Politico: Körfez ülkeleri İran ile barış şartlarında anlaşamıyor

img
Politico: Körfez ülkeleri İran ile barış şartlarında anlaşamıyor YDH

ABD’nin İran’a yönelik günlük hava saldırıları sürerken, Tahran’ın misilleme adımlarından etkilenen Arap devletleri ortak bir barış haritası belirlemekte güçlük çekiyor.




YDH - ABD’nin İran hedeflerine yönelik günlük hava saldırıları kesintisiz devam ederken, Tahran’ın misilleme saldırılarından zarar gören Arap devletleri barışa giden yolu çizmek amacıyla bir araya gelmeye çalışıyor.

Ancak Politico’ya konuşan Arap diplomatlar ile mevcut ve eski ABD’li yetkililer, yıllardır süregelen gerilimin ve derin diplomatik ayrışmaların bu yöndeki ilerlemeyi engellediğini bildirdi.

İsminin açıklanmaması kaydıyla değerlendirmede bulunan bir Irak yetkilisi, Körfez ülkelerinin diplomatik mesajları koordine etmek amacıyla ABD Kongresi ile ABD Dışişleri Bakanlığını ortaklaşa ziyaret ettiklerini belirterek "Ancak aynı frekansta hareket etmiyorlar" dedi.

Yetkili, ülkeleri birbirinden ayıran temel unsurlar arasında alternatif deniz seyrüsefer rotalarının bulunması, altyapıların İran altyapısıyla ne ölçüde entegre olduğu ve kriz koşullarında hangi ülkenin ekonomisinin daha ağır darbe aldığı gibi hususların yer aldığını kaydetti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk görev döneminde ABD Dışişleri Bakanlığında görev yapan David Schenker, konuya ilişkin değerlendirmesinde "Aşmaları gereken çok fazla engel var ve bu savaş Körfez’de zaten var olan görüş ayrılıklarını daha da keskinleştirdi" ifadesini kullandı.

Bölgesel ittifak yapısal krizlerle karşı karşıya

İç çatlakların en belirgin dışa vurumlarından biri Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütünden (OPEC) ayrılmasıyla yaşandı.

Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) üyesi olmayan bir Arap ülkesinin diplomatı, BAE’nin bu kararının "başta Suudi Arabistan olmak üzere diğer ülkelerde gerçek bir öfkeye yol açtığını" belirterek KİK’in işlevsiz hale geldiğini söyledi.

Trump’ın ilk başkanlık döneminde ABD Ulusal Güvenlik Konseyinde görev alan Allison Minor, Körfez ülkelerinin savaşı tek başlarına sona erdirmelerinin düşük bir ihtimal olduğunu vurguladı.

Minor, buna karşın bu ülkelerin krizin sonuçlarını daha etkin yönetebileceklerini, örneğin Avrupalılarla birlikte Hürmüz Boğazı’nı izleyebileceklerini ya da Çin’i İran üzerindeki nüfuzunu kullanmaya ikna edebileceklerini dile getirdi.

Daha önce Bahreyn’deki ABD 5. Filosunun komutanlığını yürüten emekli Koramiral John Miller ise "Bu krizin kendilerini problemle baş başa bırakmayacak şekilde çözülmesi gerektiğine inanıyorlar" değerlendirmesinde bulundu.

Politico’nun aktardığına göre Körfez ülkelerinin yaklaşımlarındaki farklılıklar, maruz kaldıkları risk ve savunmasızlık düzeylerinin farklı olmasından kaynaklanıyor.

Suudi Arabistan, BAE ve Umman petrol ile doğalgaz ihracatında Hürmüz Boğazı’nı baypas etme imkanına sahipken, Katar, Kuveyt ve Bahreyn böyle bir imkandan yoksun bulunuyor.

ABD’nin eski Riyad Büyükelçisi Michael Ratney, bölgedeki güç dengesini ve tutumları şu sözlerle tarif etti:

"Ummanlılar İran’a karşı en sadık tutumu sergiledi. Katarlılar daha az oranla da olsa arabuluculukla ilgilendi. BAE sert davranmaya en hazır taraftı. Suudi Arabistan ise bu iki tutumun ortasında yer aldı."



Makaleler

Güncel