WSJ: Suudi petrolünün son çıkış kapısı da kapanıyor

img
WSJ: Suudi petrolünün son çıkış kapısı da kapanıyor YDH

Babülmendeb'de yaşanan tırmanış, Hürmüz'e alternatif oluşturulan petrol koridorunu da tehdit ederek Suudi Arabistan'ın ihracatını ve küresel enerji arzını yeni bir darboğaza sürüklüyor.




YDH- Wall Street Journal'da yayımlanan analizde, Suudi Arabistan'ın devasa petrol ihracatının giderek tek bir dar çıkış koridoruna bağımlı hale geldiği belirtildi.

İran savaşının başlamasından bu yana Suudi rejimi, Hürmüz Boğazı'nı devre dışı bırakmak amacıyla ülkenin doğusundan batısına uzanan boru hattı üzerinden petrol sevkiyatını Kızıldeniz kıyısına yönlendirdi ve buradan Babülmendeb Boğazı üzerinden Asyalı müşterilere ulaştırdı.

Ancak Yemen'deki Sanaa hükümet güçlerinin tehditleri ve son günlerde Suudi gemilerine yönelik düzenlenen bir dizi operasyon, bu alternatif çıkış yolunun da kapanması riskini artırdı.

Böyle bir durumda Suudi petrolünün Mısır'daki Süveyş Kanalı üzerinden ve Afrika çevresinden geçen daha uzun, daha pahalı ve teknik açıdan daha karmaşık bir rotaya yönlendirilmesi gerekecek.

Gemi takip şirketi Vortexa'ya göre, bu hafta Suudi ham petrolü taşıyan en az dört tanker, Kızıldeniz'in güney ucundaki Babülmendep'e ulaşmadan önce aniden rotasını değiştirerek kuzeye, Süveyş Kanalı yönüne ilerledi.

Suudi Arabistan aynı zamanda Mısır'ın Akdeniz kıyısındaki limanlarından yüklenmek üzere daha fazla ham petrol sevkiyatı teklif etmeye başladı.

Vortexa verileri, temmuz ayının ilk üç haftasında Süveyş Kanalı üzerinden gerçekleştirilen deniz yoluyla petrol taşımacılığının son iki buçuk yılın en yüksek seviyesine çıktığını gösterdi. Kanala paralel uzanan SUMED boru hattına yapılan petrol girişleri de bir önceki aya göre yüzde 50 arttı.

Bu yön değişiklikleri, aylar süren savaşın üreticileri, tüccarları ve armatörleri alışılmış rotaları terk ederek giderek daha pahalı hale gelen alternatif güzergâhlara yönelttiği küresel petrol akışındaki son büyük değişimi oluşturuyor.

Analistler, bölgesel deniz taşımacılığına yönelik risklerin kalıcı hale gelmesi durumunda petrol fiyatlarının varil başına 100 doların çok üzerine çıkabileceğini, bunun da enflasyonu artırarak zaten kırılgan durumda bulunan küresel ekonomiyi daha fazla baskı altına alabileceğini belirtiyor.

Kızıldeniz de savaşın menziline girdi

Süveyş güzergâhı da çatışmanın erişemeyeceği güvenli bir alan değil.

Konuya yakın kaynaklara göre, İran Devrim Muhafızları Ordusu'ndan üst düzey yetkililer, Washington'ın saldırılarını yoğunlaştırması veya İran'a karşı bir kara harekâtını değerlendirmesi halinde Tahran'ın gemileri hedef almak da dahil olmak üzere Babülmendep ve Kızıldeniz'i kapatmaya çalışabileceği uyarısında bulundu.

Suudi Arabistan ve Mısır'ın Sanaa hükümetini geri adım atmaya ikna etme girişimleri ise şu ana kadar sonuç vermedi.

Eurasia Group'un İran ve enerji alanındaki kıdemli analisti Gregory Brew, Suudi Arabistan'ın petrolü Kızıldeniz üzerinden çıkarabildiğini ancak bunun Asya pazarlarına ulaşmak için çok daha uzun ve pahalı bir rota anlamına geldiğini belirtti.

Brew, bu durumun petrol piyasasında fiyatlar üzerindeki baskıyı daha da artıracağını söyledi.

Suudi basını cuma günü bir Suudi gemisinin Kızıldeniz'de vurulduğunu bildirdi. Suudi askeri yetkililer, buna karşılık Hudeyde liman kenti çevresine saldırılar düzenlediklerini açıkladı.

Haftanın başında ise Suudi Arabistan'ın güneyi açıklarında seyreden bir tanker, belirlenemeyen bir mühimmatın isabet etmesinin ardından alev aldı.

Sanaa hükümet güçleri aynı dönemde Suudi Arabistan bayraklı iki gemiyi füze ve insansız hava araçlarıyla hedef aldığını duyurdu.

ABD Başkanı Donald Trump perşembe günü yaptığı açıklamada, Sanaa’nın yeni gemileri hedef alması halinde hem hareketin güçlerinin hem de İran'ın "büyük bir askeri cezayla" karşı karşıya kalacağını söyledi.

ABD ordusu da perşembe gecesi İran'a yönelik üst üste 13'üncü gece saldırılarını düzenlediğini, askeri komuta merkezleri, İHA depolama tesisleri ve deniz kapasitesine ait unsurların vurulduğunu iddia etti.

Küresel enerji piyasasına çifte darbe

Kızıldeniz'de ortaya çıkan yeni tehdit, küresel enerji piyasasının karşı karşıya olduğu çifte kesintiyi daha da ağırlaştırıyor.

Hürmüz Boğazı'ndan geçen petrol akışı çok düşük seviyelere gerilerken, Ukrayna da Rusya'nın petrol altyapısına yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı.

Aylar süren savaşın piyasanın stok tamponlarını eritmesinin ardından ham petrol fiyatları, yeni arz kayıpları riskini yansıtacak şekilde sert biçimde yükseldi.

Brent petrolü cuma günü yaklaşık 97 dolar seviyesinde işlem görürken, perşembe günü 100 doların üzerine çıktı.

Gregory Brew, çatışmaların devam etmesi halinde petrol fiyatlarının 100 dolar civarında kalabileceğini söyledi.

Goldman Sachs analistleri ise bu hafta yayımladıkları raporda fiyatların 120 dolara kadar çıkabileceği değerlendirmesinde bulundu.

RBC Capital Markets Küresel Emtia Stratejisi Başkanı Helima Croft, Sanaa hükümet güçlerinin operasyonlarını sürdürmesi halinde Kızıldeniz'deki petrol akışının ciddi biçimde azalabileceğini söyledi.

Croft, bunun piyasalarda hâkim olan "piyasa her zaman bir alternatif yol bulur" anlayışını da değiştirebileceğini belirtti.

Sanaa güçlerinin operasyonları, dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri olan Suudi Arabistan'ı müşterilerine bağlayan ve İran savaşı boyunca küresel fiyatların daha da sert yükselmesini önleyen “güvenlik supabını” tehlikeye atıyor.

Günlük 4,9 milyon varillik akış risk altında

Londra merkezli Energy Aspects danışmanlık şirketinin Jeopolitik Araştırmalar Başkanı Richard Bronze'a göre savaşın başlamasının ardından Suudi Arabistan, Doğu-Batı boru hattını kullanarak Kızıldeniz terminallerinden gerçekleştirdiği günlük petrol sevkiyatını yaklaşık 700 bin-1 milyon varil düzeyinden 4,9 milyon varile çıkardı.

Bu miktar, küresel petrol arzının yaklaşık yüzde 5'ine karşılık geliyor.

Söz konusu hacmin yaklaşık 3,5 milyon varillik bölümü, çoğunlukla Asya'daki alıcılara ulaştırılmak üzere Babülmendep üzerinden taşınıyor.

Güney geçişinin fazla tehlikeli hale gelmesi durumunda geriye kalan tek çıkış yolu, Mısır üzerinden kuzeye uzanan güzergâh olacak.

Ancak Süveyş Kanalı bir çıkış yolu sağlasa da Babülmendep'in tam anlamıyla yerini tutabilecek bir alternatif oluşturmuyor.

Suudi petrolünün hareket halinde kalabilmesi için tankerlerin Mısır terminallerinden geçirilmesi ve ağır yüklü bazı gemiler için yeterince derin olmayan kanaldan geçiş sağlanması gerekiyor.

Asya'ya gönderilecek petrolün daha sonra Akdeniz boyunca batıya, Cebelitarık Boğazı'na ve oradan Ümit Burnu çevresine yönlendirilmesi gerekiyor.

Bu ek mesafe navlun ve sigorta maliyetlerini artırıyor, gemilerin daha uzun süre seferde kalmasına yol açıyor ve teslimatları haftalarca geciktirebiliyor.

Büyük tankerler Süveyş'ten tam yüklü geçemiyor

Süveyş Kanalı'nın kısıtlamalarına göre tasarlanan Suezmax tipi tankerler, kanaldan yaklaşık 1 milyon varil petrol taşıyabiliyor.

Buna karşılık çok büyük ham petrol tankerleri olarak bilinen VLCC'ler yaklaşık 2 milyon varil taşıma kapasitesine sahip olsa da tam yüklü olduklarında suya fazla gömüldükleri için kanaldan geçemiyor.

Bir VLCC'nin Süveyş'ten geçebilmesi için yükünün yaklaşık yarısını Süveyş Körfezi'nde boşaltması gerekiyor.

Boşaltılan petrol daha sonra kanala paralel uzanan “Süveyş-Akdeniz Boru Hattı” (Suez–Mediterranean Pipeline/ SUMED) boru hattı üzerinden yaklaşık 320 kilometre boyunca Mısır topraklarından geçirilerek Akdeniz kıyısına pompalanıyor.

Hafifleyen tanker Süveyş Kanalı'nı geçtikten sonra petrolü diğer tarafta yeniden yükleyebiliyor. Alternatif olarak yük başka bir gemiye aktarılabiliyor.

Bir başka seçenek ise petrolün iki ayrı Suezmax tankeri arasında bölüştürülmesi.

Asya yolculuğu 20 ila 30 gün uzuyor

Kuzeye yönlendirilen ve Asya pazarına gidecek sevkiyatlar açısından yeni güzergâh “çok daha ağır maliyetler” doğuruyor.

Richard Bronze, Asya'ya yapılan sevkiyatlarda bu dolambaçlı rotanın teslimat süresine yaklaşık 20 ila 30 gün ekleyebileceğini söyledi.

Gemilerin haftalar boyunca bu rotalara bağlı kalması, navlun fiyatlarının ve savaş riski sigortalarının da yükselmesine neden oluyor.

Standard Chartered'a göre dizel ve jet yakıtı taşıyan ürün tankerleri, uzun mesafeli ham petrol ticaretine hâkim olan VLCC'lere kıyasla Süveyş Kanalı'na çok daha fazla bağımlı.

Bu nedenle akaryakıt piyasaları olası kesintilere karşı özellikle savunmasız durumda.

Söz konusu risk, Ukrayna'nın Rus rafinerilerine yönelik saldırılarının ardından yakıt fiyatlarının zaten yükseldiği bir dönemde ortaya çıktı.

SUMED önceki bir krizden doğdu

Kuzeydeki petrol çıkış güzergâhı da geçmişte yaşanan başka bir kriz sonucunda oluşturuldu.

Süveyş Kanalı 1869'da açıldı ancak Arap-İsrail savaşının ardından 1967 ile 1975 yılları arasında kapalı kaldı.

Kanalın kapanması, Kızıldeniz ile Akdeniz arasında petrol taşıyacak bir kara bağlantısı oluşturulmasına yönelik SUMED boru hattı planlarını hızlandırdı.

SUMED boru hattı 1977'de faaliyete geçti.

Son gelişmeler, Ortadoğu'daki stratejik boğazları aşmaya yönelik alternatiflerin sınırlarını da açığa çıkardı. Coğrafya yeni bir rota sağlayabilse de bölgesel ittifaklar bu rotayı da tehlikeye atabiliyor.

Dış İlişkiler Konseyi Jeoekonomik Araştırmalar Merkezi Direktörü Edward Fishman, İran'ın Sana hükümeti güçleri ile koordinasyon kurarak hem Hürmüz Boğazı'nı hem de Babülmendep'i stratejik biçimde açıp kapatabilmesi halinde, ABD ve diğer Körfez ülkeleri üzerinde çok daha güçlü bir baskı aracına sahip olacağını söyledi.



Makaleler

Güncel