17 yıl sonra ilk ziyaret: Guterres, İsrail saldırılarının gölgesinde Suriye'de

img
17 yıl sonra ilk ziyaret: Guterres, İsrail saldırılarının gölgesinde Suriye'de YDH

❝Guterres, Birleşmiş Milletler’in Suriye’de kendine ait bir gündemi olmadığını açıkça ifade etti.❞




Emir Ali

YDH- El-Ahbar gazetesinin Suriye editörü Emir Ali, BM Genel Sekreteri Guterres’in 17 yıl aradan sonra Suriye’ye gerçekleştirdiği ziyareti, bu ziyaretin uluslararası dinamikler, BM’nin azalan siyasi rolü, ABD’nin mevcut hükümeti, Suriye'deki HTŞ rejimi ile ilişkiler ve İsrail’in işgal politikaları ekseninde tartışıyor.


Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, 2009’daki Ban Ki-moon ziyaretinden tam 17 yıl sonra Suriye’ye ayak bastı.

Şam’da geçici Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ve Dışişleri Bakanı Esad Şeybani başta olmak üzere Suriyeli yetkililer ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileriyle bir dizi görüşme gerçekleştirdi.

Bu ziyaret, önceki rejimin çöküşünden bu yana ABD öncülüğünde işleyen sürecin bir yansıması gibi duruyor.

ABD bu süreçte Suriye’yi kendi kampına yakın ülkeler için örnek bir model olarak sunmaya çalıştı.

Ne var ki Guterres’in gelişi, Birleşmiş Milletler’in Suriye krizindeki siyasi rolünü yeniden canlandırma çabası olarak okunmamalı.

Tam aksine bu ziyaret, BM ile geçici yönetim arasında yaklaşık bir yıldır süregelen gerilimin ardından gerçekleşti; zira Şam yönetimi, BM’nin geçiş sürecini denetleme planını baştan reddetmişti.

Bu süre zarfında Suriye dosyasının yönetimi, ABD’nin Suriye ve Irak Temsilcisi ve aynı zamanda Türkiye Büyükelçisi olan Thomas Barrack üzerinden fiilen Washington’a devredilmişti.

Bu durum, Birleşmiş Milletler’in rolünün giderek insani boyutlara çekilmesiyle, özellikle de Birleşmiş Milletler Ayrılma Gözlem Gücü’nün (UNDOF) faaliyetleriyle paralellik gösteriyor.

UNDOF, tampon bölgede geçici hükümeti tamamen geri çekilmeye ve 1974 Ayrılma Anlaşması’nı yeniden etkinleştirmeye zorluyor.

Bu noktada şu ayrıntıyı atlamamak gerek: İsrail, önceki rejimin düşüşüyle geçersiz hâle gelen bu anlaşmayı yeniden yürürlüğe koymayı hâlâ reddediyor ve Aralık 2014’ten bu yana işgal ettiği topraklardaki askerî varlığını daha da güçlendiriyor.

Guterres’in ziyaretinin öncesinde, ABD’nin Birleşmiş Milletler nezdindeki girişimleriyle bir dizi siyasi hamle hayata geçirilmişti. Bunların en dikkat çekeni, geçici cumhurbaşkanı ile İçişleri Bakanı Enes Hattab da dâhil olmak üzere bazı hükümet yetkililerinin isimlerinin terör listelerinden çıkarılmasıydı.

Ardından Şeybani’nin New York ziyareti geldi; peşinden de Eylül 2025’te Şara’nın BM Genel Kurulu’nun 80. oturumuna katılımı gerçekleşti.

Tüm bu gelişmeler, Şam ile uluslararası örgüt arasındaki ilişkilerde köklü bir değişime, geçici yönetimle siyasî normalleşmeye doğru atılmış somut bir adıma işaret ediyordu.

Guterres,  Şara ve Şeybani ile görüşmelerinde, İsrail’in işgal altındaki Suriye topraklarından çekilmesi gerektiğinin altını çizdi. Uluslararası topluma seslenerek, “Suriye Golan’ı konusunda Güvenlik Konseyi nezdinde daha olumlu, daha etkili bir tavır almalı ve sorumluluklarını üstlenmeliyiz,” dedi.

Suriye’nin toparlanması için uygun koşulların yaratılması gerektiğini de vurgulayan Genel Sekreter, “İstikrar için zemini inşa etmeli ve hazırlamalıyız,” ifadesini kullandı.

Ayrıca, “yıllarca süren zorluklara göğüs germiş, fakat direncini ve yaratıcılığını hiç kaybetmemiş” Suriye halkına övgüler yağdırdı.

Şeybani ile ortak basın toplantısında konuşan Guterres, Birleşmiş Milletler’in Suriye’de kendine ait bir gündemi olmadığını açıkça ifade etti. Geçen yıl taraflar arasında yaşanan anlaşmazlıkların ardından geçici yönetimi rahatlatmaya yönelik bu adımda Guterres, “Ajandamız Suriye hükümetinin ve Suriye halkının gündemidir,” dedi.

Suriye’nin yeniden inşasının uluslararası destek olmadan mümkün olmayacağını belirten Guterres, somut adımlar sıraladı:

► Temel hizmetlerin ve altyapının onarılması,

► Ekonominin canlandırılması,

► İş olanaklarının yaratılması,

► Mültecilerin ve yerinden edilmiş kişilerin güvenli, gönüllü ve onurlu bir şekilde geri dönüşü için uygun koşulların hazırlanması.

► Suriye’nin bölgesel ve küresel ekonomilere yeniden entegre olmasının desteklenmesi gerekliliği.

Şeybani ise İsrail’den, işgal güçlerinin 2014 sonlarından bu yana tampon bölge içinde ilerlediği alanlardan “derhal ve koşulsuz” çekilmesini talep etti. “İsrail’in Suriye topraklarına yönelik saldırıları ülkedeki güvenlik ve istikrarı baltalıyor,” diye konuştu.

Bir yandan da “Hükümet, silahları devlet tekelinde toplamayı başardı,” açıklamasını yaptı. Ne var ki bu iddia, sahada yaşananlarla tamamen çelişiyor.

Süveyda ve Haseke çevresinde cinayetler ve silahlı çatışmalar sürüyor. Hele Haseke’de, Kürt güçleriyle sürekli sürtüşme içindeki aşiret gruplarının faaliyetleri, 29 Ocak’ta Kürtlerle imzalanan anlaşmanın uygulanmasının önüne sayısız engel çıkarıyor.

Şeybani ayrıca 3,5 milyondan fazla Suriyelinin gönüllü olarak topraklarına döndüğünü duyurdu ve hükümetin şu anki önceliğinin “sürdürülebilir kalkınma için yeniden yapılanma ve uluslararası yaptırımların kaldırılması” olduğunu söyledi.

Guterres’in ziyareti, İsrail’e karşı ek bir baskı unsuru olarak yorumlanıyor. Nitekim Şara kısa süre önce el-Cezire’ye verdiği röportajda, ülkesinin çatışmadan kaçındığını ve herhangi bir sıcak çatışmaya girmenin bir yararı olmadığını belirtmiş, İsrail ile barış anlaşması imzalama çabalarının sürdüğünü söylemişti.

Ancak Tel Aviv yönetimi, bu ziyareti hem siyasi hem de askerî mesajlar içeren bir tırmanış kampanyasıyla engellemeye çalıştı. İsrail güçleri Taranga köyü civarındaki tarım arazilerini topçu ateşine tuttu. Ayrıca helikopterlerden, özellikle yolları kapatarak İsrail askerlerinin hareketini engellemeye kalkanlara yönelik tehdit içeren broşürler attı.

BM Genel Sekreteri Sözcüsü Stéphane Dujarric’in daha önce duyurduğu gibi, Guterres’in Suriye Golan Tepeleri’ndeki tampon bölgede konuşlu UNDOF güçlerini ziyaret etmesi bekleniyor.

Şam’daki Halk Sarayı’nda Guterres ile Kuneytra Valisi Ghassan Ahmed arasında gerçekleşen görüşmede ise Vali Ahmed, “İsrail tarafından tutulan Suriyeli tutukluların” serbest bırakılmasını ve bu dosyaların uluslararası hukuka uygun şekilde takip edilmesini istedi.

Ahmed, Birleşmiş Milletler’e seslenerek, “İşlenen ihlallerde cezasızlığa göz yumulmamalı,” dedi ve “BM’nin bu davaları izlemede, sivilleri korumak ve haklarını güvence altına almak için gerekli önlemleri almada üzerine düşeni yapması şarttır,” diye ekledi.

Vali, ayrıca 8 Aralık 2024 öncesindeki statükoya dönülmesini talep etti. Bu, İsrail’in işgal altındaki tüm topraklardan çekilmesi anlamına geliyor: Şeyh Dağı’nın (Hermon) zirvesinden Deraa kırsalındaki su kaynaklarına dek tampon bölge boyunca uzanan pek çok alan bu talebe dâhil.

Ne var ki Tel Aviv bu talebi defalarca geri çevirdi.


Çeviri: YDH

İlgili Haberler


Makaleler

Güncel