2000'de "stratejik başarısızlık" olarak görülen Güney Lübnan işgalinin ardından yeniden bölgeye yerleşen İsrail'in, geçmişteki uzun süreli işgalin yarattığı çıkmazı tekrarlayabileceği yönündeki uyarılar İsrail içinde yeniden gündeme geliyor.
YDH- Associated Press (AP), İsrail'in 24 Mayıs 2000'de Güney Lübnan'daki 18 yıllık işgalini sona erdirerek son tanklarını Lübnan'dan çekmesini hatırlatarak, bugün yeniden Güney Lübnan'ın geniş bir bölümünü işgal eden İsrail'in geçmişte "stratejik başarısızlık" olarak görülen aynı çıkmaza sürüklenebileceği yönündeki uyarıların yeniden gündeme geldiğini bildirdi.
AP'ye göre, çekilme kararını veren dönemin Başbakanı Ehud Barak, İsrail askerlerinin ülkeye dönüşünü "tüylerini diken diken eden" bir an olarak nitelendirmişti.
Haberde, o tarihe gelindiğinde başlangıçta “Filistinli silahlı grupları bölgeden çıkarmayı” amaçlayan işgalin, birçok İsrailli tarafından ABD'nin Vietnam'daki askeri çıkmazına benzer "stratejik bir başarısızlık" olarak görülmeye başlandığı belirtildi.
"Aynı tuzağa düşüyoruz"
Aradan geçen 26 yılın ardından İsrail yeniden Güney Lübnan'ın geniş bir bölümünü işgal ediyor. Haber göre, kamuoyu yoklamaları İsraillilerin çoğunluğunun uzun süreli askeri varlığı desteklediğini gösterse de son işgal döneminin sonuçlarını hatırlayan eski Başbakan Ehud Barak gibi isimler, İsrail'in “aynı hataları tekrarladığını” savunuyor.
Barak, İsrail ordusunda general olduğu 1985 yılında, ülkenin aktif çatışmalardan uzun süreli askeri konuşlanmaya geçtiği dönemde işgalin yanlış bir yöne evrildiğini düşündüğünü belirterek, "Varlığımız kendi başına amaç haline gelecek." dedi.
Barak, dönemin komutanlarını, "Kalelerimizi, ikmal konvoylarımızı, lojistiğimizi ve devriyelerimizi koruyacağız. Ama İsrail'in güvenliğine ya da devlete hizmet etmeyeceğiz." sözleriyle uyardığını aktarırken, "1985'te bunun hiçbir mantığı yoktu. 2000'de çekildiğimizde de yoktu." ifadelerini kullandı.
600 kilometrekareden fazla alan işgal altında
AP'nin aktardığına göre İsrail, mart ayında yeniden Lübnan'a askeri saldırı başlattı ve bugün 600 kilometrekareden fazla alanı işgal etmiş durumda.
Geçen ay İsrail ile Lübnan hükümeti arasında, Güney Lübnan'daki en az iki bölgenin “Hizbullah'ın silah ve altyapısından arındırılarak güvenliğin Lübnan ordusuna devredilmesini” öngören bir çerçeve anlaşması imzalandı.
İsrail'in bu bölgelerden “yeniden konuşlanacağı veya çekileceği” belirtilirken, Hizbullah anlaşmanın tarafı olmadığını açıklayarak karşı çıkacağını duyurdu.
İsrailli yetkililer ise Hizbullah silahlarını bırakmadığı sürece askerlerin daha geniş bir "güvenlik bölgesi" içinde kalacağını dile getiriyor.
AP, İsrail'in 7 Ekim 2023 sonrasında Gazze ve Suriye'de de benzer "güvenlik bölgeleri" oluşturduğunu ve bunların “gelecekteki saldırıları önlemek için gerekli olduğunu” savunduğunu aktardı.
İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz da, "Lübnan'a girmek için kimseden izin almadık, orada kalmak için de kimsenin iznine ihtiyacımız yok." diyerek bunun İsrail'in kuzey yerleşimlerini korumak açısından "hak ve görev" olduğunu iddia etti.
"Çekilme en doğru kararımdı"
İsrail Genelkurmay Başkanlığı görevinden sonra başbakan olan Barak, 2000 yılındaki çekilmeyi siyasi kariyerinin “en önemli başarılarından biri” olarak gördüğünü söyledi.
1980'li yılların başında Lübnan'da görev yapan İsrail askerlerini ziyaret ettiğini anlatan Barak, askerlerin kendisine, "Hizbullah tehdidini ortadan kaldırıyoruz ki çocuklarımız burada görev yapmak zorunda kalmasın." dediklerini aktardı.
Ancak yaklaşık yirmi yıl sonra çekilme emrini verdiğinde, aynı askerlerin çocuklarının da Lübnan'da görev yaptığını gördüğünü belirtti.
Barak, geçmişte oluşturulan "güvenlik bölgesinin" İsrail'e güvenlik sağlamadığını, bugün oluşturulan yeni bölgenin de aynı sonucu vermesinin beklenmediğini ifade etti.
Hizbullah'ın 1990'larda kullandığı basit Katyuşa roketlerinin bile bu hattı aşarak kuzey İsrail'i vurabildiğini hatırlatan Barak, "Hizbullah'ı tamamen yok etmek için Lübnan'ın tamamını işgal etmek gerekir." dedi ve bunun İsrail açısından uygulanabilir olmadığını söyledi.
Eski başbakana göre, İsrail'in Güney Lübnan'daki varlığı ve köylerde meydana gelen geniş çaplı yıkım da Hizbullah'a yönelik toplumsal desteği artırma riski taşıyor.
Uzayan işgal Hizbullah'ı doğurdu
AP, Hizbullah'ın 1982'de İsrail işgaline tepki olarak kurulduğunu ve yıllar boyunca şehadet operasyonları, suikastlar, yol kenarı bombaları ve pusularla İsrail'e karşı gerilla savaşı yürüttüğünü hatırlattı.
Haberde, İsrail'in o dönemde Güney Lübnan Ordusu adıyla bilinen ve ağırlıklı olarak Hristiyanlardan oluşan yerel bir işbirlikçi gücü desteklediği, 2000 yılındaki çekilmenin ardından bu güçten binlerce kişinin aileleriyle birlikte işgal altındaki Filistin topraklarına kaçtığı belirtildi.
Bugün ise İsrail'in yerel bir müttefik güç yerine hava saldırıları ile tepelerde kurduğu gözetleme noktalarına dayandığı, Hizbullah'ın ise geçmişteki gerilla taktiklerinden yüksek hassasiyetli füzelere ve savunulması zor fiber optik kontrollü insansız hava araçlarına yöneldiği ifade edildi.
Diplomasi seçeneği
İsrail Ulusal Güvenlik Konseyi eski Başkan Yardımcısı Orna Mizrahi ise AP'ye yaptığı değerlendirmede, 2000 yılından farklı olarak bugün Lübnan ile “diplomatik çözüm” ihtimalinin bulunduğunu iddia etti.
Mizrahi, Cumhurbaşkanı Jozef Aun'un Hizbullah'ı kamuoyu önünde eleştirdiğini ve İsrail ile kalıcı ateşkesi müzakere etmeye hazır olduğunu açıklamasını “önemli bir fırsat” olarak değerlendirdi.
İsrail'in Hizbullah'ı tamamen ortadan kaldıramayacağını belirten Mizrahi, örgütün son savaşlarla zayıfladığını, İran'ın da ABD saldırıları ve Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmeler nedeniyle başka cephelerle meşgul olduğunu ileri sürdü
Mizrahi, bu durumun Lübnan devleti ve ordusunun güçlendirilmesi için “fırsat” oluşturduğunu, “İsrail'in uluslararası aktörlerle birlikte Lübnan hükümetini destekleyerek Hizbullah'a karşı yeni bir güç dengesi oluşturabileceğini” savundu.
2000'de kamuoyu çekilmeyi zorladı
AP, 2000 yılına gelindiğinde Güney Lübnan işgalinin, saldırılarda ölen 1200'den fazla İsrail askeri nedeniyle İsrail kamuoyunda büyük ölçüde destek kaybettiğini belirtti.
1997 yılında Lübnan'da görev yapan askerlerin anneleri tarafından kurulan "Dört Anne" hareketi, çekilme talebiyle yürüttüğü kampanyalar nedeniyle İsrail'in 2000 yılındaki geri çekilmesinde etkili faktörlerden biri olarak gösteriliyor.
Hareketin kurucularından 84 yaşındaki Brurya Sharon, o dönemde hükümet ve ordunun işgali "alışkanlıkla" sürdürdüğünü ve bunun gerçekten güvenlik sağlayıp sağlamadığını sorgulamadığını düşündüğünü söyledi.
Ancak Sharon, 7 Ekim sonrasında “İsrail toplumundaki derin kutuplaşma” nedeniyle bugün benzer çapta bir kamuoyu hareketinin oluşmasını mümkün görmediğini belirtti.
Habere göre, “İsrail Demokrasi Enstitüsü”nün son anketi, İsraillilerin “yüzde 70'ten” fazlasının Güney Lübnan'da kalıcı bir İsrail güvenlik işgalini desteklediğini ortaya koyuyor.
Sharon ise bugünkü tabloyu, "Bir umut ışığı bile göremiyorum." sözleriyle değerlendirdi.