İsrailli gazeteci Caspit: Netanyahu, onlarca yıllık güvenlik stratejilerini çökertti

img
İsrailli gazeteci Caspit: Netanyahu, onlarca yıllık güvenlik stratejilerini çökertti YDH

Maariv gazetesinde Ben Caspit imzasıyla yayımlanan analizde, Başbakan Netanyahu’nun yürüttüğü politikaların İsrail’in onlarca yıllık güvenlik stratejilerini çökerttiği ve Ortadoğu’da kontrolsüz bir nükleer silahlanma yarışını tetiklediği kaydedildi.




YDH - Maariv gazetesinin köşe yazarı Ben Caspit, yayımladığı analizinde İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun iç ve dış siyasetteki adımlarını son derece sert ifadelerle hedef aldı.

Caspit, Netanyahu’nun görev süresi bakımından devletin kurucusu David Ben-Gurion’u geride bırakmasının ardından, şimdi de ülkenin nükleer hafızasında çığır açan Şimon Peres’i geride bırakacak vahim bir sürece imza attığını belirtti.

İsrail’in resmi olarak hiçbir zaman kabul etmediği ancak dış kaynaklı yayınlarda ülkenin nükleer gücünün mimarı olarak gösterilen Şimon Peres’e atıfta bulunan Caspit, Netanyahu’nun mevcut politikalarıyla tarihe çok farklı bir nükleer miras bırakacağını belirterek alay etti.

Caspit, makalesinde şu değerlendirmelere yer verdi:

"Tozumu yutacaksın Şimon Peres: Yayınlanan haberlere göre İsrail’in nükleer potansiyelinin altında senin imzan var, ama işte Netanyahu -İran ve Suudi Arabistan’ın nükleer bombalarının babası- sinyal bile vermeden seni solluyor. İsrail’in nükleer gücünün altında Peres’in imzası olduğu söylenir. Ama Sayın Televizyon Haim Yavin’in o dönem dediği gibi: Hanımefendiler ve beyefendiler, işte devrim; Netanyahu kararlılıkla hem İran bombasının hem de Suudi bombasının altında kendi imzasının bulunacağı bir duruma doğru ilerliyor. Tozumu yut Şimon Peres. Bu başarıyla artık kimse yarışamaz."

"Ortadoğu'da nükleer yarışı tetikleyecek devasa bir stratejik fiyasko"

ABD ile Suudi Arabistan arasında yürütülen ve Suudi topraklarında uranyum zenginleştirilmesini de içeren sivil nükleer proje anlaşmasını "her anlamda yıkıcı ve tehlikeli bir adım" olarak niteleyen Caspit, bu gelişmenin tüm bölgeyi kapsayacak bir nükleer silahlanma yarışını ateşleyeceğini belirtti.

Suudilerin bu hakkı elde etmesi durumunda Mısır ve Türkiye gibi ülkelerin de benzer taleplerle ortaya çıkacağını vurgulayan yazar, Ortadoğu’nun nükleerleşmesini önlemeye dönük onlarca yıllık stratejinin gözler önünde çöktüğünü ifade etti.

Caspit, Netanyahu’nin eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Meir Ben-Şabat’ın dahi konuya dair endişelerini dile getirdiğini belirterek, Ben-Şabat’ın şu sözlerini aktardı:

"Suudi Arabistan ile şekillenen anlaşma tehlikeli bir hamledir. Suudi Arabistan’a nükleer programın sivil bileşenlerini kullanma kapısının açılması söz konusudur ve bu durum gelecekte Ortadoğu’da nükleer silahlanma yarışına izin verebilir. Bu hamle, bölgesel güç dengesini ve uzun vadede İsrail’in güvenliğini etkileme potansiyeline sahiptir."

Öte yandan Caspit, geçmişteki Bennett-Lapid hükümetinin Suudi topraklarında uranyum zenginleştirilmesi opsiyonuna kesin bir dille karşı çıktığını hatırlattı.

Joe Biden yönetiminin İsrail ile Suudi Arabistan arasında normalleşme karşılığında bu projeyi gündeme getirdiğini, ancak dönemin İsrail yönetiminin bunu derhal reddederek ABD Kongresi’nde dahi alenen mücadele etme kararlılığı gösterdiğini vurguladı.

Netanyahu’nun geçmişte bir başbakanın en temel vasfının "ABD Başkanı'na 'hayır' diyebilmek" olduğunu söylediğini belirten Caspit, mevcut hükümetin ise Suudi topraklarında zenginleştirme öngören anlaşmayı sessizlik ve boyun eğmeyle karşıladığını yazdı.

Birleşik Arap Emirlikleri ile yapılan benzer anlaşmalarda uranyumun dışarıdan tedarik edildiğini ve ülke içinde zenginleştirme yapılmadığını hatırlatan Caspit, Kendi topraklarında uranyum zenginleştiren her yapının nihayetinde nükleer bombaya giden yolu döşediğini kaydetti.



Makaleler

Güncel