ABD savunma sanayisinde 1990'lardaki antitröst gevşemesi ve şirket birleşmeleri, yavaş işleyen ve bütçeyi aşan projelerle trilyon dolarlık bir verimsizlik krizi yarattı. Foreign Affairs dergisinin analizine göre ABD, bütçe büyüklüğüne rağmen hipersonik silahlar, füze imha sistemleri ve insansız hava araçlarının seri üretiminde Çin'in gerisinde kalıyor.
YDH - ABD'nin önde gelene düşünce kuruluşlarından Dış İlişkiler Konseyi'nin (CFR) yayını olan Foreign Affairs dergisinde yayımlanan analize göre, Pentagon ve Amerikan savunma sanayisi, aşırı yüksek fiyatlar, yavaş işleyen tedarik süreçleri ve yüklenici sayısındaki keskin düşüş nedeniyle verimsizliğe sürüklenerek adeta trilyon dolarlık bir çöküş yaşıyor.
ABD’nin savunma alanında devasa harcamalar yaptığı ve önümüzdeki yıl için belirlenen bütçenin 1 trilyon doları aştığı belirtilen analizde, buna rağmen Amerikan silahlı kuvvetlerinin askeri envanterini tamamen yenileyemediği ve tedarik süreçlerini mevcut küresel koşullar ile tehditlere uygun hale getiremediği aktarıldı.
Çin ile askeri rekabette üretim makası açılıyor
Dergi, ABD'nin hipersonik silahlar ve füze imha sistemleri geliştirmede Çin’in gerisinde kaldığını vurguladı.
Ayrıca robotik sistemler ve sürü İHA’lar gibi insansız hava araçlarının seri üretimi ve geliştirilmesi yönündeki adımların da oldukça yavaş ilerlediği kaydedildi.
ABD'nin savunma bütçesinin Çin'in bütçesinden yaklaşık üç kat daha fazla olmasına rağmen, Amerikan savunma sanayisinin kritik göstergelerde Çin'in gerisinde kaldığı ifade edildi.
Çin deniz kuvvetlerinin 2030 yılına kadar 435 gemilik bir filoya ulaşması beklenirken, ABD Deniz Kuvvetlerinde bu sayının 297'de kalacağı öngörülüyor.
Çin'in insansız hava aracı üretiminde de hızla ilerlediği ve bu yıl içinde 1 milyon adet saldırı dronu üretmeyi hedeflediği belirtiliyor. Pentagon ise önümüzdeki birkaç yıl içinde ancak yaklaşık 300 bin saldırı dronu üretmeyi planlıyor.
Sektördeki daralma 1993 yılındaki gizli yemekle başladı
Analizde, Pentagon ve Amerikan savunma sanayisinin geçmişte bu kadar hantal olmadığına dikkat çekildi.
1989 yılında neredeyse tüm Amerikan savunma yüklenicilerinin önemli ölçüde ticari faaliyet yürüttüğü, bu sayede nitelikli personel istihdam edebildiği, yenilikleri daha kolay entegre ettiği ve savunma harcamalarındaki dalgalanmalardan etkilenmeyen dayanıklı bir üretim kapasitesini koruduğu hatırlatıldı.
Ancak bu durum, 1993 yılında dönemin ABD Savaş Bakanı Leslie Aspin ve yardımcısı William Perry'nin, ülkenin en büyük savunma yüklenicilerinin yöneticileriyle bir araya geldiği ve tarihe "Son Akşam Yemeği" olarak geçen buluşmayla değişti.
Foreign Affairs, bu yemekte hükümet yetkililerinin, savunma şirketlerinin birleşmelerine karşı antitröst önlemleri almayacaklarını sektöre açıkça ilettiğini yazdı.
Savunma harcamalarının azaltıldığı o dönemde endüstrinin temel unsurlarını koruma amacı taşıyan bu yaklaşım, büyük ölçekli birleşmelere yol açtı.
Sonuç olarak 1993 yılında 51 olan savunma şirketi sayısı, 1997 yılına gelindiğinde "Beş Büyükler" olarak adlandırılan Lockheed Martin, RTX (eski adıyla Raytheon), Boeing, General Dynamics ve Northrop Grumman olmak üzere beş firmaya düştü.
Bu süreç, daha yavaş işleyen, inovasyon kapasitesi düşmüş ve pazara yeni aktörlerin girmesini zorlaştıran bir savunma sanayisi yapısı ortaya çıkardı. Günümüzde F-35 savaş uçaklarından Ford sınıfı uçak gemilerine kadar hemen her büyük tedarik kalemi ya bütçeyi aşıyor ya da takvimin gerisinde kalıyor.
Ticari faaliyeti bulunmayan veya çok az olan firmalar, Pentagon’un ana program bütçesinin yüzde 60'ından fazlasını alıyor.
Rekabetin keskin şekilde azalması fiyat artışlarına, teslimat gecikmelerine ve istihdam kayıplarına yol açarken, savunma sektörü çalışanlarının sayısı 1985'teki 3 milyon seviyesinden 2021 yılında 1,1 milyona geriledi.
Çözüm için Kongre denetimi gerekiyor
Dergide yer alan değerlendirmeye göre, mevcut durumu düzeltmenin tek yolu savunma bütçesini kontrol eden ABD Kongresinin müdahalesinden geçiyor.
Kongrenin, antitröst önlemleri de dahil olmak üzere Pentagon üzerindeki denetimini sıkılaştırması gerektiği kaydedildi.
Ayrıca, savaş bakanlığının mevcut sanayi üssü kapasitesini gözden geçirmesini zorunlu kılan ve bu yıl sunulan savunma tasarısının kabul edilmesi önerildi.
Son olarak, başarısız savunma yüklenicilerinin hisse geri alımlarını yasaklayan ve yönetici maaşlarını sınırlandıran bir kanunun çıkarılması gerektiği ifade edildi.
Trump'tan 1,5 trilyon dolarlık bütçe hedefi
ABD Başkanı Donald Trump, 11 Haziran'da Kongredeki Cumhuriyetçilere çağrıda bulunarak, savunma yatırımlarını da içeren 350 milyar dolarlık bütçe uzlaşı tasarısının bir an önce kabul edilmesini istedi.
Trump, bu adımın ülkenin askeri bütçesini 1,5 trilyon dolara ulaştırmaya imkan tanıyacağını dile getirdi.
Bu kaynakların "Altın Kubbe" hava savunma sistemi, "Altın Filo" kurulumu, F-47 ve B-21 uçak programları, mühimmat stoklarının artırılması, uzay ve insansız teknolojilerin geliştirilmesinde kullanılmasının planlandığı açıklandı.
Trump, ocak ayında yaptığı açıklamada da 2027 yılı için 1,5 trilyon dolarlık rekor bir savunma bütçesi hedeflediğini duyurmuş ve bu bütçenin son derece endişeli ve tehlikeli dönemlerde bir "hayal ordusu" kurulmasını sağlayacağını belirtmişti.