Arap ülkeleri, İran'a karşı Trump'ı yetersiz buluyor

img
Arap ülkeleri, İran'a karşı Trump'ı yetersiz buluyor YDH

Körfez'de ABD Başkanı Trump'ın öngörülemezliğine karşı kafa karışıklığı ve endişe var. Suudi Arabistan'dan ABD liderine sert eleştiriler gelirken Kuveyt ise İran'a yönelik gizli operasyona katıldığı iddialarını resmen yalanladı.




YDH- İsrail Kanal 12'nin haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşı dondurma adımı ve Körfez'in perde arkasındaki İran operasyonu iddiaları, bölgede bir güven krizini ateşlerken Suudi Arabistan'dan ABD liderine yönelik sert bir güvensizlik ilanı ve Kuveyt'ten resmî inkâr geldi.

Trump'ın gerilimi tırmandırmaktan vazgeçerek çatışmaları dondurma kararı alması ve Wall Street Journal'ın bu ayın başında Bahreyn ile Kuveyt'in İran'ı hedef aldığı yönündeki haberi, Körfez ülkelerinde derin bir belirsizliğe yol açtı.

Körfez cephesi bugün, Pazar günü, Trump'ın öngörülemez hamleleri karşısında yaşadığı kafa karışıklığını ve geleceğe dair endişesini gizleme gereği duymuyor.

Trump'a yönelik tepki: 'Ne yaptığını kendisi de bilmiyor'

Riyad'da yönetime yakın bir Suudi kaynak, İsrail Kanal 12'ye verdiği demeçte ABD Başkanı Trump'ın izlediği politikayı sert bir dille eleştirdi:

''Sergilediği tutumu anlamlandırmak gerçekten sinir bozucu. Çalışma tarzını kimse çözebilmiş değil; tam bir belirsizlik hâkim ve kimsenin ona güveni kalmadı. Herkes hamleleri karşısında büyük bir hayal kırıklığı yaşıyor.''

"Trump'a inanç sıfır," diyerek sözlerini sürdüren Suudi kaynak şu değerlendirmede bulundu: 

"Asıl amacının ne olduğunu kimse kestiremiyor. Savaşmak mı istiyor, istemiyor mu? Bir bakıyorsunuz 'İpleri biz tutuyoruz' diyor, ardından İranlılar 'Süreç bizim kontrolümüzde' diye çıkış yapıyor. Üstelik İran'a düzenlenen askeri harekatların yetersiz kaldığını öne sürüyor."

'İranlılar Trump ile oyuncak gibi oynuyor, kimse sözüne inanmıyor'

Saray çevresine yakın Suudi kaynak, Washington'dan gelen çelişkili mesajların yarattığı hoşnutsuzluğu gizlemiyor:

''İranlılar Trump'la adeta oyun oynuyor, onu istedikleri gibi yönlendiriyorlar. Bir bakıyorsunuz zafer kazanmış bir kahraman edasıyla savaşın bittiğini ilan ediyor; hemen ardından savaşın aslında hiç bitmediği, her şeyin daha yeni başladığı anlaşılıyor. Bu yüzden kimse onun sözlerine tam anlamıyla güven duymuyor.''

Suudi yetkili sözlerini şöyle sürdürdü:

''Ortada net bir durum olmalı: ya savaş ya barış. Yıllardır süregelen bu ne idüğü belirsiz Araf hali artık sürdürülemez. Yarım yamalak adımlarla yola devam edemeyiz.''

Hürmüz Boğazı ve Kuveyt'in 'müdahil olmadık' açıklaması

Hürmüz Boğazı'ndaki krizin boyutuna dikkat çeken kaynak, şunları kaydetti:

''Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık çözülmediği sürece bu krizin sonlanması mümkün değil. Aksine, süreç bu şekilde kapanırsa bu durum savaşın kaybedildiği anlamına gelir. Hürmüz Boğazı güvenliğe kavuşturulup küresel ticarete açılmalı; İran ise sınırlarını bilerek eski doğal boyutuna çekilmeli, bölgedeki baskı ve nüfuzuna son vermelidir.''

Bu esnada Kuveyt kanadından resmi bir açıklama geldi:

''İran'a yönelik askeri harekatta yer almadık.''

Wall Street Journal'ın Cuma günü yayımladığı, Bahreyn ve Kuveyt'e ait savaş uçaklarının bu ayın başında İran'daki füze ve insansız hava aracı depoları ile diğer askeri hedefleri gizlice bombaladığı yönündeki haber üzerine, Kuveyt'in Washington Büyükelçiliği bu akşam bir açıklama yaparak iddiaları kesin bir dille yalanladı:

''Haberde yer alan hususlar tamamen asılsızdır. Kuveyt, İran'ı hedef alan hiçbir askeri harekata katılmadığı gibi; karasularının, hava sahasının veya topraklarının komşu bir ülkeye saldırı amacıyla kullanılmasına da asla izin vermemiştir.''

Bahreynli yorumcu: 'Körfez'in vuracak gücü var ama tercihi barış'

Bahreyn tarafında da Amerikan politikalarının yarattığı kafa karışıklığı göze çarpıyor. Bahreynli analist Ahmed el-Kuzai, Kanal 12'ye yaptığı değerlendirmede şunları aktardı:

''Kamuoyunda ciddi bir kuşku hakim. Özellikle savaşın başından bu yana İran'daki rejimin devrilmesi yönünde bir beklenti varken bunun gerçekleşmemesi, 'savaşı tırmandırmamak' ifadesiyle tam olarak neyin kastedildiği sorusunu cevapsız bırakıyor.''

Kuveyt'in yalanlama metnine değinen el-Kuzai şöyle dedi: 

''Mayıs ayındaki benzer haberde olduğu gibi, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'nden konuyu doğrulayan ya da yalanlayan resmi bir açıklama gelmedi. Bugün de aynı tutum sergileniyor. Washington'daki Kuveyt Büyükelçisi haberi yalanladı ancak hükümet kanadından resmi bir bildiri yayımlanmadı. Bir başka deyişle, meseleyi medya üzerinden tartışmaya açmak istemiyorlar.''

El-Kuzai, bu ketum yaklaşımın arkasında ince hesaplanmış bir strateji yattığına inanıyor:

''Kanaatimce hala bir ateşkes umudu taşıyorlar. Diğer yandan, yeni bir cephe açılması durumunda İran karşısında yalnız bırakılmayacakları ihtimaline karşı da hazırlık yapıyorlar. Savaşın ilk gününden beri Körfez'de tek bir korku vardı: ABD'nin günün sonunda İran ile anlaşıp bölgeden çekilmesi ve Körfez ülkelerini İran'la baş başa bırakması. Bu, son derece vahim bir tablo yaratır. Saldırının gerçekten yaşandığını varsaysak bile verilen mesaj sadece ABD'ye yönelik değil. Buradaki asıl mesaj; Körfez ülkelerinin gerektiğinde misilleme yapıp vurabilecek güce sahip olduğu, ancak yine de barış yolunu yeğledikleridir.'

Bahreynli uzman sözlerini şöyle tamamladı:

''Öte yandan, eğer yaşanan şey yalnızca münferit bir saldırıdan ibaretse, bunun ne anlamı var? Böyle bir senaryoda bu hamle, ancak İran'ın füze altyapısını zayıflatmaya yönelik nokta atışı operasyonlar düzenleme kararlılığının bir göstergesi olabilir. İran artık hiçbir şey olmamış gibi eski düzenini sürdüremez. Aksi takdirde bu durum, Körfez bölgesindeki barış devrinin resmen kapanması anlamına gelecektir.''



Makaleler

Güncel