İsrail'de parlamentonun feshedilmesinin ardından 27 Ekim'de yapılacak seçimler için hazırlıklar başlarken, 40 yıl sonra ilk kez bir kabine ve meclis erken seçime gitmeden dört yıllık görev süresini tamamladı.
YDH - İsrail parlamentosu Knesset'in 17 Temmuz'da feshedilmesiyle ülkede 27 Ekim'de gerçekleştirilecek genel seçimler için hazırlık süreci resmen başladı.
Son 40 yıldır ilk kez Knesset, erken seçime gitmeden dört yıllık yasal görev süresini kesintisiz tamamlamış oldu.
Benzer bir durum ülkede en son 1988 yılında yaşanmıştı. Naftali Bennett ve Yair Lapid koalisyonunun çöküşünün ardından 29 Aralık 2022'de kurulan Benyamin Netanyahu hükümeti de yarım asır sonra görev süresinin tamamını dolduran ilk kabine olarak tarihe geçecek.
İsrail'de seçim sistemi nasıl işliyor?
İsrail'de tek kamaralı parlamento olan Knesset'in 120 milletvekili, nispi temsil sistemi ve kapalı parti listeleriyle seçiliyor. Ülkede dar bölge veya tek isimli seçim bölgesi uygulaması bulunmuyor.
Bir partinin parlamentoya girebilmesi için yüzde 3,25'lik barajı aşması gerekiyor; bu da barajı geçen her partinin en az dört sandalye kazanması anlamına geliyor.
Hükümet kurabilmek için parlamentoda 61 sandalyelik mutlak çoğunluğun sağlanması şartı aranıyor. Modern İsrail tarihinde hiçbir parti tek başına bu sayıya ulaşamadığı için, seçimlerin ardından cumhurbaşkanı hükümeti kurma görevini koalisyon kurma şansı en yüksek olan parti liderine veriyor.
Bu liderin önünde 28 günlük bir süre bulunuyor ve bu süreye 14 gün daha eklenebiliyor. İlk girişimin başarısız olması halinde, hükümet kurma yetkisi başka bir siyasetçiye devrediliyor ve bu kişiye uzatma hakkı olmaksızın 28 günlük süre tanınıyor.
İkinci denemede de sonuç alınamazsa, 61 milletvekilinin imzasıyla cumhurbaşkanından üçüncü bir adaya 14 günlük süreyle görev verilmesi talep edilebiliyor.
Tüm bu aşamalardan sonuç alınamaması durumunda ise seçimler yenileniyor. İsrail'de 2019 ile 2022 yılları arasındaki kısa dönemde beş kez sandığa gidilmesine bu yasal prosedür yol açmıştı.
Yaklaşan seçimlerin yasal sınırın en uç noktasındaki tarihte yapılacak olması, 7 Ekim'deki Aksa Tufanı operasyonunun üçüncü yıldönümüne denk gelmesinden kaynaklanıyor.
Yetkililer, yas etkinliklerinin düzenlendiği bir dönemde seçim kampanyası ve oylama yapılmasını uygun bulmadı.
Ayrıca bu durumun iktidar koalisyonu üzerinde olumsuz bir hava yaratabileceği değerlendirildi. Mağdurlar ve hayatını kaybedenlerin aileleri tarafından kurulan bağımsız bir komisyon, 2024 yılının sonlarında yayımladığı raporda ülkeyi savunmasız bırakan bir dizi ihmalden ötürü Netanyahu'yu ve askeri liderliği sorumlu tutmuştu.
Ordu tarafından yapılan ve 2025'in başlarında kamuoyuna açıklanan iç soruşturmada da askeri istihbaratın Filistin direnişinin kapasitesini hafife aldığı kabul edilmişti.
Netanyahu ise yaşananlara dair kişisel bir sorumluluk üstlenmedi. Şubat 2026'nın başlarında devlet kontrolörünün 7 Ekim Aksa Tufanı operasyonuna ilişkin sorularına yanıt niteliğinde 55 sayfalık bir belge yayımladı.
The Times of Israel gazetesinin aktardığına göre bu belgelerde, başbakanı olumlu gösteren ve sorumluluğu güvenlik bürokrasisinin üzerine yıkan hükümet toplantısı tutanakları seçilerek paylaşıldı.
Netanyahu ayrıca, üyeleri en büyük partilerin temsilcilerinden oluşacak kendi 7 Ekim soruşturma komitesinin kurulmasında ısrar etti ve buna ilişkin yasa tasarısı 7 Temmuz'da ilk okumada kabul edildi.
Süreç içerisinde Gazze Şeridi'nin yanı sıra İran ve Hizbullah ile de savaş yürüten İsrail'de, her iki cephedeki çatışmalar da ABD'nin diplomatik çabaları sayesinde donduruldu.
Washington ile Tahran arasında varılan ateşkes anlaşması, İsrail siyasetinde, Netanyahu'nun koalisyon ortakları arasında ve kamuoyunda ciddi bir rahatsızlık yarattı.
Birçok çevre bu anlaşmayı İsrail çıkarlarına ihanet olarak nitelendirirken, muhalifler başbakanı öngörüsüzlükle ve müzakere sürecindeki etkisini kaybetmekle suçladı.
Öte yandan, ABD ile İran arasında askeri çatışmaların yeniden başlamasının İsrail'i de içine çekeceği öngörülüyor.
The New York Times gazetesine göre, nisan ayındaki ateşkesten bu yana ülkede sıkça dile getirilen "başlanan işi bitirme" çağrıları nedeniyle, İsrail kamuoyu bu senaryoyu Tahran ile yapılacak yeni bir diplomatik anlaşmaya tercih ediyor.
Netanyahu'nun karşı karşıya olduğu riskler
Önümüzdeki seçimler, Netanyahu'nun Likud Partisi'nin başında gireceği 12'nci kampanya olacak.
İlk kez 1996 yılında 46 yaşındayken başbakan olan Netanyahu, 1999'da koltuğunu Ehud Barak'a devrederek parti liderliğinden ayrılmış ve bir süre siyasetten uzak kalmıştı.
2002'de Dışişleri Bakanı olarak dönen, ardından Maliye Bakanlığı yapan siyasetçi, 2009'da yeniden başbakanlık koltuğuna oturarak 2021 yılına kadar kesintisiz görev yaptı.
2021 seçimlerinde çoğunluğu sağlayamayınca Bennett'in o dönemki partisi Ha-Yamin ha-Hadaş ile Lapid'in liderliğindeki Yeş Atid'in kurduğu geniş koalisyona iktidarı devretti. Ancak 2022 sonunda ülkenin en sağcı ittifakını kurarak başbakanlığa geri döndü.
Bu seçimlerde Netanyahu için riskler sadece siyasi kariyerinin devamıyla sınırlı değil. Görevdeyken yargılanan ilk İsrail Başbakanı olan siyasetçi; rüşvet, dolandırıcılık ve görevi kötüye kullanma suçlamalarıyla karşı karşıya.
Başbakanlık görevini kaybetmesi durumunda, olası bir mahkûmiyet kararında cumhurbaşkanlığı affından yararlanma şansını da yitirebilir.
İsrail Demokrasi Enstitüsü (IDI) uzmanlarına göre, bu kampanyanın merkezinde yolsuzluk davasından ziyade 7 Ekim saldırısındaki kişisel sorumluluk tartışmaları yer alacak.
Uzmanlar seçmenleri meşgul eden diğer üç konuyu ise şu şekilde sıralıyor: Siyasi sistemin 7 Ekim sonrasındaki derslere göre nasıl değişmesi gerektiği, Arap kökenli siyasetçilerin yönetimde yer alıp almaması ve yeşiva (Yahudi dini okulları) öğrencilerinin askeri muafiyet durumunun devam edip etmeyeceği.
Knesset feshedilmeden hemen önce Netanyahu koalisyonu, askere gitmekten kaçınan yeşiva öğrencilerinin tutuklanmasını geçici olarak askıya alan bir yasa tasarısını kabul ettirmişti.
Başbakan bu adımla dindar seçmenlerin desteğini konsolide etmeyi hedeflerken, karar seküler çoğunluk, yedek askerler ve ordu komutası arasında tepkiyle karşılandı.
İsrail ordusu Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir, bu kararın silahlı kuvvetlerin ihtiyaçlarıyla çeliştiğini açıkladı.
The Times of Israel'in verilerine göre, 18-24 yaş aralığındaki yaklaşık 72 bin ultraortodoks Yahudi askerliğe elverişli durumdayken, ordunun yaklaşık 12 bin yeni askere ihtiyacı bulunuyor.
Muhalefet ne durumda?
Netanyahu koalisyonunun karşısındaki en büyük rakip olarak, 2015-2019 yılları arasında genelkurmay başkanlığı yapan ve şu an Yeş Atid Partisi'nin lideri olan Gadi Eisenkot öne çıkıyor.
Daha önce Netanyahu'nun savaş kabinesinde yer alan ancak hükümeti Gazze'deki askeri operasyonları tamamen başarısız yönetmekle suçlayarak Haziran 2024'te istifa eden Eisenkot'un oğlu, Aralık 2023'te çatışmaların başında hayatını kaybetmişti.
Kamuoyu yoklamaları Eisenkot'un popülaritesinin arttığını gösteriyor. Kanal 13'ün son anketine göre Eisenkot'un partisi 21 sandalye kazanarak 22 sandalyeli Likud ile başa baş bir noktaya gelebilir.
Eisenkot liderliğindeki bir muhalefet bloku ise hükümet kurmak için gereken 61 sandalyeye ulaşabiliyor.
Ancak Time dergisinin analizine göre Bennett, Lapid ve Eisenkot ortaklığı kesin bir başarı vadetmiyor; zira hem Bennett hem de Eisenkot başbakanlık koltuğunda hak iddia ediyor.
Muhalefetin liderlik konusunda uzlaşamaması, Netanyahu'nun iktidarda kalması için en önemli fırsat olarak görülüyor.
Netanyahu bu bölünmeden yararlanarak Kahol Lavan lideri Benny Gantz ile ortaklık kurup koltuğunu korumayı deneyebilir.
Netanyahu uluslararası alanda da Washington'ın desteğine güveniyor. 11 Temmuz'da hayatını kaybeden Senatör Lindsey Graham'ın cenazesi için bu hafta ABD'ye gidecek olan Netanyahu'nun Donald Trump ile görüşmesi planlanıyor.
Trump, Şubat 2026'da İsrail Cumhurbaşkanı Yitzhak Herzog'a Netanyahu'yu yolsuzluk davalarından hemen affetmesi çağrısında bulunarak desteğini göstermişti.
Ancak ABD ile İran arasındaki ateşkes görüşmelerinin İsrail'den habersiz ilerlemesi ve Beyrut'a düzenlenen, anlaşmayı tehlikeye sokan askeri saldırının ardından Trump'ın Netanyahu'yu sert bir dille eleştirmesi iki lider arasındaki ilişkilerin soğumasına neden oldu.
Tüm bunlarla birlikte iktidar koalisyonu, muhaliflerin seçmen dengesini değiştirmeye yönelik olduğunu savunduğu birtakım idari adımlara başvuruyor.
Muhalif çizgideki Haaretz gazetesinin haberine göre, Ulaştırma Bakanı Miri Regev'in ekibi, yurt dışında yaşayan ve muhalefete oy vermesi beklenen İsraillilerin ülkeye gelişini zorlaştırmak amacıyla Ben Gurion Havalimanı'na yapılacak charter uçuşlarını sınırlamayı tartışıyor.
Ayrıca Knesset Anayasa, Yasama ve Adalet Komisyonu, geleneksel olarak mevcut başbakanın aleyhine oy kullanma eğiliminde olan yaşlı seçmenlerin bulunduğu bakımevleri ile huzurevlerine sandık kurulması uygulamasına son verilmesi yönünde karar aldı.