Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Robert A. Pape, ABD ile İran arasındaki askeri çatışmanın küresel ekonomiyi ve bölgesel güvenlik dengelerini tehdit eden boyutlarını değerlendirdi.
YDH - Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Bölümü Öğretim Üyesi ve intihar terörü alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. Robert A. Pape, Birleşik Krallık merkezli "The Diary of a CEO" kanalında yayınlanan mülakatta, ABD ile İran arasında devam eden askeri çatışmanın derinleşen stratejik ve ekonomik boyutlarını tahlil etti.
Yirmi yılı aşkın süredir İran'a yönelik olası bir hava harekatının simülasyonlarını kurguladığını ve 2001 ile 2024 yılları arasında ABD yönetimlerine çatışma analizleri sunduğunu belirten Pape, mevcut durumun küresel bir felakete dönüştüğünü kaydetti.
Pape, ABD'nin harekatın ilk haftalarında İran liderini ve en üst düzey 137 yetkiliyi etkisiz hale getirmesine rağmen rejimin çökmediğine dikkat çekti.
Bu durumu değerlendiren Pape, "Bu tablo, ABD Başkanı'nın, eşinin, kabinenin yarısının, Pentagon ile CIA yöneticilerinin ve Kongre üyelerinin üçte birinin aynı anda öldürülmesine benziyor. Buna rağmen Tahran'daki yönetim ayakta kaldı. Birinci Dünya Savaşı'ndan bu yana hava gücünün tek başına bir rejimi deviremediği gerçeği, İran simülasyonlarımızla bir kez daha doğrulandı" şeklinde konuştu.
"İran bugün savaştan önceki dönemden çok daha güçlü"
ABD'nin altı haftalık hava harekatının ardından iki aylık bir ablukaya geçtiğini hatırlatan Pape, Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı'nın kontrolünü ele geçirerek askeri ve stratejik konumunu pekiştirdiğini aktardı.
Pape, "İran bugün savaştan önceki dönemden çok daha güçlü bir konumda. Bu durum kesinlikle kaygı duyduğumuz kabus senaryosudur. Dünya genelindeki günlük petrol akışının yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı denetim altında tutmak, Tahran'a devasa bir stratejik güç sağladı. Gemi savar füzeleri, insansız hava araçları ve deniz mayınlarıyla Boğaz'dan ticari geçişleri tamamen kilitlediler" dedi.
Yurtdışı varlıkların serbest bırakılması ve mali vaatler içeren mutabakat zaptı süreçlerine de değinen Pape, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in meseleye bir ticari sözleşme mantığıyla yaklaştığını belirtti.
Meseleyi analiz eden Pape, "JD Vance ile yapılan görüşmelerde kendisinin bunu bir gayrimenkul pazarlığı gibi gördüğü anlaşılıyor. İran'a Boğaz'ı açması karşılığında 300 milyar dolarlık kaynak sunulması teklif edildi. Ancak büyük devletler arası savaşlarda belirleyici olan unsur para değil, güç dengesidir. Söz konusu mutabakat metni, İran'ın bölgede hegemon güç haline gelmesini yasallaştıran bir yol haritasından ibaretti. ABD Başkanı Donald Trump bu metni imzaladıktan bir gün sonra vazgeçmek zorunda kaldı; çünkü ABD'nin stratejik yenilgisini kabul etmek anlamına geliyordu" ifadelerini kullandı.
"Tahran stratejik bir direniş kuşağı inşa ediyor"
İran'ın yalnızca Hürmüz Boğazı ile yetinmeyip Akdeniz'den Kızıldeniz'e uzanan bir güvenlik ve nüfuz alanı kurmayı hedeflediğini belirten Pape, Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri'nin Boğaz'ı baypas eden boru hatlarına yöneldiğini ifade etti.
Bu hamlelere karşı Tahran'ın Lübnan ve Yemen'deki müttefiklerini devreye soktuğunu vurgulayan Pape, "Suudi Arabistan Kızıldeniz üzerinden günlük 4 ila 5 milyon varil, Birleşik Arap Emirlikleri ise Füceyre üzerinden yaklaşık 2 milyon varil petrolü By-pass hatlarıyla taşımaya başladı. Ancak Yemen'deki Husiler Kızıldeniz yolunu kapatırken, Hizbullah da Lübnan üzerinden boru hatlarını tehdit edebilecek bir konuma yerleştirildi. Böylece İran, Doğu Akdeniz'den Fars Körfezi'ne uzanan ve tüm küresel enerji koridorlarını kontrol eden operasyonel bir nüfuz kuşağı oluşturdu" açıklamasında bulundu.
ABD'nin İran'ın füze ve insansız hava aracı kapasitesini imha edemediğini kaydeden akademisyen, füze depolarının coğrafi dağılımına ilişkin detaylar verdi.
Pape, "İran'ın hava gücü ve donanması yok edilmiş olabilir; ancak ellerinde kalan binlerce Shahed-136 tipi insansız hava aracı ile balistik füzeleri engellemek imkansız. Bu araçlar California'nın bir buçuk katı büyüklüğündeki 500 millik dağlık alanlarda, yeraltı tünellerinde ve katmanlı mağaralarda saklanıyor. Dağlık arazi yapısı üç boyutlu bir tespit sorunu yaratıyor. Ayrıca Nisan ayı verilerine göre Tahran yılda 55 bin insansız hava aracı üretecek kapasiteye sahip. Bu imtiyaz ve stoklar tükenmediği sürece ticari gemilerin ve sigorta şirketlerinin Boğaz'ı kullanması sağlanamaz. Bugün tek bir tanker ve taşıdığı petrolün toplam değeri 300 milyon doları buluyor" değerlendirmesini yaptı.
"Küresel ölçekte bir ekonomik krizin eşiğindeyiz"
Dünya genelinde enerji stoklarının kritik seviyelere gerilediğini ve rezervlerin tükendiğini bildiren Pape, felaket senaryosunun yaklaştığını vurguladı.
ABD Başkanı Trump'ın G7 zirvesinde rezervlerin dört hafta içinde tükeneceğine dair açıklamasını hatırlatan Pape, şu ifadeleri kullandı:
"ABD ve Uluslararası Enerji Ajansı üyesi 32 ülke piyasaları dengelemek amacıyla acil durum stoklarından 400 milyon varil petrol salımı yaptı. ABD Stratejik Petrol Rezervi 1983 yılından bu yana en düşük seviye olan 300 milyon varile geriledi. Yüzde 120 günlük acil durum müdahale süresinin sonuna gelindi. Üstelik sorun sadece ham petrol kıtlığı değil; küresel rafinasyon kapasitesinin üçte biri Fars Körfezi'nde yer alıyor. Ukrayna'nın Rus rafinelerini hedef almasıyla birleştiğinde, işlenmiş yakıt tedariği felç oldu. Titanic gemisinin buzdağına doğru ilerlemesi gibi bir durumla karşı karşıyayız ve buzdağı çarptığında herkesi kurtaracak kadar filika bulunmayacak. Dünya kelimenin tam anlamıyla petrolsüz kalma tehlikesiyle yüzleşiyor."
"Kara harekatı olasılığı yüzde 70 seviyesine ulaştı"
ABD ordusunun tırmanma tuzağında sıkıştığını ve askeri seçeneklerin tükendiğini belirten Pape, karaya asker çıkarma ihtimalinin kuvvetlendiğini dile getirdi.
Pape, "ABD yönetimi sınırlı bir zafer illüzyonu yaratmak amacıyla İran topraklarına kara gücü sevk etmeyi değerlendiriyor. Körfez'de konuşlandırılan 8 bin kişilik Deniz Piyadesi ve 82. Hava İndirme Tümeni birliklerinin varlığı göz önüne alındığında, sınırlı bir kara harekatı düzenlenme olasılığı yüzde 70 sınırına dayanmıştır. Doğu İran kıyısındaki Cask veya Çabahar liman kentlerinin geçici olarak ele geçirilmesi hedeflenebilir. Ancak bu durum, Amerikan askerlerinin doğrudan hedef haline gelmesine ve haftalar içinde yüzlerce kayıp verilmesine yol açacaktır" uyarısında bulundu.
Söz konusu kara harekatının intihar terörünü tırmandıracağını vurgulayan Pape, kendi bilimsel araştırmalarına atıfta bulundu.
Pape, "25 yıldır intihar saldırılarını inceliyorum ve bu konuda iki kitap kaleme aldım. Bütün veriler gösteriyor ki intihar terörünün birincil tetikleyicisi, yabancı askeri güçlerin bir toplumun öz topraklarını işgal etmesidir. ABD'nin İran toprağına asker ayak basması, küresel çapta devasa bir intihar terörü dalgasını tetikleyecektir. Bu durum Amerikan sivil yolcu uçaklarına, bölgedeki iş insanlarına veya dünya genelindeki Batılı hedeflere yönelik kitlesel kıyımlara yol açabilir" dedi.
"ABD siyaseti Vietnam benzeri bir kilitlenmeye ilerliyor"
ABD Başkanı Trump'ın karar alma mekanizmasını eski ABD Başkanı Lyndon B. Johnson'ın Vietnam Savaşı dönemindeki tutumuyla kıyaslayan Pape, siyasi sıkışmışlığı şu sözlerle özetledi:
"Başkan Trump, Lyndon Johnson'ın Vietnam'da düştüğü hatayı tekrarlıyor. Askeri tırmanmanın sahada zafer getirmeyeceğini bilmesine rağmen, hemen geri çekilmenin getireceği siyasi yenilgi itibarını üstlenmek istemiyor. Kasım ayında yapılacak Kongre ara seçimleri yaklaşırken, ABD kamuoyunda savaşa muhalefet yüzde 57 seviyesindeyken, Trump'ın seçmen tabanında savaşa destek yüzde 85'e ulaşıyor. Trump, ara seçimlerde Temsilciler Meclisi veya Senato'yu Demokratlara kaptırmamak için yüksek riskli askeri maceralara sürükleniyor. Ancak olası bir küresel ekonomik kriz, Cumhuriyetçilerin seçimleri kaybetmesine ve Kongre'nin savaş bütçesini feshederek başkanı yetkisiz bırakmasına yol açabilir."
Çatışmanın kısa vadede sona ermesinin mümkün görünmediğini belirten Prof. Dr. Robert A. Pape, diplomatik bir çıkış yolunun kapatıldığını kaydetti.
Pape, "ABD ordusunun füze önleme sistemleri ve savunma mühimmatları Asya ile Avrupa stoklarından kaydırılarak tüketiliyor. Washington yönetimi bölgede sürdürülebilir bir güç dengesi kurmak yerine geçici sembolik başarıların peşinden koşuyor. Çatışmanın tırmanma merdiveninde bir sonraki aşama, küresel ekonomiyi derinden sarsacak daha büyük askeri çarpışmalar ve bölgesel savaşın kalıcı hale gelmesidir" diyerek sözlerini tamamladı.