Nusra, yeniden yapılanıyor

img
Nusra, yeniden yapılanıyor YDH

Nusra Cephesi Lideri Ebu Muhammed el-Colani’nin, ikinci adam olarak nitelenen Ebu Maria el-Kahtani’yi dışlaması, örgüt içerisindeki yeniden yapılanmanın somut bir göstergesi olarak görülüyor.




YDH-Suriye’deki muhalif gruplara ait siteler, Nusra’nın ikinci adamı olarak bilinen Ebu Maria el-Kahtani lakaplı Meyser el-Cuburi’nin dışlanmasının giderek kan kaybeden örgütün yaşadığı iç çelişkileri gösterdiğini ifade ediyor.

Tekfirci gruplar üzerinde ciddi bir nüfuzu bulunan Kahtani’nin IŞİD’le Suriye’nin Deyr ez-Zor ve Şuheyl kentlerinde girilen çatışmada alınan ağır yenilgiler sebebiyle örgütten uzaklaştırıldığı ve örgütün yeninden yapılanma çabası içerisinde olduğu bildiriliyor.

El-Muntediyatu’l Cihadiye sitesi tarafından IŞİD’le yaşanan savaşın sorumlusu olarak gösterilen Kahtani’nin IŞİD’in kurucu liderleri arasında yer aldığı; ancak daha sonra Ebu Bekir el-Bağdadi ile yaşadığı sorunlar yüzünden Irak’tan kaçarak Suriye’ye geldiği öne sürülüyor.

Bazı twitter mesajları dışında Kahtani’den artık eser kalmadığı iddia edilirken, Nusra içerisinde Kahtani’nin yerine Ebu Muhammed Şami diye tanınan ve örgütün lideri Ebu Muhammed Colani tarafından desteklenen Sami Mahmud el-Aridi’nin yıldızının parladığı belirtiliyor.

Sami el-Aridi kimdir?

Ürdünlü bir din alimi olarak bilinen Sami Maumud el-Aridi’nin, Nusra Cephesi’ndeki yeni konumundan önce de örgütün teorisyeni olarak görüldüğü ve dini merci olarak kabul edildiği belirtiliyor.

1973’te Amman’da doğan Sami Aridi, Ürdün’de ilahiyat fakültesini bitirdikten sonra 1994’e hadis alanında yüksek lisansa kabul edildi. 1997’de yüksek lisansını tamamlayan Aridi’nin 2001’de de doktorasını tamamladı ve İbn Teymiye üzerine kitaplar yazdı.

Colani’nin tavsiyesi

Nusra Lideri Ebu Muhammed Colani’nin el-Cezire’ye verdiği röportajında Aridi’nin sözlerine kulak verilmesi çağrısı yapması, Sami el-Aridi’nin örgüt içerisindeki nüfuzunun bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Demokrasiyi İslam’a ters gören Aridi’nin Nusra’nın hedefleriyle ilgili olarak şunları söylediği naklediliyor: “Suriye halkının yardımıyla Beşşar Esed rejimini devirdikten sonra Allah’ın hükümlerini uygulayacak ve her yere refah ve adalet getirmek için bir İslam devleti kuracağız.”

Aridi’nin aralarında İslami Cephe’nin de bulunduğu bazı silahlı grupların yayımladığı “Devrimci Onur Bildirisi”ni dine aykırı gördüğü belirtilirken Aridi’nin örgütten Kahtani’nin yerine geçmesinin iç ve dış sebeplerle bağlantılı olduğu, örgütün iç bağlarını güçlendirmeye çalıştığı; ancak bunun İslami Cephe ve IŞİD’le ilişkileri kesmek anlamına gelmediği öne sürülüyor.

Nusra’dan yeni adımlar

Nusra Cephesi’nin IŞİD’e kaptırdığı yabancı militanları yeniden çekmeye çalıştığı belirtilirken Ebu Muhammed Şami’nin (Aridi) Arapların 1980’lerde Afganistan savaşına katılmalarında önemli bir rol oynayan ve el-Kaide’nin temelini atan Abdullah Azzam’ı taklit ettiği ve başta Ürdünlüler olmak üzere selefi Arapları örgüte kazandırmaya çalıştığı iddia ediliyor.

Şami’nin tüm cihatçı selefiler üzerinde ağırlığı olan Ebu Muhammed el-Makdisi, Ebu Katade ve İyad el-Kuneybi gibi liderlerle olan irtibatının örgütün hedefleri açısından kolaylık sağladığı öne sürülüyor.

Kahtani’nin dışlanması Bağdadi’ye zeytin dalı

Nusra Lideri Ebu Muhammed el-Colani’nin yakın zamana kadar örgütün ikinci adamı olarak nitelenen Ebu Maria el-Kahtani’yi dışlamasının IŞİD’e barış mesajı içerdiği iddia ediliyor.

IŞİD Lideri Ebu Bekir el-Bağdadi’nin Kahtani’den nefret ettiğini belirten kimi analistlere göre Colani, Kahtani’yi örgütten dışlayarak, IŞİD’e çatışmaları sona erdirme yönünde bir mesaj veriyor.

IŞİD ve Nusra’nın el-Kaide’nin uzantısı olduğuna ve Nusra’nın IŞİD Lideri Ebu Bekir el-Bağdadi tarafından Suriye’ye gönderilen Ebu Muhammed el-Colani tarafından kurulduğuna dikkat çeken analistler, iki taraf arasındaki çatışmaların ideolojik değil örgütsel çıkar çatışmasından kaynaklandığını belirtiyor.

Kahtani’nin yerine Şami’nin getirilmesinin Nusra ile IŞİD arasındaki sorunların çözümüne ne ölçüde katkı sunacağı belirsiz. Belirsiz olan diğer bir husus da ‘Devrimci Onur’ bildirisini dine aykırı sayan Şami ile bu bildiriyi imzalayan İslami Cephe arasındaki ilişkilerin nasıl etkileneceği.

Nusra’nın yeni stratejisi

İçerideki değişikliklerin örgütün strateji değişikliğine gittiğinin işareti olduğu öne sürülüyor.

17 silahlı grubun kurucuları arasında İslam Ordusu ve Sukuru’ş- Şam’ın da bulunduğu İslami Cephe komutası altında yeni bir askeri komutanlık oluşturması, Nusra Cephesi açısından bir tehdit olarak görülüyor.

Ancak kurucuları arasında Usame bin Ladin’in arkadaşlarından Ebu Halid Suri’nin de bulunduğu Ahrar Şam ile Tevhit Tugayları, yeni kurulan askeri komutanlıkta yer almıyor olsa da bu gelişmenin Nusra ile İslami Cephe ilişkilerini farklılaştıracağı tahmin ediliyor.

Nusra ile İslami Cephe arasında sahadaki işbirliği dönemi sona ermiş sayılsa da iki taraf arasında silahlı çatışma yaşanması ihtimali zayıf görülüyor.

Ancak kabilelerle ve hatta ‘Devrimci Onur’ bildirisini imzalayan silahlı gruplarla işbirliğini öngören Kahtani’nin yerine bildiriyi dine aykırı sayan Şami’nin getirilmesinin Nusra’yı daha da radikalleştireceği iddia ediliyor.

Nusra, IŞİD’i taklit ediyor

Şami, el-Kaide’nin bir parçası olduklarını ve Taliban’ı model aldıklarını söylüyor. Nusra’nın büyük bir değişim gerçekleştirdiğini belirten analistler, Ebu Firas Suri’nin açıklamalarına dikkat çekiyorlar.

Ebu Firas Suri’nin Nusra Cephesi’nin kontrolü altında bulunan bölgelerde dini hükümleri uygulamak istediğine dair sözleri, Nusra’nın önceliklerinde yaşanan değişimi gösteriyor. Çünkü Nusra daha önce “savaş sırasında şeriatın uygulanması mümkün değildir” gerekçesiyle bunu erteliyordu.

Ebu Firas Suri, el-Minaretu’l Beyda’ya verdiği bir demecinde diğer grupları da bu stratejiye katılmaya çağırarak şöyle dedi: “Bizimle Batı projelerinden uzak durarak Allah’ın dini temelinde işbirliği yapan herkese kapımız açık.”

Ebu Firas Suri kimdir?

Asıl adı Rıdvan Numus olan Ebu Firas, 1950’de Şam’da doğdu. Girdiği harp okulundan 1970’te teğmen rütbesiyle mezun oldu. 9 yıl sonra Halep’in Ramuse bölgesinde askeri okul öğrencilerinin öldürülmesiyle sonuçlanan olaylara katıldığı suçlamasıyla ordudan atıldı.

Ebu Firas, 1980’lerde İhvan-ı Muslimin’in silahlı örgütü olarak nitelenen Taliatu’l Mukatile militanlarına askeri eğitim verdi. 1981’de Afganistan’a gitti ve Sovyet işgaline karşı savaşan Afganlılar ile Araplara eğitim verdi.

El-Kaide Lideri Usame bin Ladin’in yakın arkadaşı olduğu belirtilen Ebu Firas’ın “Davet Cemaati” adlı grubu, Bin Ladin tarafından mali açıdan da desteklendi.

Amerika’nın 20013 yılında Irak’ı işgal etmesinden sonra Irak’a giden Ebu Firas, şimdi IŞİD olarak bilinen Irak el-Kaide’sinin kurucusu Ebu Musab el-Zerkavi’yle tanıştı; ancak aynı yıl Yemen’e gitti.

2013 yılına kadar Yemen’de kalan Ebu Firas, IŞİD’le Nusra arasında ihtilafların başlaması üzerine Suriye’ye gitti.

Ebu Firas, Nusra Cephesi içerisinde el-Kaide Lideri Eymen Zevahiri’ye en yakın isim olarak tanınıyor.

Ebu Firas Suri’nin örgütün sözcülüğüne, Ebu Muhammed Şami’nin ise şer’i kurul başkanlığına getirilmesi Nusra Cephesi’nin el-Kaide kimliğini vurgulama çabası olarak nitelendiriliyor.

Nusra’nın Suriyeli olan Ebu Humam Suri’yi askeri sorumlu olarak ataması ise tıpkı Irak’taki komutanlarını Iraklılardan seçen IŞİD’inki gibi yerel şartları dikkate alan bir taktik olarak değerlendiriliyor.

  



Makaleler

Güncel