Foreign Policy: Pentagon, askerî yetersizliğin güncel adresi

img
Foreign Policy: Pentagon, askerî yetersizliğin güncel adresi YDH

Foreign Policy'de yayımlanan analiz, Norman F. Dixon'ın 50 yıl önce ortaya koyduğu "askerî yetersizlik" tezinin bugün Pete Hegseth yönetimindeki Pentagon'da yeniden hayat bulduğunu öne sürüyor.




YDH — ABD merkezli Foreign Policy dergisinde Keith Johnson imzalı analiz, İngiliz psikolog Norman F. Dixon’ın 1976 tarihli eseri “On the Psychology of Military Incompetence” (Askerî Yetersizliğin Psikolojisi) ile bugünün Pentagon yönetimi arasında benzerlikler kuruyor.

Kitabın yayımlanışının 50. yılına denk gelen 2026’da, Dixon’ın bir zamanlar “çok İngiliz” bir sorun olarak tanımladığı tablonun, şimdi ABD Savaş Bakanlığı’nda canlandığı öne sürülüyor.

Dixon’ın Tezi

Dixon, II. Dünya Savaşı’nda muharip istihkâm subaylığı yapmış, orduda on yıl geçirmiş bir psikologdu.

Kitabında, askerî başarısızlıkların kaynağını zekâ eksikliğinde değil, kurumların cezbedip ödüllendirdiği belirli kişilik özelliklerinde arıyordu.

Ona göre ordu, doğası gereği otoriter, geleneğe bağlı, fiziksel görünüşe aşırı önem veren, duygusal katılığı olan bireyleri çekiyor; hiyerarşik yapı bu özellikleri daha da pekiştiriyordu.

Sonuçta, barış zamanında disiplin ve düzen sağlayan bu vasıflar, savaşın kaotik ve yaratıcılık gerektiren anlarında felakete dönüşüyordu.

Kitabın ilk bölümü, Britanya ordusunun 19. yüzyıldan II. Dünya Savaşı’na uzanan başarısızlık sicilini gözler önüne serer: Afganistan’daki iki hezimet, Kırım Savaşı’ndaki beceriksiz lojistik, Boer Savaşı’ndaki dirençsizlik, Passchendaele’nin kanlı çamuru, sayıca üstün olmalarına rağmen Singapur’un Japonlara teslim olması ve “fazla uzaktaki köprü” olarak tarihe geçen Market Garden Harekâtı.

Dixon, bu felaketlerin ortak paydasının Viktorya dönemi yatılı okullarında şekillenen travmalar, katı erkeklik kodları ve Freudyen anlamda anne figürüne duyulan bilinçdışı korkular olduğunu savunur.

Hegseth: Dixon’ın “boş gösteriş” (bull) tanımının canlı örneği

Analiz, Hegseth’in general olmadığını ancak Dixon’ın eleştirdiği genç subay zihniyetini bugün Savaş Bakanı sıfatıyla temsil ettiğini belirtiyor.

Dixon’ın “bull” (anlamsız askerî gösteriş, şekilcilik, tören düzeni ve bürokratik angajman) olarak nitelendirdiği her unsur, Hegseth’in Pentagon’unda yeniden hayat buluyor:

• Fiziksel görünüş takıntısı: Hegseth, dünyanın dört bir yanındaki üst düzey komutanları Washington’a çağırarak şişman askerler, uzun saç ve sakallar hakkında uzun konuşmalar yapmış, kendi şınav çektiği videoları sosyal medyada paylaşarak adeta bir “fit komutan” imajı inşa etmeye çalışmıştır. Oysa savunma bakanından beklenen stratejik meselelerdir.

• Eleştiriye sıfır tolerans: Tıpkı Dixon’ın başarısız generallerde saptadığı gibi Hegseth de kendisine yönelik en ufak eleştiriye tahammül edememiştir. İran savaşı sırasında çatışmaları objektif aktaran basın kuruluşlarını “vatanseverlikten yoksun” olmakla suçlamış; Kongre üyelerinin savaşın başarısızlığında nihai sorumluluğun kendisinde olduğunu söylemesi üzerine sert ve kırıcı cevaplar vermiştir. Pentagon, profesyonel basın mensuplarını binadan uzaklaştırmış, can kaybı rakamlarını zaman zaman değiştirmiş ve yaklaşık üç aydır savaş döneminde hiçbir basın toplantısı düzenlememiştir.

• Kadınsılık korkusu ve cinsiyetçi politikalar: Dixon, Britanya ordusunda kadınlara ve eşcinselliğe yönelik sistematik nefretin, siper almaktan koruyucu ekipman kullanmaya kadar birçok hayati önlemin küçümsenmesine yol açtığını yazmıştı. Hegseth döneminde bu anlayış, somut politikalara dönüşmüştür. Hegseth, Amerikan askerleri için testosteron testleri ve gerektiğinde hormon tedavileri talep etmiş; kadın subayların terfilerine ve kadın muharip birliklerin genişletilmesine sistematik biçimde karşı çıkmıştır.

Teknolojik körlük ve stratejik başarısızlık

Dixon, otoriter liderlerin düşmanı küçümsediğini, yenilikleri benimsemekte direndiğini ve alışılmadık çözümlere kapalı olduğunu vurgulamıştı. Analiz, bu durumun bugün Pentagon’da açıkça gözlemlendiğini iddia ediyor:

• İran ve Hürmüz Boğazı: Pentagon’un İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatma ihtimaline karşı hazırlıksız olması, Dixon’ın “düşmanın niyetlerini anlayamama” sendromunun bir tezahürü olarak sunuluyor.

• Drone devrimine uyumsuzluk: Ukrayna savaşı insansız hava araçlarının (İHA) savaşın belirleyici unsuru haline geldiğini kanıtlamış olmasına rağmen ABD’nin İHA üretiminde hâlâ geride kaldığı belirtiliyor. Bu durum kısmen Başkan Trump’a bağlanıyor: Trump, İran savaşı sırasında Ukrayna’nın drone desteği teklifini reddetmiş, yıllardır uçak gemilerinde buharlı mancınık sistemlerine geri dönülmesini ısrarla talep etmiş ve gelecekte inşa edilecek “Trump sınıfı savaş gemileri” için Pentagon’u milyarlarca dolar harcamaya zorlamıştır.

“Eski” bir kitap ama hâlâ geçerli bir uyarı

Makale, Dixon’ın Freudcu psikanaliz ve Viktorya dönemi eğitimine yaptığı aşırı vurgunun bugün için eskimiş sayılabileceğini, ayrıca günümüz tarihçilerinin I. Dünya Savaşı’ndaki İngiliz generallerini tamamen beceriksiz değil, yeni bir savaş türüyle boğuşan nispeten yetkin kişiler olarak gördüğünü kabul ediyor.

Ancak yazara göre kitabın temel mesajı hâlâ çarpıcı biçimde güncel: Askerî kurumlar, normal zamanlarda güçlü kıldıkları niteliklerin (itaat, disiplin, törensel düzen) kritik anlarda nasıl yıkıcı bir atalete dönüştüğünü anlamak için paha biçilmez bir rehber niteliğinde.

Dixon’a göre başarılı bir komutan, yaratıcılığı, yeni fikirlere açıklığı, muhalif görüşleri dinleme cesaretini, gereksiz geleneklerin üzerine çıkabilmeyi, en yeteneklileri yükseltmeyi ve alışılmadık çözümleri benimsemeyi gerektirir.

Oysa makale, Hegseth yönetimindeki Pentagon’da yükselmenin öncelikle “beyaz, erkek ve tıraşlı” olmaktan geçtiğini, liyakatin ve yaratıcı düşüncenin ikinci plana itildiğini iddia ediyor.

Tarihin tekerrürü mü?

Foreign Policy analizi, Dixon’ın yarım asır önce kaleme aldığı uyarıların bugün ABD savaş politikasında aynen vücut bulduğunu söyleyerek bitiyor.

Hegseth’in şekilci, kadın düşmanı, eleştiriye kapalı, teknolojiye mesafeli ve sembolik jestlere düşkün yönetim tarzı, Dixon’ın “eşeklerin aslanlara komuta etmesi” metaforunu yeniden hatırlatıyor.

Yazara göre, Washington’un mevcut rotası değişmezse, tarihin en güçlü ordusu, öngörülemez bir çatışma ortamında kendi kurumsal ağırlığı altında ezilebilir.

İlgili Haberler


Makaleler

Güncel