Trump'ın dış politikası "haraç diplomasisine" dönüştü

img
Trump'ın dış politikası "haraç diplomasisine" dönüştü YDH

Trump'ın ABD'nin askeri ve ekonomik gücünü uluslararası ilişkilerde doğrudan ekonomik karşılık elde etmeyi amaçlayan bir pazarlık aracına dönüştürdüğü belirtildi.




YDH- ABD merkezli CNN International, Donald Trump'ın ikinci dönem dış politikasının giderek daha fazla “ekonomik kazanç ve ticari pazarlık” ekseninde şekillendiğini belirterek, Washington'un askeri ve ekonomik gücünü uluslararası ilişkilerde doğrudan “maddi karşılık” elde etmek amacıyla kullandığını değerlendirdi.

Analizde, Trump'ın seçim kampanyasında "Önce Amerika" sloganıyla iktidara geldiği ancak ikinci döneminde dış politikayı "Amerika'nın kazanç sağlaması" anlayışıyla yürüttüğü ifade edildi.

CNN'e göre Trump, ABD'yi "demokrasi ve serbest piyasanın öncüsü" olmaktan ziyade, “uluslararası pazarlıklarda çıkarını en üst düzeye çıkarmaya çalışan bir aktör” olarak görüyor. Bu yaklaşımın Hürmüz Boğazı'ndan Venezuela petrolüne, Kanada ile altyapı anlaşmalarından Ukrayna'nın doğal kaynaklarına kadar birçok alanda somutlaştığı belirtildi.

Haberde ayrıca Trump'ın Grönland, Kanada ve Panama Kanalı'na ilişkin açıklamalarının da bu genişlemeci ekonomik bakışın parçaları olarak değerlendirildiği aktarıldı.

Hürmüz'de "koruma ücreti" önerisi

CNN, Trump'ın son aylarda ABD'nin Hürmüz Boğazı'ndaki askeri varlığı karşılığında ticari gemilerden yüzde 20 oranında "ABD geri ödeme ücreti" alınmasını önerdiğini hatırlattı.

Analizde, uluslararası hukuka göre, açık deniz niteliğindeki bir geçiş noktasından ücret alınmasının tartışmalı olduğu, ayrıca İran'ın da daha önce benzer bir ücret sistemi kurduğu belirtildi.

CNN, söz konusu önerinin bazı çevrelerce "makul bir güvenlik bedeli", bazılarınca ise "örgütlü suç yöntemlerini andıran bir yaklaşım" olarak değerlendirildiğini aktardı.

Ancak Trump'ın bu öneriden yalnızca bir gün sonra vazgeçtiği ve farklı bir ekonomik model açıkladığı kaydedildi.

Trump, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şöyle dedi:

"Ortadoğu liderleriyle son derece verimli görüşmeler yaptım. Yüzde 20 ABD geri ödeme ücretini, Körfez ülkelerinin ABD'ye yapacağı ticaret ve yatırım anlaşmalarıyla değiştirmeye karar verdim."

CNN, Trump'ın bu söylemle İran'a karşı başlattığı ve henüz sona erdiremediği savaşın ekonomik maliyetini “başka yollarla” telafi etmeye çalıştığını değerlendirdi.

Analizde, Pentagon'un İran savaşının toplam maliyetine ilişkin resmi bir rakam açıklamadığı belirtildi.

Haberde ayrıca, savaşın ABD'de akaryakıt fiyatlarını artırdığı ve bunun doğrudan Amerikan tüketicilerine yansıdığı ifade edildi.

Kanada'dan daha fazla pay talebi

CNN, Trump'ın ekonomik kazanç odaklı yaklaşımının Kanada ile ilişkilerde de görüldüğünü belirtti.

Habere göre Trump, şubat ayında Detroit ile Kanada'nın Windsor kenti arasındaki Gordie Howe Köprüsü'nün ortak mülkiyetinin ABD ile paylaşılmasını talep etti.

Oysa köprünün finansmanının tamamen Kanada tarafından karşılandığına dikkat çekilen haberde, bu talep nedeniyle açılışın geciktiği ifade edildi.

Son anlaşmaya göre Kanada, yaptığı harcamaları geri aldıktan sonra geçiş ücretlerinden elde edilecek net gelirin 15 yıl boyunca ortak bir ekonomik kalkınma fonuyla paylaşılmasını kabul etti.

Kanada Başbakanı Mark Carney ise anlaşmayı savunurken şu değerlendirmeyi yaptı:

"Burada belirleyici kelime 'net'. Kanada parasını geri aldıktan sonra paylaşım yapılacak."

Carney ayrıca, paylaşılacak net gelirin oldukça sınırlı olacağını belirterek, "Paylaşılacak çok fazla net gelir olmayacak." dedi.

"19 trilyon dolarlık yatırım" iddiası

CNN, Trump'ın Körfez ülkeleriyle yatırım anlaşmalarına ilişkin açıklamalarında ayrıntı vermediğini ancak sık sık yabancı ülkelerden ABD'ye 19 trilyon dolar yatırım çektiğini öne sürdüğünü belirtti.

Haberde, CNN muhabiri Daniel Dale'in bu rakamı doğrulayacak herhangi bir resmi veri bulamadığı, buna rağmen Trump'ın söz konusu iddiayı düzenli biçimde tekrarlamayı sürdürdüğü ifade edildi.

Gümrük tarifeleri tartışması

Analizde, Trump'ın ekonomi politikasının temel unsurlarından birini ithalata uygulanan gümrük tarifelerinin oluşturduğu belirtildi.

Ekonomistlerin büyük bölümünün bu vergilerin nihai olarak Amerikan tüketicileri tarafından ödendiğini savunduğu, Trump'ın ise maliyetin yabancı ülkeler tarafından karşılandığını ileri sürdüğü aktarıldı.

Haberde, ABD Yüksek Mahkemesi'nin bu yıl bazı gümrük vergilerinin hukuka aykırı şekilde tahsil edildiğine hükmettiği ve federal hükümetin yalnızca haziran ayında 49 milyar dolardan fazla geri ödeme yaptığı belirtildi.

CNN, Trump yönetiminin buna rağmen ithalata yeni vergi uygulayabilecek yöntemler aramayı sürdürdüğünü, hukuka aykırı tarifeler nedeniyle açılan davaların ise hızla arttığını kaydetti.

Venezuela'da petrol önceliği tartışması

CNN, Trump yönetiminin Venezuela politikasına ilişkin en büyük soru işaretlerinden birinin ülkenin petrol kaynakları üzerindeki ABD denetimi olduğunu belirtti.

Habere göre Trump yönetimi, yılın başlarında eski Devlet Başkanı Nicolas Maduro'nun ABD ordusu tarafından yakalanarak yargılanmasına onay verdi. Ancak Maduro'nun devrilmesinin ardından yönetim kadrolarının önemli bölümünün görevde kalmaya devam ettiği ve petrol satışlarının Trump yönetiminin gözetiminde yürütüldüğü ifade edildi.

Analizde, Venezuela petrolünün hangi miktarlarda satıldığı ve elde edilen gelirlerin nasıl yönetildiğine ilişkin kamuoyuna ayrıntılı bilgi verilmediği vurgulandı.

Cumhuriyetçi Parti üyeleri de süreçteki şeffaflık eksikliğinden duydukları rahatsızlığı dile getirirken, özellikle ülkede meydana gelen yıkıcı depremlerin ardından petrol gelirlerinin kullanımına ilişkin soru işaretlerinin arttığı belirtildi.

CNN, Venezuela muhalefetinin de süreçten büyük ölçüde dışlandığını kaydetti. Haberde, muhalefet lideri María Corina Machado'nun ABD'nin Maduro'ya yönelik operasyonundan önce Nobel Barış Ödülü'nü Trump'a armağan ettiği, buna rağmen daha sonra kurulan düzende muhalefetin karar alma mekanizmalarının dışında bırakıldığı ifade edildi.

The New York Times'a dayandırılan haberde, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun mevcut devlet yapısı üzerinden hareket ederek Venezuela yönetimini uzaktan yönlendiren başlıca isimlerden biri olduğu öne sürüldü.

Trump'ın ilk döneminde Venezuela Özel Temsilcisi olarak görev yapan Elliott Abrams ise The Free Press için kaleme aldığı değerlendirmede yönetimin önceliğinin demokratik reform değil petrol üretimi olduğunu savundu.

Abrams, "Odak noktası Venezuela'da yatırım aramak ve her şeyden önce petrol üretimini artırmak oldu. Yeniden yapılanma ve demokrasi ise belirsiz bir geleceğe ertelendi. Bu kendi kendini boşa çıkaran bir politikadır." ifadelerini kullandı.

Ukrayna'da "çıkar ortaklığı"

CNN, Trump'ın Ukrayna'ya yönelik söyleminde son dönemde görülen yumuşamanın da ekonomik çıkarlarla bağlantılı olabileceğini değerlendirdi.

Haberde, Trump'ın geçen hafta düzenlenen NATO Zirvesi sırasında Ukrayna'nın Patriot hava savunma füzelerini lisans altında üretmesine sıcak baktığını açıklayarak hem ABD şirketlerini hem de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy'i şaşırttığı belirtildi.

CNN'e göre Trump'ın Ukrayna'ya yaklaşımındaki değişim, ülkeyi Avrupa'daki bir demokrasi olarak değil, önemli doğal kaynaklara sahip bir yatırım alanı olarak görmesinden kaynaklanıyor.

Trump'ın şu sözlerine yer verildi:

"Artık o ülkede küçük de olsa bir payımız var. Çünkü orada minerallerimiz var. Dünyanın en zengin, en kaliteli nadir toprak elementlerinden bazılarına sahip."

Trump bu ifadeleri, geçen yıl ABD ile Ukrayna arasında imzalanan ortak yatırım fonu anlaşmasına atıf yaparak kullandı.

Ancak haberde, Kiev yönetiminin söz konusu anlaşmanın doğal kaynakların mülkiyetini ABD'ye devretmediğini, kaynaklar üzerindeki tam egemenliğin Ukrayna'da kalmaya devam ettiğini savunduğu belirtildi.

NATO baskısının olası sonuçları

CNN analizinde, Trump'ın NATO üyelerini savunma harcamalarını artırmaya zorlamasının kısa vadede Avrupa'nın askeri yatırımlarını artırdığı kabul edildi.

Bununla birlikte analize göre bu süreç, uzun vadede Avrupa ülkelerinin ABD'ye olan askeri bağımlılığını azaltabilir ve Washington'un ittifak üzerindeki etkisini zayıflatabilir.

CNN'e konuşan gazeteci Ferid Zekeriyya, Trump'ın Avrupa ülkelerini daha fazla savunma harcaması yapmaya zorlamasının önemli bir değişim yarattığını, ancak bunun beklenmeyen sonuçlar doğurabileceğini söyledi.

Zekeriyya, geçmişteki NATO düzeninin ABD açısından önemli avantajlar sağladığını belirterek şu değerlendirmede bulundu:

"Eski sistem istikrarlıydı, barışçıldı ve Amerika yanlısıydı."

Avrupa'nın zamanla kendi savunma kapasitesini güçlendirmesi halinde Washington'a daha az ihtiyaç duyacağını ifade eden Zekeriyya, şu uyarıda bulundu:

"Bir zincirleme reaksiyon başlattık. Zaman içinde Amerikalılar eski NATO düzenini özleyebilir. Bu düzen mükemmel olduğu için değil, ABD'nin merkezinde bulunduğu en başarılı güvenlik sistemi olduğu için."

CNN, Trump rejiminin ekonomik kazanç merkezli dış politika anlayışının yalnızca NATO'nun işleyişini değil, dünyanın ABD'ye bakışını da değiştirmeye başladığı değerlendirmesiyle analizini tamamladı.

 



Makaleler

Güncel