Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, direnişin sahadaki kararlı duruşuyla işgal planlarını boşa çıkardığını, ulusal egemenliğin ancak bölgesel ittifaklar ve iç bütünlükle korunduğunu belirterek her koşulda mücadeleyi sürdürdüklerini ilan etti.
YDH ― Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım, Salı günü yaptığı açıklamada işgal sürdükçe direnişin de devam ettiğini belirterek, "İsrail projesine ortak olan herkesten hesap soracağız." ifadelerini kullandı.
Şeyh Kasım, birleşik ve bölünmez bir Lübnan'a inandıklarını, tek bir karış topraktan dahi vazgeçmediklerini vurguladı.
İsrail için tek seçeneğin bölgeden tamamen çekilmek olduğunu vurgulayan Şeyh Naim Kasım, "Eninde sonunda çekiliyorlar." dedi.
Tüm bölgenin, bilhassa Lübnan, Gazze, İran, Irak ve Yemen'in şu anda Amerikan-İsrail saldırganlığıyla karşı karşıya olduğunu söyleyen Şeyh Naim Kasım, bu saldırıların temel hedefinin direniş ateşini söndürmek ve bölgeyi sömürgeleştirmek olduğunu ifade etti.
Eylül 2024'te Lübnan'ı hedef alan saldırıların gayesinin direnişi kırmak, onu topraklardan ve hayattan söküp atmak olduğuna işaret etti.
Şeyh Naim Kasım sözlerine şöyle devam etti:
"Düşmanla amansız bir mücadeleye girdik ve ayakta kalmayı başardık. Onları, direnişin meşru bir hak olduğunu kabul eden bir anlaşmaya zorlayarak tüm planlarını suya düşürdük."
Takip eden on beş ay boyunca İsrail'in, direnişin yavaş yavaş yok olmasını beklediğini ve bu uğurda her türlü şeytani yola başvurduğunu anlatan Şeyh Naim Kasım şöyle konuştu:
"Direnişi tamamen bitirmeyi umdukları büyük bir savaşa hazırlandılar. Ancak sahada karşılaştıkları hazırlık seviyesi, arkamızdaki devasa halk desteği ve direnişçilerimizin gücü onları adeta şoka uğrattı."
Lübnanlı yetkililer ile İsrail rejimi arasında yürütülen doğrudan müzakereleri eleştiren Şeyh Naim Kasım, bu görüşmelerin Lübnan'a utanç, aşağılanma, hayal kırıklığı ve bitmek bilmeyen tavizlerden başka hiçbir şey getirmediğini bildirdi.
İsrail'in masada bazı siyasi avantajlar elde etmiş olabileceğini belirten Şeyh Naim Kasım, direniş var olduğu sürece sahada hiçbir somut sonuç alamadıklarını söyledi.
Siyasi otoritenin mevcut yavaşlığıyla Lübnan için hiçbir olumlu adım atamadığına ve bunun da yalnızca İsrail-Amerikan hedeflerine hizmet ettiğine dikkat çekti.
Bu tablo karşısında Lübnanlı yetkililere seslenerek; artık gereksiz tavizler vermekten vazgeçmelerini, direniş cephesiyle diyalog kurmalarını, iç siyasetteki sorunları çözerek ulusal egemenliğe sahip çıkmalarını talep etti.
İsrail ile kurulan temasları eleştirmeyi sürdüren Şeyh Kasım, "Güneydeki köy ve kasabalarımızın sistematik bir şekilde yerle bir edilmesi, İsrail varlığıyla diyaloğu kesip atmak için yeterli bir sebep değil mi?" sorusunu yöneltti.
Lübnan'a yönelik her saldırının doğrudan Amerikan yönetimi, gözetimi ve onayı altında gerçekleştiğine vurgu yaptı.
İç cephedeki kenetlenmenin hayati önem taşıdığını söyleyen Şeyh Naim Kasım, "Biz bu birliğe büyük kıymet veriyoruz; Hizbullah ve Emel Hareketi arasındaki güçlü ittifak, düşmanın önünde aşılmaz bir sur gibi duruyor." ifadelerini kullandı.
Lübnan halkının ezici çoğunluğunun direnişten, özgürlükten, ulusal egemenlikten ve ordudan yana olduğunu hatırlatan Şeyh Naim Kasım, Amerika ve İsrail'e bel bağlayan kesimleri ulusal birlik çatısı altında toplanmaya, egemenliğe sahip çıkmaya ve işgale karşı omuz omuza vermeye davet etti.
İsrail saldırılarının ardından iç cephede yaşanan zorluklara da değinerek halka şöyle seslendi:
"Halkımızın başına gelenlerin ne denli acı ve üzücü olduğunun farkındayız. Bu acıyı sizinle aynı derinden hissediyor, sizinle birlikte yaşıyoruz. Barınma sorunlarını çözmek, yıkılanları onarmak ve yeniden inşa etmek için tüm gücümüzle çalışıyoruz. Bu, size verdiğimiz kesin bir söz ve taahhüt."
Bölgesel ilişkilere de değinen Şeyh Naim Kasım, Lübnan ile Suriye arasında kardeşçe, yapıcı ve iş birliğine dayalı bir ilişkinin zorunlu olduğunu vurguladı.
"İstikrarlı bir Suriye Lübnan'ın sırtını dayayabileceği bir güç; tıpkı istikrarlı bir Lübnan'ın Suriye için bir güç olması gibi." diyen Şeyh Naim Kasım, zamanı geldiğinde Hizbullah ile Suriye geçiş yönetimi arasında kamuoyuna açık bir görüşme yapılmasından da hiçbir çekinceleri olmadığını dile getirdi.
Konuşmasında Amerikan-İran mutabakatının önemine de değinen Şeyh Naim Kasım, bölgedeki vahşeti durduran ve saldırıları bugünkü seviyesine çeken asıl unsurun bu mutabakat metni olduğunu aktardı.
İran'ın, Lübnan'ın bu metnin ilk maddesine dahil edilmesi, ayrıca saldırıların durması ve İsrail'in geri çekilmesinin şart koşulması için yoğun çaba sarf ettiğini söyledi.
Şeyh Naim Kasım, "İsrail'in geri çekilmesini sağlayan asıl güç, bu mutabakatın çizdiği rotaydı." diyerek sözlerini pekiştirdi.
Bununla birlikte, direnişin sarsılmaz iradesi olmasaydı bu başarıların hiçbirinin elde edilemediğinin altını çizdi.
İran İslam Cumhuriyeti'ne karşı yürütülen savaş ve baskılara da değinen Şeyh Naim Kasım, İran'ın bu mücadeleden zaferle ayrıldığını belirterek, "Artık bu çatışmayı kimin kazandığını tartışmanın dahi bir anlamı kalmadı." dedi.
İran'ın, varlığı ve nüfuzu istisnasız tüm dünyada yankı uyandıran, son derece etkili ve kilit bir ülke olduğunun altını çizen Şeyh Naim Kasım, Ayetullah Seyyid Mücteba Hamenei'nin liderliğinin gelecekteki hedeflere ulaşılmasının ve daha nice zaferler kazanılmasının en büyük teminatını oluşturduğunu söyledi.
Sözlerini, "Gazze'yi ve Filistin'i asla unutmuyoruz; bu acımasız saldırganlığa karşı omuz omuza durmak zorundayız." diyerek noktalayan Şeyh Naim Kasım, ortak düşmana karşı gösterdikleri onurlu destekten ötürü Irak ve Yemen halklarına da selamlarını gönderdi.