Erdoğan'dan Trump'a Suriye ve Lübnan için geniş kapsamlı plan

img
Erdoğan'dan Trump'a Suriye ve Lübnan için geniş kapsamlı plan YDH

Ankara ve Doha yönetimlerinin bölgede istikrarı sağlamak amacıyla geliştirdiği, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD Başkanı Donald Trump’a sunduğu ekonomik ve bölgesel işbirliği projesinin detayları ortaya çıktı.




YDH - İsrail ile yaşanan çatışmaların alışılagelmiş seyrinden farklı bir boyutta takip edilmesini gerektiren dikkat çekici bir gelişme yaşandı.

El-Ahbar gazetesinin haberine göre, son üç hafta içinde olgunlaşan Türkiye-Katar ortak yapımı bir fikir, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Ankara’da gerçekleştirdikleri son görüşmede ABD Başkanı Donald Trump’a bir girişim olarak sunuldu.

Konuya vakıf kaynaklardan edinilen bilgilere göre Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran’a yönelik savaş senaryoları ve askıda bekleyen bölgesel dosyalar konusunda İsrail’in ABD yönetimi üzerinde kurduğu baskının boyutunun farkında olarak, Washington’ın bölgede geniş kapsamlı bir ekonomik ve bölgesel projeye hamilik yapmasını önerdi.

Irak, Suriye ve Lübnan odaklı bu projenin temel amacının, büyük ölçekli ekonomik yatırımların önünü açacak siyasi ve güvenlik istikrarını sağlamak olduğu belirtildi.

Erdoğan’ın, projenin ana hatlarını daha önce Trump’a yakınlığıyla bilinen ABD’nin Suriye ve Lübnan Özel Temsilcisi ve aynı zamanda ABD'nin Ankara Büyükelçisi olan Tom Barrack ile görüştüğü aktarıldı.

Kaynaklar, Erdoğan’ın Trump ile yaptığı görüşmede son derece net bir dil kullandığını, İsrail’in Suriye ve Lübnan’da devam eden işgali ile bölgedeki saldırganlığının istikrarsızlığın temel kaynağı olduğunu vurguladığını belirtti.

Türk tarafının, İran müttefiki güçleri dizginlemeyi amaçlayan her türlü siyasi sürecin önünü açmak için İsrail’in Lübnan ve Suriye topraklarından hızla çekilmesinin şart olduğunu Trump’a aktardığı kaydedildi.

Colani: "İsrail çekilmeyi reddediyorsa neden anlaşma imzalayalım?"

Suriye'deki Heyet Tahrir Şam (HTŞ) rejiminin lideri Ebu Muhammed Colani'nin (şimdiki adıyla Ahmed Şaraa) benzer bir çerçevede Trump ile görüştüğü ve Suriye’nin istikrarının ancak devletin tüm toprakları üzerinde tam egemenliğini yeniden kurmasıyla mümkün olacağını ilettiği öğrenildi.

Colani'nin, Kürt dosyasının ardından geriye sadece güney bölgesi ile Süveyda dosyasının kaldığını, buralarda kesin sonuca ulaşılmasını engelleyen unsurun ise İsrail'in müdahaleleri olduğunu belirttiği ifade edildi.

Colani'nin, "İsrail hazırlanan hiçbir taslağa 'çekilme' kelimesinin girmesini kabul etmedi ve biz bunu gündeme getirdiğimizde müzakereleri durdurdu. Çekilmeyi reddeden bir tarafla neden anlaşma imzalayalım?" şeklindeki ifadeleri Trump’a aktardığı belirtildi.

Ayrıca kaynaklar, Trump’ın Lübnan’da Hizbullah’a karşı müdahil olunması yönündeki talebine Colani'nin, "İsrail işgali ve saldırıları sürerken Hizbullah’ın silahsızlandırılmasından bahsetmek gerçekçi değil. Bunu güç kullanarak dayatmaya çalışmak bölgeyi ancak İsrail’in arzuladığı bir kaos sarmalına sürükler" yanıtını verdiğini aktardı.

"Süreç yıl sonuna kadar tamamlanmalı"

Kaynaklara göre Trump öneriyi makul bulmuş olabileceğini belirtmekle birlikte, İsrail liderliğini buna ikna etmekte büyük zorluklar yaşadığını dile getirdi ve uygulamanın ancak İsrail’deki genel seçimlerin ardından mümkün olabileceğini ima etti.

Buna karşılık Erdoğan’ın, Benyamin Netanyahu hükümetinin savaşı bitirmeyi değil, tam aksine yaymayı hedeflediği inancından hareketle, bu sürecin İsrail’deki seçim takvimine bağlanmadan bu yılın sonundan önce tamamlanması gerektiği konusunda ısrarcı olduğu kaydedildi.

Bu bilgiler, ABD merkezli haber sitesi Axios’un Amerikalı yetkililere dayandırdığı haberle de örtüştü. Habere göre Trump, birkaç gün önce gerçekleştirdiği telefon görüşmesinde Netanyahu ile Suriye ve Lübnan dosyalarını ele aldı.

Trump’ın Netanyahu’ya, İsrail askeri varlığının Suriye topraklarında kalmasının gerilimi tırmandırdığını ve yeni bir çatışmaya yol açabileceğini söyleyerek güçlerini buralardan çekmesini istediği belirtildi.

Buna karşılık Netanyahu’nun ofisi, Başbakan’ın Trump’a "İsrail sınırları boyunca güvenlik bölgelerine ihtiyaç duyulduğunu" ilettiğini açıkladı.

Görüşmenin, ABD Başkanı’nın Ankara ziyaretinin hemen ardından gerçekleştiği ve Trump’ın Netanyahu’ya, Suriye ile İsrail arasında bir mutabakata varılamamasının temel nedeninin Tel Aviv’in çekilme niyetine dair hiçbir esneklik göstermemesi olduğunu söylediği belirtildi.

Trump ayrıca Colani'nin görüşmede işgal altındaki Golan Tepeleri konusunu açmadığını ifade etti.

Roma müzakerelerinde "deneme bölgesi" anlaşmazlığı

Bu gelişmeler yaşanırken Lübnan hükümetini temsil eden heyet, Lübnan-İsrail müzakerelerinin altıncı turuna katılmak üzere Roma’ya gitti.

ABD Büyükelçiliği konutunda yapılması planlanan toplantılar, İsrail heyeti ile ABD heyetinin bir kısmının gecikmesi nedeniyle bir saatten fazla rötarlı başladı.

Görüşmeler başladığında, iki taraf arasındaki yükümlülüklerin sırası konusunda derin görüş ayrılıkları hemen su yüzüne çıktı.

Lübnan resmi kaynakları, Lübnan heyetinin çerçeve anlaşmasının İsrail’in çekilmesiyle başlayacak net bir uygulama mekanizmasına dönüştürülmesinde ısrar ettiğini açıkladı.

Lübnan tarafı, ilk deneme bölgesinin işgal altındaki topraklardan seçilmesini, buralardan çekilmenin anlaşmanın ilk pratik testi olmasını önerdi. Lübnan’ın önerisine göre, bu çekilmenin kesinleşmesinin ardından Lübnan ordusunun bölgeye konuşlandırılması, doğrulama mekanizmaları ve diğer güvenlik düzenlemelerini içeren sonraki aşamalara geçilecekti.

Lübnan, çekilme sürecinin denetlenmesi için ABD’nin net bir mekanizma kurmasını talep ederken, İsrail ise çekilmeyi bağımsız bir adım olmaktan çıkarıp Lübnan ordusunun güneye yerleşmesi ve buradaki silahların kontrolü gibi güvenlik ve siyasi şartlara bağlamaya çalıştı.

Bu durum iki taraf arasındaki uçurumu daha da derinleştirdi.

İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar ise hükümetinin "iki bölgeli model" planını uygulamaya devam edeceğini belirterek Roma görüşmelerini bir "iyi niyet göstergesi" olarak nitelendirdi.

İsrail’in bu yaklaşımı, askeri çekilmeyi bağımsız bir yükümlülük olarak değil, kontrolü altında tuttuğu bölgeleri boşaltmadan önce güvenlik ve siyasi tavizler koparmak için bir koz olarak kullanmak istediğini gösteriyor.

Özellikle Litani Nehri'nin kuzeyindeki Ali el-Tahir Tepesi gibi stratejik noktalar üzerindeki anlaşmazlık bu durumu açıkça ortaya koyuyor.

İsrail bu noktaları direnişin askeri altyapısının bir parçası olarak değerlendiriyor ve çekilme öncesinde güvenlik düzenlemelerine dahil edilmesini şart koşuyor.

Lübnan ise bu talebi, müzakerelerin özünü işgali sonlandırmaktan çıkarıp silahların kontrolü gibi iç siyasi meselelere kaydırma çabası olarak görüyor ve askeri baskı altında bu şartların kabul edilemeyeceğini vurguluyor.

Bu denklemin ortasında Lübnan ordusu oldukça karmaşık bir görevle karşı karşıya kalıyor.

İsrail’in çekileceği bölgelere konuşlanması planlanan ordu, bu görevi yerine getirebilmek için öncelikle İsrail saldırılarının durdurulmasını ve gerekli siyasi güvencelerin sağlanmasını bekliyor.



Makaleler

Güncel