vergi fonları verilmesi konusunda kendi aralarında anlaşıp anlaşamayacakları hususu bu mahkemeye hiçbir zaman bir uyuşmazlık konusu olarak sunulmadı. Buradaki soru, tarafların karşı karşıyaymış gibi davranarak ve bir mahkeme sürecinin meşruiyetini alet ederek bunu yapıp yapamayacaklarıdır. Bu sorunun cevabı kesin bir 'hayır'dır."